HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı"

03.02.2026 00:00
Yarıyıl tatili sona eriyor. Orhangazi'de 14 bine yakın öğrenci yeniden ders başı yaptı. Çantalar hazır, defterler yeni, umutlar ise her zamanki gibi temkinli… Çünkü Orhangazi'de eğitimde sorunlar sadece fiziki değil, sonuçlara da ağır biçimde yansıyor.
‎Son yıllarda LGS ve YKS sonuçları, ilçede eğitimin alarm verdiğini açıkça gösteriyor. Türkiye ortalamasının altında kalan başarı oranları artık "istisna" değil, neredeyse bir rutin. Sınavlarda düşük başarı; öğrencinin zekâsızlığıyla, çalışmamasıyla açıklanamaz. Bu tablo, sistemin ürettiği bir sonuçtur.
‎Orhangazi'de ortaokullarda sınıf mevcutları birçok okulda 35–40 öğrenci bandında. Türkiye genelinde ideal sınıf mevcudu 24–26 olarak kabul edilirken, Orhangazi'de bu rakam %40–50 daha kalabalık sınıflar anlamına geliyor. Bu da öğretmen başına düşen öğrenci sayısının artması, bireysel ilginin azalması ve doğrudan akademik başarının düşmesi demek.
‎Kalabalık sınıflar, ikili eğitim, öğretmen sirkülasyonu ve ücretli öğretmenlik gerçeği; sınav başarısızlığının arka planını oluşturuyor. Aynı müfredata tabi olan ama eşit koşullarda eğitim alamayan öğrencilerden eşit sonuçlar beklemek, en hafif ifadeyle vicdansızlıktır. Bir öğrenci sabah 06.30'da yola çıkıp derse girerken, diğeri dinlenmiş bir zihinle sınava hazırlanıyorsa; burada rekabet değil, eşitsizlik vardır.
‎Gelelim sınavlara…
‎Son yıllarda LGS'de Orhangazi genelinde tam puan yapan öğrenci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. İlçe genelinde 400 ve üzeri puan alan öğrenci oranı, Türkiye ortalamasının belirgin şekilde altında. Aynı tablo YKS için de geçerli. Üniversite sınavında ilk 50 bin, ilk 100 bin dilimlerine giren öğrenci sayısı yok denecek kadar az. Bu durum bireysel başarısızlık değil, ilçesel bir sonuçtur.
‎Orhangazi'de bir başka önemli sorun da akademik rehberliğin zayıflığı. Birçok öğrenci hangi derste neden başarısız olduğunu, hangi alana yatkın olduğunu bile öğrenemeden mezun oluyor. Rehberlik servisleri ya yetersiz ya da sadece "tercih zamanı" hatırlanan bir formaliteye indirgenmiş durumda. Oysa sınav başarısı, sadece ders anlatmakla değil; doğru yönlendirmeyle mümkündür.
‎Rehberlik hizmetleri de rakamlarla zayıf. Birçok okulda 1 rehber öğretmen, 400–500 öğrenciye bakmak zorunda. Bu şartlarda ne bireysel yönlendirme yapılabilir ne de sınav stratejisi oluşturulabilir. Rehberlik, tabelada var; pratikte yok.
‎Özel ders ve kurs gerçeği ise eğitimdeki adaletsizliği daha da derinleştiriyor. Ekonomik eşitsizlik ise sınav sonuçlarını doğrudan belirliyor. Orhangazi'de sınavlara hazırlanan öğrencilerin önemli bir bölümü özel kurs veya özel ders alamıyor. Özel ders saat ücretleri 2026 itibarıyla 1000–2.000 TL bandına dayanmış durumda. Asgari ücretle geçinen bir ailenin çocuğunun bu yarışta eşit şansı olması mümkün mü? Bugün sınavlar, bilgiyi değil ailenin bütçesini ölçüyor. Maddi durumu iyi olan ailelerin çocukları ek destek alırken, dar gelirli ailelerin çocukları kaderine terk ediliyor. Böylece sınavlar, bilgiyi değil ailenin gelir düzeyini ölçen araçlara dönüşüyor.
‎Orhangazi'de sınav başarısızlığının sınıfsal bir karakter kazanması tesadüf değil.
‎Başarı düşüklüğünün bir nedeni de okulların "sınav kazandırma" hedefinden kopmuş olması. Proje okulları, nitelikli okullar birkaç merkezde toplanırken; geri kalan okullar adeta unutulmuş durumda. Öğrenciler arasında daha baştan "sen kazanırsın, sen kazanamazsın" ayrımı yapılıyor. Bu psikolojiyle büyüyen bir çocuktan yüksek sınav performansı beklemek gerçekçi değildir.
‎‎Birde Orhangazi'de şube müdürü görevlendirme meselesi artık idari bir sorun olmaktan çıktı, kurumsal bir komediye dönüştü.
‎Kadrolu şube müdürleri ilçede dururken başka yerlere görevlendiriliyor; Orhangazi'de ise bu kadroların yerine vekaleten görevlendirmeler yapılıyor. Yani asli görev yeri Orhangazi olanlar dışarıda, Orhangazi'de ise emanet makam düzeni var. Mantık? Yok. Planlama? Yok. Hesap veren? O da yok.
‎Yarıyıl tatili bitti, ders zili çalıyor. Ama Orhangazi'de sınav başarısızlığı da tıpkı diğer eğitim sorunları gibi yerli yerinde duruyor. Artık başarıyı tabelalarla, afişlerle değil; somut yatırımlar, nitelikli öğretmen kadroları ve eşit imkânlarla konuşmak gerekiyor. Aksi halde her yıl aynı manşeti atarız: "Öğrenciler ders başı yaptı"
‎Ama kimse şu soruyu sormaz.
‎Bu sistem, çocukları gerçekten hayata ve sınavlara hazırlıyor mu?
‎Artık soru şu değil: "Öğrenciler neden başarısız?"
‎Asıl soru şu.
‎Bu ilçede eğitimi yönetenler, bu başarısızlığın hesabını ne zaman verecek?

İZ BIRAKAN ÖĞRENCİLER-3
İz bırakan öğrenciler yazımın konuğu bu gün Yıldız Oto kiralamanın sahibi
‎Bülent YILDIZ.
‎Bazı öğrenciler vardır; bilgisiyle değil, insanlığıyla iz bırakır. Bülent Yıldız da onlardan biriydi.
‎Bülent Yıldız, okul yıllarında her şeyden önce saygılı duruşuyla öne çıkan bir öğrenciydi. Öğretmenine, arkadaşına, okulun en görünmeyen emekçisine karşı bile mesafesini ve üslubunu koruyan bir tavrı vardı. Bu, sonradan kazanılan değil, karaktere yerleşmiş bir değerdir.
‎Sınıfta her zaman en hızlı öğrenen değildi belki ama dikkatliydi. Dinlerdi. Sorduğu sorular, ezberi değil anlamayı hedeflerdi. Öğretmen için bu, sınav başarısından daha kıymetlidir.
‎Okul yıllarında en belirgin özelliği sorumluluk duygusuydu. Verilen bir görevi "yapmış olmak için" değil, hakkını vererek yapmaya çalışırdı. Grup çalışmalarında öne çıkmak gibi bir hırsı yoktu ama işin aksamasına da razı olmazdı. Liderlik tam da böyle bir şeydir zaten; bağırmadan, görünmeden ama süreci ayakta tutarak.
‎Bugün bir iş insanı olarak geldiği noktaya bakınca, bunun tesadüf olmadığını görüyorum. Okulda sergilediği disiplin, sabır ve uzun vadeli düşünme becerisi, iş hayatında da karşılığını bulmuş belli ki. Hızlı kazançtan çok sürdürülebilirliği, kısa yolculardan çok sağlam yolları tercih eden bir karakteri vardı. Eğitimciler, bu tür öğrencilerin geç olgunlaştığını ama kalıcı izler bıraktığını iyi bilir.
‎Bir öğretmen için en büyük mutluluk, öğrencisinin sadece "başarılı" olması değil, iyi bir insan olarak yoluna devam ettiğini görmektir. Bülent Yıldız'ın bugün üretmesi, istihdam sağlaması, değer oluşturması; eğitimin sınıfla sınırlı olmadığının somut bir göstergesidir.
‎Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
‎Okulda nasılsa, hayatta da öyledir insan.
‎Bülent Yıldız, bunu doğrulayan isimlerden biridir.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.