HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 OCAK 2026, PERŞEMBE

OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

15.01.2026 00:00
‎Dünyada okuyan ülkeler var. Bir de okuduğunu sanan ama aslında yönlendirilen toplumlar.
‎Türkiye ikinci grupta.
‎Sorunu doğru koymadan çözüm olmaz.
‎Bu ülkede mesele sadece bireyin okumaması değil,okumayı öğretemeyen bir eğitim sistemidir.Bizde eğitim, çocuğu düşünmeye değil,itaate ve ezbere alıştırır.
‎Soru soran öğrenci "sorunlu",ezberleyen "başarılı" sayılır.Anlamaya çalışan yorulur,
‎tekrarlayan ödüllendirilir.
‎Sonra da bu toplumdan analiz beklenir, sağduyu beklenir, demokrasi beklenir.
‎Finlandiya'da çocuk, metni tartışır.
‎Bizde çocuk, metni ezberler.
‎Japonya'da öğrenci talimatı anlar.
‎Bizde öğrenci şıkkı işaretler.
‎Almanya'da genç, rapor okur.
‎Bizde genç, başlıkla yetinir.
‎Bu bir tesadüf değildir.
‎Türkiye'de eğitim sistemi;
‎okuyan değil, susan birey ister.
‎düşünen değil, uyum sağlayan birey ister.
‎Çünkü düşünen insan zor yönetilir.
‎Sonuç ortada.
‎Uzun metin okunmaz.
‎Dünya basını takip edilmez.
‎Akademik bilgi "elitizm" diye küçümsenir.
‎Bilimsel veri, slogana yenilir.
‎Toplum bilgiyle değil,duyguyla ve korkuyla yönlendirilir.
‎Bu yüzden komplo teorileri bu kadar rahat dolaşır.Bu yüzden her kriz "dış güçler" masalıyla açıklanır.
‎Bu yüzden başımıza gelenler kader sanılır.
‎Eğitim sistemi okuma alışkanlığı kazandırmadıkça,okuduğunu anlama öğretmedikçe,eleştirel düşünceyi teşvik etmedikçe hiçbir reform işe yaramaz.
‎Roman okutmak yetmez.
‎Sadece sınav kazandırmak da yetmez.
‎Bu ülkenin çocuklarınındünya haberlerini okuması,rapor çözümlemesi,farklı görüşlerle yüzleşmesi öğretilmek zorundadır.
‎Çünkü okuma bireysel bir lüks değildir.
‎Okuma, toplumsal bağışıklık sistemidir.
‎Okumayan toplum kolay korkutulur,
‎kolay kandırılır,kolay yönlendirilir.
‎Okuyan toplum ise dirençlidir.
‎sorgular,karşılaştırır, boyun eğmez.
‎Son söz açık ve rahatsız edicidir.
‎Okumayan bir toplumu yönetmek kolaydır.Zor olan, okuyan bir toplumu yönetmektir.Bu yüzden mesele kitap sayısı değil,hangi sistemi savunduğumuzdur.
‎Dünyayı okumayan millet,
‎başkalarının yazdığı senaryoda figüran kalmaya mahkûmdur.
‎PEKİ ORHANGAZİ'DE NE YAPMALI?
‎Orhangazi'de sorun yalnızca ekonomi değil.Sorun, daha derinde.Okumayan, tartışmayan ve sorgulamayan bir yerel kültür.Herkes merkezi yönetimi, büyük şehirleri, "yukarıyı" konuşuyor.
‎Oysa asıl soru şudur.
‎Orhangazi kendi payına düşeni yapıyor mu? Bir şehir okumuyorsa, düşünmez.
‎Düşünmeyen şehir de yönlendirilir.
‎Bu kural Ankara için de geçerlidir, Orhangazi için de.
‎Bugün Orhangazi'de okuma, hâlâ okul sıralarına hapsedilmiş durumda.
‎Kitap ödevdir, zorunluluktur, not içindir.
‎Oysa okuma bir refleks hâline gelmediği sürece ne birey gelişir ne şehir büyür.
‎Belediyenin, sivil toplumun, yerel basının yapması gereken şey açık.
‎Okumayı resmî etkinlik olmaktan çıkarıp
‎gündelik hayatın parçası hâline getirmek.
‎Açık okuma salonları, sessiz çalışma alanları,telefonun bırakıldığı, metnin açıldığı mekânlar…
‎Ama daha önemlisi şudur.
‎"Ne okudun?" değil, "ne anladın, neye itiraz ediyorsun?" sorusunu sormak.
‎Orhangazi sadece Orhangazi'den ibaret değil.Bu şehir dünyayı okumazsa,
‎dünya bu şehir hakkında karar verir.
‎Yerel gündemle birlikte dünya gündemi de okunmalı.
‎‎Sadece dedikodu değil, veri konuşulmalı.
‎Sadece sohbet değil, tartışma yapılmalı.
‎Kahvehaneler bu şehrin gerçeği.
‎Ama ya bilgi üretirler ya da bilgi tüketirler.
‎Bir akşam televizyonu kapatıp bir metni masaya koymadan hiçbir şey değişmez.
‎Öğretmenler Orhangazi'de yalnız bırakılmamalı.
‎Ezberden uzak, düşünen çocuk yetiştirmeye çalışan öğretmen
‎sistem tarafından değil, şehir tarafından korunmalı.Gençlere kürsü verilmeden bu şehir nefes alamaz.Konuşamayan genç ya susar ya öfkelenir.Her ikisi de kayıptır.
‎Yerel medya da aynaya bakmalı.
‎Kısa haberle günü kurtaran değil,
‎arka planıyla düşünen okur yetiştiren bir yayıncılık şart.
‎Gerçek şu.
‎Orhangazi'nin kaderi başkaları tarafından yazılmıyor. Orhangazi'nin kaderini,
‎okuyanlar ve okumayanlar belirliyor.
‎Son söz net.
‎Bu şehir ya okuyan, tartışan ve düşünen bir şehir olacak ya da başkalarının kararlarını izleyen bir ilçe olarak kalacak.
‎Tercih bizim.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.