HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Siyaset Yeniden Milletin Yükünü Omuzlamalı

03.02.2026 00:00
Türkiye'de siyaset, uzun bir süredir kendi etrafında dönüp duran, değişiyormuş gibi yapıp aslında aynı kalıpları tekrar eden bir kısır döngünün içine sıkışmış durumda. Seçim takvimleri yaklaştıkça yükselen sesler, yapılan çağrılar, kurulan masalar ve üretilen senaryolar farklılaşıyor gibi görünse de zihniyet büyük ölçüde aynı kalıyor. Bu tablo, yalnızca iktidarın yıpranmışlığıyla açıklanabilecek bir durum değildir. Muhalefetin de toplumun gerçek sorunlarıyla bağ kuramayan, yeni ve sahici bir yol ortaya koyamayan tutumu bu çıkmazı derinleştirmektedir.
Bugün sokakta konuşulan meseleler son derece nettir. Hayat pahalılığı, adalete duyulan güvensizlik, gençlerin gelecek umudunu yurt dışında araması, tarımın çöküşü, üreticinin borç batağına sürüklenmesi, emeklinin ay sonunu getirememesi artık günlük hayatın sıradan gerçekleri hâline gelmiştir. Buna karşılık siyaset sahnesinde hâlâ sayısal hesaplar, ittifak mühendislikleri ve dar kadro kurtarma planları konuşulmaktadır. Halkın tamamını kapsayan bir çıkış yolundan çok, sistem içinde kimlerin yer alacağı tartışılmaktadır.
Tam da bu noktada Kutlu Parti'nin ortaya koyduğu yaklaşım, mevcut siyaset ikliminden bilinçli bir kopuşu temsil etmektedir. Kutlu Parti, siyaseti bir mevki ve imtiyaz aracı olarak değil, doğrudan toplumsal sorumluluk alanı olarak tanımlayan bir çizgide durmaktadır. Partinin temel iddiası, iktidar değişiminin yalnızca isimlerle ve tabelalarla değil, anlayışla mümkün olabileceği yönünde şekillenmektedir.
Kutlu Parti'nin politikalarında öne çıkan ana eksen, devletin yeniden milletle buluşturulmasıdır. Ekonomide rant ve faiz merkezli yapı yerine üretimi esas alan, tarımı ve sanayiyi stratejik alanlar olarak gören bir model savunulmaktadır. Çiftçinin toprağından kopmadığı, üreticinin borçla değil planlamayla ayakta kaldığı, gencin kaderinin düşük ücretli ve güvencesiz işlere mahkûm edilmediği bir ekonomik düzen hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakları da gözeten uzun vadeli bir perspektife dayanmaktadır.
Partinin adalet anlayışı da mevcut sistem eleştirisinin merkezinde yer almaktadır. Hukukun kişilere, dönemlere ve siyasi tercihlere göre değiştiği algısının toplumda yarattığı tahribat açıktır. Kutlu Parti, yargının tam bağımsızlığı ilkesini yalnızca bir söylem olarak değil, devletin yeniden inşasının temel şartı olarak ele almaktadır. Adaletin olmadığı bir ülkede ne yatırımın, ne huzurun, ne de kalıcı bir kalkınmanın mümkün olamayacağı vurgulanmaktadır.
Bu siyasal hattın düşünsel çerçevesini belirleyen en önemli isimlerden biri Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'dur. Akademik birikimi ve tarihçi kimliğiyle tanınan Halaçoğlu, Türkiye'nin bugün yaşadığı sorunların tesadüfi olmadığını, tarihsel kopuşlar ve yanlış tercihlerle biriktiğini dile getirmektedir. Ona göre Türkiye, kendi devlet geleneğinden, liyakat kültüründen ve toplumsal adalet anlayışından uzaklaştıkça kırılgan hâle gelmiştir. Bu nedenle çözüm, günü kurtaran siyasi manevralarda değil, köklü bir zihniyet değişiminde aranmalıdır.
Yusuf Halaçoğlu'nun özellikle altını çizdiği bir diğer husus da millî egemenlik kavramının içinin boşaltılmasıdır. Ekonomiden dış politikaya kadar pek çok alanda karar alma süreçlerinin halktan uzaklaştığını vurgulayan Halaçoğlu, siyasetin yeniden millet iradesiyle hizalanması gerektiğini savunmaktadır. Kutlu Parti'nin politik duruşu da bu düşünceyle örtüşmekte; Türkiye'nin ne küresel sermaye gruplarının ne de dar çıkar çevrelerinin yönlendirmesiyle yönetilemeyeceğini açıkça ifade etmektedir.
Bugünkü siyaset pratiğinde sıkça rastlanan kutuplaştırıcı dil, Kutlu Parti'nin özellikle mesafe koyduğu bir başka alandır. Kimlikler üzerinden yürütülen, toplumu sürekli karşıt kamplara ayıran anlayışın Türkiye'yi ileri taşımadığı açıktır. Parti, farklılıkların çatışma değil zenginlik olarak görüldüğü, ortak vatandaşlık paydasında buluşan bir siyasal iklimi savunmaktadır. Bu yaklaşım, yalnızca birleştirici bir dil değil, aynı zamanda yönetilebilir bir ülke hedefinin de ön şartıdır.
Türkiye'de siyasetin içine sıkıştığı bu tabloyu en net, en sert ve en doğrudan biçimde ortaya koyan değerlendirmelerden biri de Kutlu Parti Genel Sekreteri İrfan Çep'in sözlerinde karşılık bulmaktadır. Çep'e göre artık siyasetin ne için yapıldığı sorusu ertelenemez hâle gelmiştir. Bir iktidar gitsin yerine ona benzeyen bir başka iktidar gelsin diye mi siyaset yapılıyor, yoksa kim iktidarda olursa olsun birkaç kişinin milletvekili olup kendini kurtarması mı hedefleniyor sorusu, bugünkü siyasal tartışmaların merkezinde durmaktadır.
İrfan Çep, muhalefetin önemli bir bölümünün hâlâ eski reflekslerle hareket ettiğini, değişen yönetim sistemini, sandığın yeni matematiğini ve toplumun dönüşen sosyolojisini okumakta ciddi bir yetersizlik sergilediğini vurgulamaktadır. Sağ-sol, biz-onlar, ülkücü-komünist gibi artık topluma hiçbir şey söylemeyen cepheleşmeler üzerinden yürütülen siyasetin ne halkta heyecan uyandırdığını ne de gerçek bir umut ürettiğini ifade etmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte siyasal dengeler köklü biçimde değişmişken, cumhurbaşkanlığını kazanmadan Meclis'e birkaç ismin girmesini büyük bir başarı gibi sunmak, Çep'in ifadesiyle 1970'lerin aklıyla 2027 ya da 2028 seçimlerini kazanmaya çalışmaktır.
İrfan Çep'in sıkça kullandığı "kuyu" benzetmesi, Türkiye'nin bugün geldiği noktayı çarpıcı biçimde özetlemektedir. Milyonlarca insan geçim derdiyle, borçla, güvencesizlikle ve adaletsizlikle kuyunun içinde yaşam mücadelesi verirken, siyasetin onlara yalnızca sabır ve şükür telkin edip dar bir elit kesimi kurtarmaya odaklanması artık taşınamaz bir noktaya ulaşmıştır. Yaklaşık 60 milyon seçmen kuyunun içindeyken, siyasetin yalnızca içinden 600 kişiyi çekip çıkarmak için yapılması, çağdaş bir siyaset anlayışı değil, açık bir akıl tutulmasıdır. Bu itiraz, Kutlu Parti'nin genel siyasi çizgisinin de temelini oluşturmaktadır.
Bu çerçeveyi tamamlayan bir diğer önemli vurgu ise Kutlu Parti Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tulga Keskin'in değerlendirmelerinde görülmektedir. Keskin, emeklilerin artık yoksulluk sınırında değil, can çekişen bir noktada olduğunu ifade etmektedir. Mevcut düzen değişmeden emeklinin yüzünün gülemeyeceğini ve hakkını savunmanın artık bir zorunluluk hâline geldiğini vurgulamaktadır. Bu tabloyu yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, vicdani ve yönetsel bir sorumluluk olarak tanımlayan Keskin, emeklilerin yaşadığı derin sefaletin siyasetin önceliklerini yeniden belirlemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Keskin'in bu söylemi, Kutlu Parti'nin daha geniş politik perspektifini de yansıtmaktadır. Siyasetin dar çıkar hesaplarıyla değil, halkın gerçek acılarına yanıt verecek bir gündemle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Keskin, toplumsal kesimlerin yalnızca oy kaynağı olarak değil, devletin asli muhatapları olarak ele alınması gerektiğini dile getirmektedir. Böylece siyasetin, gerçek hayatın ve halkın derdinin merkezine yerleştirilmesi gerektiğine dair güçlü bir çağrı yapılmaktadır.
Türkiye'nin önünde duran mesele artık kim gitsin, kim gelsin sorusunun çok ötesindedir. Asıl soru, siyasetin ne için ve kim adına yapıldığıdır. Bugün milyonlarca insan geçim derdiyle, güvensizlikle ve belirsizlikle boğuşurken, siyasetin kendi iç dengelerine kapanması kabul edilebilir değildir. Kutlu Parti'nin itirazı tam olarak bu noktada şekillenmektedir. Siyaset, birkaç yüz kişiyi sistemin dışına itip birkaç yüz kişiyi sisteme dâhil etme aracı olmaktan çıkarılmadıkça, toplumun tamamı için bir umut üretmek mümkün olmayacaktır.
Bu ülkenin ihtiyacı ne eski ezberleri tekrarlayan, tükenmiş bir muhalefettir ne de gücünü korumak adına memleketi yoran bir iktidar. Türkiye'nin asıl ihtiyacı; halkın yükünü sırtlanmayı göze alan, adaleti kişilere göre eğip bükmeyen, üretimi lafla değil iradeyle savunan ve koltuğu değil memleketi önceleyen bir siyaset anlayışıdır. Kutlu Parti, Yusuf Halaçoğlu'nun tarihsel hafızaya dayanan devlet aklı, İrfan Çep'in sahadan yükselen sert ve uyarıcı itirazları, Tulga Keskin'in toplumun en dipten gelen gerçeklerini işaret eden vurgularıyla bu anlayışın yalnızca sözünü değil, bedelini de üstlenmeye talip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'nin içine sürüklendiği bu çıkmaz, isimler değişerek değil, anlayış değişmeden aşılamaz. Siyaset yeniden milletin kaderiyle yüzleşmeyi göze almadıkça; koltuklar korunur, ama ülke kaybedilir.
 
Muharrem DEĞİRMEN /GÖZLEM / diğer yazıları
•Siyaset Yeniden Milletin Yükünü Omuzlamalı 03 00:00:00.02.2026
•Bir Düdükle Silinen Emek: Amatör Futbol Nereye Gidiyor 30 00:00:00.01.2026
•BU CV’YE RAĞMEN BU İHALE NASIL VERİLDİ SAYIN BOZBEY? 28 00:00:00.01.2026
•Sadece Haber Değil, Sorumluluk Üreten Bir Medya 20 00:00:00.01.2026
•“Orhangazi’deki muhalefet boşluğunu doldurmaya çalışıyoruz” 15 00:00:00.01.2026
•ANNESİNİN EVLADI, HAYDAR HOCANIN TALEBESİ İRFAN AYDIN 11 00:00:00.01.2026
•Belediye Başkanlığı mı, Husumet Merkezi mi? 07 00:00:00.01.2026
•Bu Kente Beş Soru Sorduk, Şimdi Sıra Cevaplarda 02 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE SPOR SESSİZCE TASFIYE EDİLİYOR 24 00:00:00.12.2025
•İznik Örnek, Orhangazi İbret! 17 00:00:00.12.2025
•YÖNETİLEMEYEN ORHANGAZİ: BOŞLUĞU ÇETELER DOLDURUYOR, BEDELİNİ ÜÇÜNCÜ GÖZ MEDYA VE İRFAN AYDIN ÖDÜYOR 10 00:00:00.12.2025
•BU İLÇEDE YÖNETİM ÇÖKMÜŞTÜR! 05 00:00:00.12.2025
•Bülent Bakış’tan siyaset üstü bir mücadele 04 00:00:00.12.2025
•KIRMIZIDAN SİYAHA: PAPA’NIN AYAKKABISINA GİZLENEN DİPLOMASİ 03 00:00:00.12.2025
•Çocuklar ölüyorsa hiçbir başarı anlamlı değildir 27 00:00:00.11.2025
•RUHSUZ KASABA ORHANGAZİ 19 00:00:00.11.2025
•Vefa Bitti, Gösteriş Kaldı! 11 00:00:00.11.2025
•ATATÜRK’E LAYIK OLABİLMEK! 10 00:00:00.11.2025
•Zeytin Dallarında Sessiz Bir Çöküş 05 00:00:00.11.2025
•Orhangazi’de Cumhuriyetin İlk Nefesi 29 00:00:00.10.2025
•29 Ekim Kutlamalarına BERNA İL mührü 29 00:00:00.10.2025
•Siyasetin Kör Noktasında ki ORHANGAZİ 22 00:00:00.10.2025
•Zeytin Para Edecek mi? Zeytinyağı Piyasasında Ne Olacak? 14 00:00:00.10.2025
•Bu torakların sesi BÜLENT BAKIŞ 12 00:00:00.10.2025
•HASTALARIN UMUDU, SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SABRI TÜKENİYOR 08 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Canına Okuyanlara Son Uyarı 02 00:00:00.10.2025
•Suskunluğunuzun arkasında korku mu var, çıkar hesapları mı? 27 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de Adaletin Yeni Rotası 25 00:00:00.09.2025
•Gaziler Gününü kutlamak “VEFA” ile başlar 18 00:00:00.09.2025
•Belirsizlik büyüdükçe kuşku haklılaşır! 17 00:00:00.09.2025
•MHP’li Bozoğlu’ndan Kaymakama İstiklal Marşı çıkışı 08 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’nin gölü kendine küsmüşken 03 00:00:00.09.2025
•Hakikate Adanan Bir Ömür: 30 Ağustos’un Ruhuyla Haydar Baş’ın Vasiyeti 29 00:00:00.08.2025
•Orhangazi Kent Konseyi Ortak Akıl mı, Ortak Çıkar Kulübü mü? 20 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİMETRELİ ARKADAŞLAR… 18 00:00:00.08.2025
•Yurt Yerini kime neden sattın Bekir Aydın? 12 00:00:00.08.2025
•SİYASETİN UMUDU, HALKIN SESİ BERNA İL 05 00:00:00.08.2025
•Birinci Vazifen’ Bursa’da Birlik Ruhunun İmtihanı Kalem burada biter; meydan, umuda kalsın. 05 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİ’NİN PART TİME SİYASETÇİLERİ 29 00:00:00.07.2025
•Kırsalın Şehirleştirilmesi mi, Hafızasızlaştırılması mı? 15 00:00:00.07.2025
•ZALİMLERİN DEĞİŞMEYEN SOYU VE HÜSEYİNLERİN DİMDİK DURUŞU 05 00:00:00.07.2025
•Bir Selam Kadar Uzağımızda Ölüm Bizler hep birlikte İyiyiz 02 00:00:00.07.2025
•İKİ YÜZ KARASI AYNA: A HABER VE HALK TV 28 00:00:00.06.2025
•Fazıl Say ile "İznik Türküsü"nün Ardından 25 00:00:00.06.2025
•Ustadan Eser Kaldı, Senden Ne Kalacak? 18 00:00:00.06.2025
•Orhangazi Ziraat Şubesi’nde Ne Oluyor? 18 00:00:00.06.2025
•Partideki 'Biz'den Olmayanlar' Meselesi 18 00:00:00.06.2025
•Mahkumlar ve Yakınlarının Umutlarıyla Oynanan İnfaz Oyunu 11 00:00:00.06.2025
•İznik’ten Ankara’ya Giden Yol Kağan Mehmet Usta 29 00:00:00.05.2025
•“İstanbul’da Suç Olan, Orhangazi’de Neden Normalleştiriliyor?” 13 00:00:00.05.2025
•Hakikati Yazmanın Bedeli 05 00:00:00.05.2025
•Orhangazi’de Eski Mezar Taşlarının Sahipsizliği ve Korunma İhtiyacı: Tarih ve Kültürün Yok Olma Tehlikesi 28 00:00:00.04.2025
•Bursaspor’un Diriliş Öyküsü 16 00:00:00.04.2025
•Hakikat bayrağı düşmez Âşıklar ölmez 14 00:00:00.04.2025
•Cezaevlerinde Adalet Krizi ve Yaklaşan Tehlike 09 00:00:00.04.2025
•Siyaset Tartışıyor, Halk Geçim Derdiyle Boğuşuyor 26 00:00:00.03.2025
•Türkiye ve Orhangazi'de kadın cinayetleri 07 00:00:00.03.2025
•RAMAZANLAR DEĞİŞMEDİ, İNSANLAR DEĞİŞTİ 05 00:00:00.03.2025
•Orhangazi’de BESAŞ Fırtınası Ekmeğin ve Adaletin Hikâyesi 25 00:00:00.02.2025
•Adaletin Peşinde İki Farklı Perspektif 18 00:00:00.02.2025
•Cemal Öner: Orhangazi'nin Milli Görüş Davasına Adanmış İsmi 09 00:00:00.02.2025
•Araştırmacı Gazeteci İrfan Aydın ve 3. Göz Medya’nın Uyuşturucu ile Mücadelesi: Yargı Reformuna Yön Veren Rapor 03 00:00:00.02.2025
•Büyükbaş Hayvancılıkta Kriz: Her Kalemiyle Gerçekler Kurbanlık Büyükbaş Hayvanın Gerçek Bedeli 29 00:00:00.01.2025
•Neler bırakmadık ki 2024’te! 01 00:00:00.01.2025
•Hani otopark spor kulüplerine verilecekti? 25 00:00:00.12.2024
•Müslüman coğrafyasında "Müslüman" arar olduk..! 17 00:00:00.12.2024
•Çalışma hayatında öncü bir kadın ŞÜKRAN ÇOKLAR GÜNDÜZ 16 00:00:00.12.2024
•Özge Demir: Hak Mücadelesinin Güçlü Sesi 10 00:00:00.12.2024
•Orhangazi Tarımına Yön Veren Bir Lider: Dinçer Dimrit 06 00:00:00.12.2024
•PAŞAPINAR’A VE HİZMETE ADANMIŞ BİR HAYAT: CAVİT TAŞ 04 00:00:00.12.2024
•Eğitim, Sanayi ve Sosyal Kalkınmada Öncü Orhangazi TSO 03 00:00:00.12.2024
•Biri anlatsın Ne oluyor bu ülkede? 18 00:00:00.11.2024
•Topuklu Efe Çalışıyor, muhalifleri sahte hesaplarla uğraşıyor 06 00:00:00.11.2024
•BASKF için neden Çetin Yıldız ve ekibi? 31 00:00:00.10.2024
•OKURUMUZDAN MEKTUP VAR!!! 09 00:00:00.10.2024
•Rakı-Balıktan sporcu ile ilgilenmeye fırsat bulamayan Osman Kılıç 16 00:00:00.09.2024
•Sevdası TÜRKİYE olanların adresi 03 00:00:00.09.2024
•Bursa Gençlik ve Spor’da Gökay AZAK büyük bir şanstır 14 00:00:00.08.2024
•Gürle üzerine yazmak 20 00:00:00.07.2024
•Akçe, spor malzemeleri ve Cem Gençoğlu 29 00:00:00.06.2024
•Rakı-Balık Osman Kılıç!!! 24 00:00:00.06.2024
•Orhangazi’nin Sözde Abdulhamid Han Sevdalıları 15 00:00:00.06.2024
•Çetin Yıldız ve BASKF 07 00:00:00.06.2024
•Siyaset vefa ister, vefa başarıyı getirir 05 00:00:00.06.2024
•Kız Meslek dediler, Kimya Lisesi Projesi yaptılar 31 00:00:00.05.2024
•Orhangazi siyaseti sil baştan 23 00:00:00.05.2024
•Hatipoğlu’ndan açıklama var… 20 00:00:00.05.2024
•19 Mayıs öncesi gençlere yapılan kabul edilemez 18 00:00:00.05.2024
•YILDIZ PARLAMADI, BEYGİR ŞAHLANMADI, ŞİMDİ SIRA ARPA’DA! 12 00:00:00.05.2024
•MUHTARLIKLARDA NELER OLUYOR? 18 00:00:00.04.2024
•ORHANGAZİ’DE “GÜLÜMSEMEK” İSTİYOR 15 00:00:00.04.2024
•ORHANGAZİ'NİN BEKA SORUNU BAKİ BEKÂR 04 00:00:00.04.2024
•Seçimin 'etkisiz elemanları' DEVA, Saadet, DP ve Gelecek 04 00:00:00.04.2024
•NEREDEN NEREYE? 20 00:00:00.02.2024
•KALDI MI GİDERAYAK DEVREDİLMEYEN BİR ŞEY? 11 00:00:00.02.2024
•BÜYÜK ACININ 1. YILINDA BURSA VE DEPREM 06 00:00:00.02.2024
•1 NİSAN 2024 SABAHI 05 00:00:00.02.2024
•İRFAN AYDIN’DAN DOĞRU ZAMANDA DOĞRU BİR İZNİK PAYLAŞIMI 05 00:00:00.02.2024
•ANKETLER BİTTİ, TARTIŞMALARI BİTMİYOR 05 00:00:00.02.2024
•Evet, ATATÜRK Ne Güzel Bir Geceydi! 01 00:00:00.02.2024
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.