HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 OCAK 2026, PERŞEMBE

POLİS CEMİL: İŞGAL İSTANBUL’UNDAN ŞEYTAN ADASI’NA UZANAN BİR ONUR HİKÂYESİ

15.01.2026 02:49
POLİS CEMİL: İŞGAL İSTANBUL’UNDAN ŞEYTAN ADASI’NA UZANAN BİR ONUR HİKÂYESİ
POLİS CEMİL: İŞGAL İSTANBUL’UNDAN ŞEYTAN ADASI’NA UZANAN BİR ONUR HİKÂYESİ
Bir şehrin hafızasında bazı isimler, resmî kayıtlardan daha güçlü yaşar. "Polis Cemil" de böyle bir isimdir. Çünkü bu isim, sadece bir kişinin biyografisini değil; işgalin, hukuksuz yargının, sömürge tipi ceza düzeninin ve buna rağmen ayakta kalabilen bir vicdanın hikâyesini temsil eder. Bugün "Polis Cemil" denildiğinde, tek bir cümlelik özetten ibaret olmayan; dönemin bütün siyasi ve toplumsal atmosferini içine alan uzun bir hatırlama alanı açılır.
Bu yazı, "Polis Cemil" olarak bilinen Polis Memuru Mehmet Cemil Efendi'nin (bazı yayınlarda Cemil Tahir/Cemil Bey olarak da geçer) hikâyesini, dönemin basın kayıtları, arşiv atıfları ve güncel belgesel-dizi çalışmalarında yer alan özetlerle birlikte ele alır.
1) İşgal düzeninde bir polis: Üniformanın anlamı değişirken
1919 İstanbul'u, bir şehrin sadece fiziken değil, hukuk ve haysiyet bakımından da işgal edildiği yıllardır. Devletin kurumları yerinde durur, fakat otorite parçalıdır; sokakta silah taşıyan güç, çoğu zaman yerli idarenin üzerinde bir fiilî kudrete sahiptir. Bu iklimde "asayiş" kavramı, basit bir kolluk faaliyeti olmaktan çıkar; siyasal bir denge meselesine dönüşür.
Polis Cemil'in hikâyesi de bu eşikte başlar: Bir polis memurunun kamu düzenini sağlama görevi ile işgal askerlerinin dokunulmazlık zırhı arasındaki çatışma. Dönemin tanıklıklarında olayın başlangıç motivasyonu, Türk kadınlarına yönelik bir taciz girişimine müdahale olarak anlatılır. Bu çerçeve, sonraki yıllarda hem kamuoyunun vicdanında hem de basının metinlerinde "görev ve namus" ekseninde yer eder. ([eurovizyon][1])
2) 31 Ağustos 1919: Bir müdahale, iki ölüm, bitmeyen bir ceza
Anlatının kırılma noktası 31 Ağustos 1919'dur. İşgal altındaki İstanbul'da, Fransız ordusunda görevli iki askerin Türk kadınlarını taciz etmesi üzerine polis memuru Cemil'in olaya müdahale ettiği, çıkan arbedede iki Fransız askerinin öldüğü aktarılır. ([eurovizyon][1])
Burada mesele yalnızca "iki askerin ölümü" değildir. Asıl mesele, işgal hukukunun nasıl işlediğidir: Olayın bir kamu görevlisinin müdahalesi bağlamında mı, yoksa işgal kuvvetlerine karşı bir "suç" bağlamında mı ele alınacağı… Bu ayrım, yargılamanın karakterini belirler.
Daha sonra Cemil'in, 10 yıl kürek cezasına çarptırıldığı ve önce Fransa'ya, ardından Fransız Guyanası'na sevk edildiği bilgisi, hem dönemin anlatılarında hem de yeni yapım belgesel-dizi tanıtımlarında ortak bir çerçeve olarak yer alır. ([eurovizyon][1])
3) Yargılama sorunu: Adalet mi, güç gösterisi mi?
Polis Cemil olayında kamuoyunu yıllarca meşgul eden başlıkların başında "yargılamanın adilliği" gelir. İşgal koşullarında kurulan güç ilişkisi, yerel adalet mekanizmasının üzerinde baskı üretir. Bu nedenle Polis Cemil'in dosyası, yalnızca bir ceza dosyası değil, aynı zamanda "işgal altında hukuk" tartışmasının da simgelerinden biri hâline gelir.
Bu noktada önemli bir husus şudur: Dönemin yayınlarında ve sonraki derlemelerde anlatı dağınıklığı ve bazı bilgi hataları bulunduğu açıkça belirtilir. Bu, hikâyenin "efsane"leşmesiyle birlikte ayrıntılarda farklılıklar doğduğunu gösterir. Nitekim Polis Cemil'e dair mektupları yayımlayan Resimli Perşembe dizisinde yer yer hatalı coğrafi bilgiler geçtiği, daha sonra yapılan çalışmalarda özellikle vurgulanır.
Bu not, Polis Cemil'in yaşadıklarının "gerçekliğini" azaltmaz; tam tersine, işin tarih yazımı boyutunu güçlendirir: Olay, hem bir hakikat hem de kamuoyunun duygusal hafızasında büyüyen bir semboldür.
4) Şeytan Adası neresi: Sömürge tipi cezalandırma ve "maksimum güvenlik" mantığı
Polis Cemil'in gönderildiği yer olarak anılan "Şeytan Adası", Fransız Guyanası açıklarındaki Îles du Salut (Kurtuluş Adaları) takımadasının bir parçasıdır. Devil's Island (Île du Diable), 19. ve 20. yüzyılda Fransa'nın ünlü ceza yerleşim düzeninin en sert halkalarından biri olarak bilinir. ([Encyclopedia Britannica][2])
Britannica, adanın bir ceza yerleşiminin parçası olduğunu ve zamanla maksimum güvenlik rejimiyle anıldığını aktarır; ayrıca adanın en bilinen mahkûmlarından birinin Alfred Dreyfus olduğunu da not eder. ([Encyclopedia Britannica][3])
Bu bağlam, Polis Cemil'in maruz kaldığı cezayı "sıradan bir hapis" olmaktan çıkarır. Bu, fiilen bir sürgün, bir tükeniş rejimidir. Sömürge coğrafyasında, tropikal hastalıkların, ağır çalıştırmanın, tecritin ve denizle çevrili kaçışsızlığın hüküm sürdüğü bir düzendir.
5) Ceza kolonisinin gündelik şiddeti: Çalışma, disiplin mahkemesi, rutubetli zindan
Polis Cemil'in hikâyesinin en çarpıcı tarafı, ceza kolonisinde yaşanan gündelik şiddetin ayrıntılarıdır. Derleme çalışmalarda, mahkûmların sabahtan akşama kadar taş kırma, yol yapma, hamallık gibi ağır işlerde çalıştırıldığı; "bir gün işe çıkmamanın" dahi ağır disiplin yaptırımlarına yol açabildiği aktarılır. Hatta Cemil'in anlattığı bir örnekte, gardiyan raporu üzerine iç mahkeme kurulması ve rutubetli zindana gönderilme kararı gibi uygulamalardan söz edilir.
Bu satırlar, hikâyenin romantize edilmesine izin vermeyen bir gerçeklik taşır: Burada kahramanlık, "macera" değil; insanın, sistemli bir ezme düzeni içinde hayatta kalma çabasıdır.
6) "Türk Kelebeği" ve basının rolü: Mektuplar, kampanya, kamuoyu
Polis Cemil'in Türkiye'de yeniden gündeme gelmesinde basının rolü belirleyicidir. Haftalık Resimli Perşembe dergisinin, Cemil Efendi'den aldığı mektupları "Şeytan Adası'nda Bir Türk Polisi" başlığıyla 15 Eylül 1927 ile 19 Ocak 1928 arasında yayımladığı bilgisi, akademik derleme içinde açıkça yer alır.
Bu yayınlar, bir yandan dramın ayrıntılarını kamuoyuna taşır; diğer yandan devletin harekete geçmesi için sosyal baskı üretir. Buradaki kritik nokta şudur: Bu tür yazı dizileri, tek başına "anlatı" değildir; aynı zamanda bir hak arama ve gündem kurma aracıdır. Kısaca, basın burada "haberci" değil; bir kurtarma hamlesinin taşıyıcısıdır.
7) Meclis ve diplomasi kanalı: Konu TBMM gündeminde
Polis Cemil'in dosyasının devlet katında karşılık bulduğunu gösteren önemli bir işaret, 22 Şubat 1926 tarihli bir girişimdir. Derleme metinde, Bolu Mebusu Mehmet Vasfi (Nuhoğlu) Bey'in "Güyan müstemlekesinde hidemat-ı şakkada istihdam edilen Polis Cemil Tahir Efendi'nin kurtarılmasına dair" başlıklı bir önergeyle konuyu Meclis gündemine taşıdığı bilgisi yer alır; ayrıca Cumhuriyet Arşivi'ne yönelik fon/kutu/gömlek referansı da verilir.
Bu detay, hikâyenin "duygusal bir efsane" değil; aynı zamanda resmî düzlemde takip edilen bir mesele olduğunu kanıtlayan en somut izlerdendir.
8) 1929: Dönüş ve karşılanış
Polis Cemil'in yurda dönüşünün 1929 baharında gerçekleştiği, dönemin gazetelerinde yer alan haber başlıkları üzerinden derleme metinde belgelenir. Cumhuriyet, Milliyet, İkdam ve Son Saat gibi yayınlarda "geliyor", "vatana kavuşuyor", "dün İstanbul'a avdet etti" türü başlıklarla haberleştirildiği belirtilir.
Bu, iki açıdan önemlidir:
Birincisi, dönüş bir "sessiz tahliye" değildir; bir kamuoyu olayıdır.
İkincisi, Türkiye'de yeni kurulan Cumhuriyet düzeninin, dışarıda unutulmuş bir vatandaşını geri getirme iradesi olarak okunur. Güncel tabii yapımı tanıtım metni de, basında çıkan haberlerin ardından Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Dışişleri Bakanlığı'nın serbest bırakılması için devreye girdiğini açıkça vurgular. ([eurovizyon][1])
9) Sonraki hayat: Unutuluşun başlaması
Bir başka çarpıcı nokta, hikâyenin "dönüş" ile bitmemesidir. Derleme metinde Cemil'in daha sonra çeşitli görevler üstlendiği, ancak 22 Ağustos 1944'te 44 yaşında hayatını kaybettiği bilgisi yer alır. Ardından gelen cümle ise bu yazının ruhunu belirler: "Ondan geriye kalanlarsa gün geçtikçe unutulur."
Toplumların hafıza mekanizması böyledir: Büyük sarsıntılar geçer, yeni gündemler gelir; kahramanlıklar, kurumsal bir hatırlama sistemi kurulmadığında "birkaç hatıraya" sıkışır.
10) Bugüne düşen pay: Polis Cemil neden hâlâ güncel?
Polis Cemil hikâyesi, sadece geçmişe ait değildir. En az dört güncel başlığı besler:
Birincisi, "hukuk ve güç" ilişkisi. İşgal düzeninde hukuk, çoğu zaman güç sahibinin tercihi hâline gelir. Bugün de adalet duygusunun yıprandığı her yerde bu hikâye yeniden anlam kazanır.
İkincisi, "devlet-vatandaş bağı." Bir vatandaşın binlerce kilometre ötede bir ceza düzeni içinde unutulmaması, devlet kapasitesi kadar siyasal irade ve kamuoyu talebiyle de ilgilidir.
Üçüncüsü, "basının toplumsal rolü." Resimli Perşembe örneği, gazeteciliğin sadece olup biteni aktarmak değil; bazen bir insanı hayata bağlayacak baskıyı üretmek anlamına da gelebileceğini gösterir.
Dördüncüsü, "hafıza siyaseti." Bugün bu hikâyenin yeniden hatırlanmasında belgesel-dizi formatlarının rolü var. Tabii platformunda dokü-drama türünde hazırlanan "Şeytan Adası'nda Esir Türk: Polis Cemil" çalışmasının, uzman görüşleri ve tarihî belgeler eşliğinde, titiz araştırmalarla hayata geçirildiği aktarılıyor. ([eurovizyon][1])
Bu, popüler kültürün iki ucu keskin bıçağıdır: Doğru kurgulandığında toplumsal hafızayı onarır; zayıf kurgulandığında hikâyeyi yüzeyselleştirir. Polis Cemil örneğinde, en azından yapımın "belge ve uzman görüşü" iddiası, meseleye ciddiyetle yaklaşıldığını düşündürüyor. ([eurovizyon][1])
11) Bir isimden fazlası
Polis Cemil'i anmak, yalnızca bir "kahraman" anlatısı kurmak değildir. Bu, işgalin sıradan insan hayatını nasıl öğüttüğünü; hukukun bazen nasıl bir silaha dönüştürüldüğünü; cezanın, insanı insan olmaktan çıkarmaya dönük bir makineye dönüşebildiğini; buna rağmen bir kişinin, bir milletin vicdanında nasıl ayakta kalabildiğini konuşmaktır.
Şeytan Adası, coğrafi bir nokta olmaktan çok, bir zihniyetin adıdır: "Uzağa gönder, görünmez kıl, unutulsun." Polis Cemil ise bunun karşısında duran cümledir: "Unutulmadı."
Kaynakça
1. "Şeytan Adası'nda Bir Türk" (Polis Cemil Efendi'nin hatıratı ve derleme çalışma, PDF).
2. Eurovizyon (AA kaynaklı haber): "tabii dizisi 'Şeytan Adası'nda Esir Türk: Polis Cemil'in çekimlerine başlandı" (17 Kasım 2024). ([eurovizyon][1])
3. Encyclopaedia Britannica: "Devil's Island" maddesi. ([Encyclopedia Britannica][3])
4. Encyclopaedia Britannica: "Îles du Salut" maddesi. ([Encyclopedia Britannica][2])
[1]: https://www.eurovizyon.co.uk/tabii-dizisi-seytan-adasinda-esir-turk-polis-cemilin-cekimlerine-baslandi "tabii dizisi "Şeytan Adası'nda Esir Türk: Polis Cemil"in çekimlerine başlandı - Eurovizyon | Son Dakika, İngiltere, Dünya, Avrupa ve Londra haberleri"
[2]: https://www.britannica.com/place/Iles-du-Salut?utm_source=chatgpt.com "Iles du Salut | French Guiana, Map, & Facts"
[3]: https://www.britannica.com/place/Devils-Island?utm_source=chatgpt.com "Devils Island | French Guiana, Map, & Facts"
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.