HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 OCAK 2026, PERŞEMBE

Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca Üretim mi Rant mı? Bursa’nın Yol Ayrımı

21.01.2026 10:21
Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca   Üretim mi Rant mı? Bursa’nın Yol Ayrımı
Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca   Üretim mi Rant mı? Bursa’nın Yol Ayrımı
Türkiye'nin sanayi, tarım ve ticaret potansiyeliyle Türkiye ekonomisinde stratejik bir konumda bulunan Bursa, 2025 yılı boyunca derinleşen ekonomik sıkıntılar, artan yaşam maliyetleri ve kronikleşen kent sorunlarıyla kamuoyunun en fazla tartıştığı şehirlerden biri oldu. Hayat pahalılığı, tarımsal üretimde yükselen girdi maliyetleri, deprem ve kentsel dönüşüm kaygısı ile ulaşım ve çevre sorunları; özellikle Orhangazi başta olmak üzere kentin birçok ilçesinde vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkileyen başlıklar olarak öne çıktı. Bu süreçte Bursa halkının devletten beklentileri daha görünür hâle gelirken, Meclis'te kenti temsil eden milletvekillerinin bu sorunlara nasıl yaklaştığı da yerel kamuoyunun dikkatle izlediği bir konu oldu.
2025 yılı boyunca TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyesi olarak görev yapan Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Bursa'nın deprem riski, kentsel dönüşüm ihtiyacı, tarım alanlarının korunması ve çevresel tehditler başta olmak üzere birçok konuda Meclis gündemine taşıdığı çıkışlarla dikkat çekti. İznik Gölü'ndeki çekilme ve kirlilik riski, Bursa'nın yıllardır tamamlanamayan hızlı tren projesi, ulaşım ve altyapı yatırımlarındaki yetersizlikler ile çevre kirliliği gibi kronik sorunlar, Atmaca'nın hem Genel Kurul'da hem de komisyon çalışmalarında ısrarla vurguladığı başlıklar arasında yer aldı. Bu çıkışlar, Bursa'nın yalnızca yatırım rakamlarıyla değil, insan odaklı bir şehircilik anlayışıyla ele alınması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Bu kapsamda 3. Göz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Muharrem Değirmen, Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca'ya; 2025 yılında Bursa ve Orhangazi'de halkın en çok şikâyet ettiği sorunlar, vatandaşın devletten beklentileri, Meclis'te yürütülen çalışmalar ve 2026 yılına girerken kente dair umut ve hedefler üzerine beş soru yöneltti. Atmaca'nın yanıtları, "Betonun değil, insanın; rantın değil, üretimin kazandığı bir Bursa mümkündür" vurgusu etrafında şekillenirken; üretimi önceleyen, deprem güvenliğini merkeze alan ve doğayla uyumlu bir Bursa perspektifini güçlü biçimde ortaya koyuyor.

2025 YILINDA BURSA VE ORHANGAZİ'DE HALKIN EN ÇOK ŞİKÂYET ETTİĞİ ÜÇ TEMEL SORUN SİZCE NE OLDU?
2025 yılı verileri ve saha gözlemlerimiz ışığında vatandaşlarımızın en çok dile getirdiği üç temel sorun şunlardır:
*Hayat pahalılığı ve tarımsal girdi maliyetleri:
Özellikle Orhangazi'de çiftçilerimiz artan gübre ve mazot maliyetleri altında ezilirken, Bursa genelinde barınma ve gıda enflasyonu en öncelikli sorun olarak öne çıkmıştır.

*Deprem ve kentsel dönüşüm kaygısı:
Bir inşaat mühendisi olarak Meclis'te de sıkça dile getirdiğim üzere, Bursa'nın güvensiz yapı stoğu ve kentsel dönüşümün rantsal değil, insan odaklı ilerlememesi vatandaşlarımızda ciddi bir huzursuzluk oluşturmaktadır.

*Ulaşım ve çevre kirliliği:
Bursa'nın kronikleşen trafik sorunu ile Orhangazi ve çevresinde hava ve su kirliliği; özellikle İznik Gölü'nde yaşanan çekilme ve kirlilik riskleri, halkımızın öncelikli şikâyetleri arasındadır.

2025'TE BURSA'DA VATANDAŞIN DEVLETTEN EN FAZLA BEKLENTİ İÇİNDE OLDUĞU ALANLAR NEYDİ?
Vatandaşlarımız devletten öncelikle adil paylaşım beklemektedir.
Emeklilerimiz geçinemediği için insanca yaşayabilecek bir gelir talep ederken, gençlerimiz liyakate dayalı ve güvenceli istihdam beklentisi içindedir.

Bunun yanı sıra, Bursa'nın deprem gerçeği karşısında devletin yalnızca yol ve köprü yatırımlarıyla değil; vatandaşın yaşadığı konutu güvenli hâle getirecek, uzun vadeli, kapsamlı ve uygun finansmanlı kentsel dönüşüm teşviklerini hayata geçirmesi en temel beklentilerden biri olmuştur.
2026 YILINA GİRERKEN BURSA VE ORHANGAZİ İÇİN TEK BİR UMUT CÜMLESİ KURACAK OLSANIZ BU NE OLUR, CÜMLENİN ALTINI NASIL DOLDURURSUNUZ?
"Betonun değil, insanın; rantın değil, üretimin kazandığı bir Bursa mümkündür."
Bu cümlenin altını; sanayicinin katma değerli üretime yönlendirildiği, çiftçinin tarlasını terk etmediği, her vatandaşımızın deprem korkusu yaşamadan başını yastığa koyabildiği ve İznik Gölü'nden Uludağ'a kadar doğanın rant uğruna talan edilmediği yaşanabilir bir Bursa hedefiyle dolduruyoruz.
2025 YILI BOYUNCA MİLLETVEKİLİ OLARAK MECLİS'TE BURSA VE ORHANGAZİ ADINA HANGİ ÇALIŞMALARI YAPTINIZ, 2026 İÇİN HANGİ PLANLAMALARINIZ MEVCUT?
2025 yılı boyunca TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyesi olarak;
*Bursa'nın deprem riskine karşı merkezi hükümetin ayırması gereken bütçeye ilişkin Genel Kurul'da birçok kez söz aldım.
*Orhangazi ve İznik ilçelerimizin tarımsal sulama kaynağı olan İznik Gölü'nde yaşanan olumsuzlukları Meclis gündemine taşıdık.
*Türkiye'nin dördüncü büyük şehri olan ve tarım ile sanayi alanında ülke ekonomisine ciddi katkı sunan Bursa'nın, ulaşım başta olmak üzere birçok alanda üvey evlat muamelesi görmesini defalarca dile getirdik. İlgili bakanlara gerek komisyonlarda gerek Genel Kurul'da sorular yönelttik; yerine getirilmeyen vaatlerin takipçisi olduk.
Ancak ne yazık ki iktidarın vurdumduymazlığı dün neyse bugün de aynıdır. Bunun en somut örneği, yıllardır bitirilemeyen Bursa hızlı tren projesidir. Her yıl yeni tarihler verilmesine rağmen proje tamamlanmamakta, vatandaşımız sürekli yeni vaatlerle oyalanmaktadır.
Bursa'nın ulaşım, altyapı, hava ve su kirliliği gibi kronik sorunları bulunmaktadır. En acil müdahale gerektiren alanlardan biri ise kentsel dönüşümdür. Maalesef rant hırsı nedeniyle şehrimiz birkaç müteahhidin çıkarlarına kurban edilmekte; dönüşmesi gereken mahallelerde vatandaşlarımız kaderine terk edilmektedir.
2025 YILINDA BURSA'NIN HANGİ İLÇESİ İÇİN HANGİ SOMUT PROJEYİ BİZZAT TAKİP ETTİNİZ, HANGİ SONUÇLAR VE DÖNÜŞLER MEYDANA GELDİ?
Şehrimizin sorunlarını gündeme taşımak ve ilgili bakanlıkların bu sorunlar karşısında ne yaptığını öğrenmek amacıyla 28 ayrı yazılı soru önergesini TBMM Başkanlığına sunduk.
Bu önergeler arasında;
*Olası bir deprem karşısında afet ve kriz yönetimi hazırlıkları,
*Nilüfer Çayı başta olmak üzere nehir ve göletlerdeki çevre kirliliği,
*Hamitler Katı Atık Tesisi,
*Orhangazi'yi yakından ilgilendiren İznik Gölü sorunu,
*Bursa'nın hava kalitesi,
Gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu, sanal kumar ve benzeri toplumsal riskler yer almaktadır.
Aynı konuları Meclis Genel Kurulu'nda ve bütçe görüşmelerinde bizzat ilgili bakanlara yönelttik. Ancak sorularımızın büyük bölümüne ya hiç cevap verilmedi ya da verilen cevaplar yönetmelik tekrarlarından ibaret, yüzeysel açıklamalarla geçiştirildi.
Bu tablo, iktidarın Bursa'nın en temel meselelerinde dahi ne denli yetersiz kaldığını açıkça göstermektedir. Elbette vatandaşımız bu durumu görmekte; bizler de gücümüz yettiğince Bursa'nın ve Orhangazi'nin sorunlarının takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Küresel Sumud Filosu'na katılmak üzere Tunus'ta bulunduğunuz süreçte kamuoyunda en çok merak edilen başlık "gemi" meselesi oldu. Bu girişimin amacı neydi, Tunus'ta ne yaşandı ve neden fiilen filoya katılım sağlanamadı?
Küresel Sumud Filosu, Gazze'ye yönelik insanlık dışı ablukanın kırılması, Filistin halkının yalnız olmadığının tüm dünyaya gösterilmesi ve uluslararası kamuoyunda güçlü bir vicdan çağrısı oluşturulması amacıyla ortaya konmuş tamamen sivil ve insani bir girişimdir. Biz de Saadet Partisi olarak bu filoya katılmayı, siyasi bir şov değil; mazlum bir halka karşı sürdürülen hukuksuzluğa karşı açık bir duruş ve ahlaki bir sorumluluk olarak gördük. Tunus'a gidişimiz, Gazze'ye ulaşmak için yola çıkan bu insani konvoyun bir parçası olma ve Türkiye'den yükselen vicdan sesini uluslararası alana taşıma niyetiyle gerçekleşmiştir. Vicdanlarımız susamadı. Bu sivil girişim belki tek başına İsrail'in politikalarını değiştirmeye yetmeyebilir ancak uluslararası toplumun dikkatini çekerek devletleri sorumluluk almaya zorlayacaktır.
Ancak Tunus'ta bulunduğumuz süreçte, filoya dahil olan gemilerle ilgili ciddi lojistik ve siyasi engellerle karşılaşıldı. Liman otoritelerinin son anda aldığı kararlar, bazı ülkelerin uyguladığı baskılar ve güvenlik gerekçeleri öne sürülerek milletvekillerinin ve bazı uluslararası katılımcıların gemilere binmesine izin verilmedi. Bu durum yalnızca bize özgü değil, farklı ülkelerden gelen parlamenterler ve sivil toplum temsilcileri için de geçerli oldu. Dolayısıyla mesele, kişisel ya da partisel bir engelleme değil; Gazze ablukasını görünür kılmaya çalışan her girişimin sistematik biçimde zorlaştırılmasının bir sonucudur.
Tüm bu engellemelere rağmen şunu açıkça ifade etmek isterim ki, bu girişim amacına ulaşamamış değildir. Fiziken gemiye binememiş olabiliriz ancak Gazze ablukasının hukuksuzluğu, Filistin halkının yaşadığı dram ve uluslararası toplumun sessizliği bir kez daha dünya gündemine taşınmıştır. Bizler için önemli olan, "oraya vardık mı" sorusundan ziyade, "oraya dair hakikati ne kadar güçlü haykırabildik" meselesidir. Saadet Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de Filistin davasının, adaletin ve insan onurunun yanında durmaya devam edeceğiz; bu konuda hiçbir engel bizi geri adım attıramaz.
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.