HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Aylar Önce Manşete Taşınan Deprem Riski Bugün Kaosa Döndü: Kurtuluş İlkokulu’nda “Görmezden Gelinen Uyarı” Krizi

04.02.2026 00:01
Aylar Önce Manşete Taşınan Deprem Riski Bugün Kaosa Döndü:  Kurtuluş İlkokulu’nda “Görmezden Gelinen Uyarı” Krizi
Aylar Önce Manşete Taşınan Deprem Riski Bugün Kaosa Döndü:  Kurtuluş İlkokulu’nda “Görmezden Gelinen Uyarı” Krizi
Orhangazi Kurtuluş İlkokulu'nun deprem riski nedeniyle eğitim-öğretime uygun olmadığı gerçeği, aylar öncesinden belge ve fotoğraflarıyla 3. Göz Gazetesi tarafından ilk kez Muharrem Değirmen özel haberi olarak kamuoyunun gündemine taşındı. O gün görmezden gelinen uyarılar, bugün ani alınan "eğitim yapılamaz" kararıyla birlikte öğrencileri ve velileri mağdur eden bir kaosa dönüştü.
Aylar öncesinden yapılan uyarıyı görmeyenler, haberi kulak ardı edenler ve somut adım atmayanlar; bugün birdenbire okulda eğitim yapılamayacağı kararını uygulamaya koydu. Eski binanın ani kararla boşaltıldığı, yeni binada eğitim yapılacağı yönünde açıklama yapan milli eğitim yetkililerinin hazırlıksız planlaması, eğitim yılının ortasında değil; fiilen başlangıcında velileri ve öğrencileri kapıda bırakan bir düzensizlik görüntüsü oluşturdu.
3. GÖZ'ÜN AYLAR ÖNCEKİ HABERİ NEYİ İŞARET EDİYORDU?
3. Göz Gazetesi, aylar önce yayımladığı haberde şu başlık ve vurgularla kamuoyunu uyarmıştı: "ORHANGAZİ KURTULUŞ İLKOKULU'NDA DEPREM SKANDALI: 42 YILLIK ÇATLAK BİNADA EĞİTİME ZORLA DEVAM"
Haberde ortaya konan tablo "ihmal" sınırını aşan, doğrudan "kamu güvenliği sorunu" niteliği taşıyan bir durumdu. Birinci derece deprem kuşağındaki Orhangazi'de yüzlerce öğrencinin her gün girip çıktığı binanın risk taşıdığına dair resmi raporlar ve uzman tespitleri bulunmasına rağmen aylar boyunca tek bir somut adım atılmadığı vurgulandı. Velilerin ifadesine göre bu sessizlik, çocukların hayatını hiçe sayan bir yaklaşım olarak görüldü.
Bugün yaşanan mağduriyet, işte bu "ayınlar boyunca adım atılmayan" sürecin sonunda, plansız ve ani bir uygulamanın faturası olarak velilerin ve öğrencilerin önüne çıktı.
23 NİSAN 2025 DEPREMİ SONRASI ÇATLAKLAR VE BELEDİYE RAPORU
Süreçte dönüm noktası 23 Nisan 2025'te meydana gelen deprem oldu. Deprem sonrası Kurtuluş İlkokulu'nun eski binasında birçok noktada belirgin çatlaklar oluştu. Sarsıntının hemen ardından Orhangazi Belediyesi ekipleri okula gelerek yerinde inceleme yaptı ve hasar tespit raporu hazırladı. Hazırlanan raporda binadaki çatlaklar, yapısal risk ihtimali ve daha detaylı inceleme gerekliliği vurgulandı. Ardından bu rapor resmi yazı ile Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gönderildi. Veliler bu aşamadan sonra iki temel beklenti üzerinde durdu: ya binanın boşaltılması ya da güçlendirme ve yeniden yapım sürecinin derhal başlatılması. Ancak beklentinin aksine, bu raporun ilgili kurumların raflarında unutulduğu, sahada ise hiçbir somut ilerleme görülmediği ifade edildi.
29 EKİM 2025: ÜNİVERSİTE UZMAN EKİBİ GELDİ, "GÖZLE DAHİ RİSK" GÖRÜNTÜSÜ TESCİLLENDİ
Bir sonraki kritik tarih 29 Ekim 2025 oldu. Milli Eğitim Bakanlığı adına Pamukkale Üniversitesi'nden gelen uzman ekip, karot almak ve yapısal inceleme yapmak üzere okula geldi. Ancak burada dikkat çeken bir kırılma yaşandı: Uzmanların binayı görür görmez verdikleri ilk tepki, velilerin aylar boyunca dile getirdiği endişeyi adeta tescilledi. Uzmanların daha binaya adım attıkları anda "Bu bina zaten ortada, karot almaya bile gerek yok" ifadelerini kullandıkları öğrenildi. Bu yaklaşım, yapının gözle dahi riskli olduğunun kabulü anlamına geldi. Teknik tespitler yapıldı, ölçümler alındı, gerekli notlar tutuldu. Buna rağmen incelemenin ardından da okulda "tek bir çivi çakılmadığı" bilgisi kamuoyuna yansıdı. Bugün yaşanan ani boşaltma ve eğitim planı krizi, tam da bu "tespit var, uygulama yok" döneminin sonunda patlak verdi.
BUGÜN ALINAN ANİ KARAR: ESKİ BİNA BOŞALTILDI, YENİ BİNA SÖYLEMİ KAOSA NEDEN OLDU
Gelinen noktada milli eğitim yetkilileri, eski binanın ani kararla boşaltıldığını ve yeni binada eğitim yapılacağını açıkladı. Bu açıklama, beklenenin aksine düzenli bir geçişe değil, velilerin ve öğrencilerin mağduriyet yaşadığı bir kaosa dönüştü.
Veliler açısından problem sadece kararın kendisi olmadı; kararın zamanlaması, hazırlık seviyesi ve geçiş planının yönetilememesi krizin merkezinde yer aldı. Aylar öncesinden bilinen risk, aylar boyunca adım atılmadan bekletildi; sonrasında ise bir anda uygulamaya alınan karar, eğitim-öğretim akışını altüst etti.
ÇÖZÜM DİYE SUNULAN PLAN: 3 KATLI DİĞER BİNADA EĞİTİM VE ÇİFTLİ ÖĞRETİME GEÇİŞ
Kaosun ardından öğrencilerin daha sonradan yapılan 3 katlı diğer binada eğitimlerine devam edeceği bilgisi paylaşıldı. Daha önce tekli eğitimin verildiği Kurtuluş İlkokulu'nda artık çiftli eğitime geçiliyor.
Belirlenen plana göre:
3 ve 4. sınıflar sabahçı olarak eğitim görecek.
Anaokulu, 1. sınıf ve 2. sınıflar ise öğlenden sonra eğitim alacak.
Bu plan, kısa vadede "çözüm" olarak açıklansa da veliler için yeni bir düzen, yeni bir yük ve yeni bir belirsizlik anlamına geliyor. Tekli eğitimden ikili eğitime geçiş, ailelerin iş düzenini, servis saatlerini, çocukların uyku-beslenme programını ve akademik verimliliği doğrudan etkileyen bir değişim olarak öne çıkıyor.
 ASIL TARTIŞMA: AYLAR ÖNCEKİ UYARI NEDEN DİKKATE ALINMADI?
Bugünkü mağduriyetin merkezinde, "risk yeni ortaya çıkmış gibi" hareket edilmesi bulunuyor. Oysa süreç:
23 Nisan 2025 depremi sonrası çatlaklar ve hasar tespit raporu,
raporun Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne resmi yazıyla gönderilmesi,
29 Ekim 2025'te uzman ekip incelemesi ve binanın gözle dahi riskli görülmesi,
buna rağmen aylar boyunca somut adım atılmaması
başlıklarıyla zaten kayda geçmiş bir tabloyu işaret ediyordu.
Dolayısıyla kamuoyunun sorduğu temel soru netleşiyor: Madem risk bu kadar açıktı, neden zamanında planlama yapılmadı? Neden güçlendirme, tahliye, yeni bina hazırlığı ve geçiş takvimi aylar öncesinden kurgulanmadı? Neden bedeli, sabah okul kapısında bekleyen çocuklar ve veliler ödedi?
SİYASİLERDEN PEŞ PEŞE AÇIKLAMALAR: BUGÜN TEPKİ, AYLAR ÖNCE SESSİZLİK ELEŞTİRİSİ
Yaşanan olay sonrası siyasilerden de peş peşe açıklamalar geldi. Ancak kamuoyunda oluşan temel eleştiri şu noktada yoğunlaştı: Aynı siyasiler, aylar öncesinden "olası depremde bina riskli" haberine rağmen güçlü bir refleks göstermedi, kamuoyu baskısını büyütmedi, sürecin hızlandırılması için sahada etkili bir takip yürütmedi.
Kaosun ardından yapılan açıklamalarla birlikte, CHP Orhangazi İlçe Başkanı Berna İl, MHP Orhangazi İlçe Başkanı Halil Bozoğlu ve Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Başkanı Yılmaz İmenç yaşanan durumu eleştiren değerlendirmeler yaptı; ilçe milli eğitimi istifaya davet eden ve süreci beceriksizlik olarak niteleyen çıkışlar kamuoyuna yansıdı.
Bu noktada tartışma iki eksende ilerliyor:
Birinci eksen, okul yönetimi ve milli eğitim bürokrasisinin "geç kalmış karar ve kötü geçiş yönetimi" nedeniyle hesap vermesi gerektiği.
İkinci eksen, aylar önce yapılan uyarılara rağmen siyasi ve idari mekanizmaların neden etkili şekilde harekete geçmediği.
3. GÖZ'ÜN KAMUOYU SORUMLULUĞU: BELGE, FOTOĞRAF VE TİMELİNE İLE UYARI YAPILMIŞTI
Bu süreçte altı çizilmesi gereken bir diğer başlık, yerel basının erken uyarı fonksiyonudur. 3. Göz Gazetesi, aylar öncesinden belge ve fotoğraflarla bu riskin altını çizerek kamuoyunu bilgilendirdi. Haberde; belediye raporunun varlığı, resmi yazıyla iletilmesi, üniversite uzman incelemesi ve "riskin gözle bile anlaşılır" seviyede olması gibi unsurlar kamuoyuna taşındı.
Bugün yaşanan tablo, yerel basının "erken uyarı" görevini yerine getirdiğini; buna karşın karar alıcıların ve süreci yönetmesi gereken idari yapının zamanında refleks üretmediğini gösteriyor. Sonuç ise kamuoyunun gözünün önünde: Plansızlık kaynaklı mağduriyet, ikili eğitime geçiş, velilerin günlük düzeninin bozulması ve çocukların eğitim hakkının yönetim hatalarıyla zedelenmesi.
DEPREM GERÇEĞİYLE YÖNETİM GERÇEĞİ ARASINDAKİ BOŞLUK
Kurtuluş İlkokulu örneği, deprem gerçeğinin yalnızca "afet anı" ile sınırlı olmadığını; asıl meselenin risk tespitinden sonra atılacak idari adımlar olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Rapora rağmen adım atmamak, inceleme yapıp sonucu sahaya yansıtmamak, aylarca bekleyip bir anda uygulamaya geçmek; deprem kadar tehlikeli bir yönetim boşluğu oluşturuyor.
Bugün çocuklar ve veliler mağdur. Yarın aynı riskin başka bir okulda yaşanmaması için ihtiyaç duyulan şey belli: Risk tespit edildiği gün başlayan şeffaf, takvimli, denetlenebilir bir süreç; kamuoyuna düzenli bilgilendirme; güçlendirme-yıkım-yeni bina planlarının gecikmeden işletilmesi; eğitim hakkının "son dakika kararlarıyla" değil, planlı kriz yönetimiyle korunması. 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.