Yarıyıl tatili sona eriyor. Orhangazi'de 14 bine yakın öğrenci yeniden ders başı yaptı. Çantalar hazır, defterler yeni, umutlar ise her zamanki gibi temkinli… Çünkü Orhangazi'de eğitimde sorunlar sadece fiziki değil, sonuçlara da ağır biçimde yansıyor. Son yıllarda LGS ve YKS sonuçları, ilçede eğitimin alarm verdiğini açıkça gösteriyor. Türkiye ortalamasının altında kalan başarı oranları artık "istisna" değil, neredeyse bir rutin. Sınavlarda düşük başarı; öğrencinin zekâsızlığıyla, çalışmamasıyla açıklanamaz. Bu tablo, sistemin ürettiği bir sonuçtur. Orhangazi'de ortaokullarda sınıf mevcutları birçok okulda 35–40 öğrenci bandında. Türkiye genelinde ideal sınıf mevcudu 24–26 olarak kabul edilirken, Orhangazi'de bu rakam %40–50 daha kalabalık sınıflar anlamına geliyor. Bu da öğretmen başına düşen öğrenci sayısının artması, bireysel ilginin azalması ve doğrudan akademik başarının düşmesi demek. Kalabalık sınıflar, ikili eğitim, öğretmen sirkülasyonu ve ücretli öğretmenlik gerçeği; sınav başarısızlığının arka planını oluşturuyor. Aynı müfredata tabi olan ama eşit koşullarda eğitim alamayan öğrencilerden eşit sonuçlar beklemek, en hafif ifadeyle vicdansızlıktır. Bir öğrenci sabah 06.30'da yola çıkıp derse girerken, diğeri dinlenmiş bir zihinle sınava hazırlanıyorsa; burada rekabet değil, eşitsizlik vardır. Gelelim sınavlara… Son yıllarda LGS'de Orhangazi genelinde tam puan yapan öğrenci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. İlçe genelinde 400 ve üzeri puan alan öğrenci oranı, Türkiye ortalamasının belirgin şekilde altında. Aynı tablo YKS için de geçerli. Üniversite sınavında ilk 50 bin, ilk 100 bin dilimlerine giren öğrenci sayısı yok denecek kadar az. Bu durum bireysel başarısızlık değil, ilçesel bir sonuçtur. Orhangazi'de bir başka önemli sorun da akademik rehberliğin zayıflığı. Birçok öğrenci hangi derste neden başarısız olduğunu, hangi alana yatkın olduğunu bile öğrenemeden mezun oluyor. Rehberlik servisleri ya yetersiz ya da sadece "tercih zamanı" hatırlanan bir formaliteye indirgenmiş durumda. Oysa sınav başarısı, sadece ders anlatmakla değil; doğru yönlendirmeyle mümkündür. Rehberlik hizmetleri de rakamlarla zayıf. Birçok okulda 1 rehber öğretmen, 400–500 öğrenciye bakmak zorunda. Bu şartlarda ne bireysel yönlendirme yapılabilir ne de sınav stratejisi oluşturulabilir. Rehberlik, tabelada var; pratikte yok. Özel ders ve kurs gerçeği ise eğitimdeki adaletsizliği daha da derinleştiriyor. Ekonomik eşitsizlik ise sınav sonuçlarını doğrudan belirliyor. Orhangazi'de sınavlara hazırlanan öğrencilerin önemli bir bölümü özel kurs veya özel ders alamıyor. Özel ders saat ücretleri 2026 itibarıyla 1000–2.000 TL bandına dayanmış durumda. Asgari ücretle geçinen bir ailenin çocuğunun bu yarışta eşit şansı olması mümkün mü? Bugün sınavlar, bilgiyi değil ailenin bütçesini ölçüyor. Maddi durumu iyi olan ailelerin çocukları ek destek alırken, dar gelirli ailelerin çocukları kaderine terk ediliyor. Böylece sınavlar, bilgiyi değil ailenin gelir düzeyini ölçen araçlara dönüşüyor. Orhangazi'de sınav başarısızlığının sınıfsal bir karakter kazanması tesadüf değil. Başarı düşüklüğünün bir nedeni de okulların "sınav kazandırma" hedefinden kopmuş olması. Proje okulları, nitelikli okullar birkaç merkezde toplanırken; geri kalan okullar adeta unutulmuş durumda. Öğrenciler arasında daha baştan "sen kazanırsın, sen kazanamazsın" ayrımı yapılıyor. Bu psikolojiyle büyüyen bir çocuktan yüksek sınav performansı beklemek gerçekçi değildir. Birde Orhangazi'de şube müdürü görevlendirme meselesi artık idari bir sorun olmaktan çıktı, kurumsal bir komediye dönüştü. Kadrolu şube müdürleri ilçede dururken başka yerlere görevlendiriliyor; Orhangazi'de ise bu kadroların yerine vekaleten görevlendirmeler yapılıyor. Yani asli görev yeri Orhangazi olanlar dışarıda, Orhangazi'de ise emanet makam düzeni var. Mantık? Yok. Planlama? Yok. Hesap veren? O da yok. Yarıyıl tatili bitti, ders zili çalıyor. Ama Orhangazi'de sınav başarısızlığı da tıpkı diğer eğitim sorunları gibi yerli yerinde duruyor. Artık başarıyı tabelalarla, afişlerle değil; somut yatırımlar, nitelikli öğretmen kadroları ve eşit imkânlarla konuşmak gerekiyor. Aksi halde her yıl aynı manşeti atarız: "Öğrenciler ders başı yaptı" Ama kimse şu soruyu sormaz. Bu sistem, çocukları gerçekten hayata ve sınavlara hazırlıyor mu? Artık soru şu değil: "Öğrenciler neden başarısız?" Asıl soru şu. Bu ilçede eğitimi yönetenler, bu başarısızlığın hesabını ne zaman verecek?
İZ BIRAKAN ÖĞRENCİLER-3 İz bırakan öğrenciler yazımın konuğu bu gün Yıldız Oto kiralamanın sahibi Bülent YILDIZ. Bazı öğrenciler vardır; bilgisiyle değil, insanlığıyla iz bırakır. Bülent Yıldız da onlardan biriydi. Bülent Yıldız, okul yıllarında her şeyden önce saygılı duruşuyla öne çıkan bir öğrenciydi. Öğretmenine, arkadaşına, okulun en görünmeyen emekçisine karşı bile mesafesini ve üslubunu koruyan bir tavrı vardı. Bu, sonradan kazanılan değil, karaktere yerleşmiş bir değerdir. Sınıfta her zaman en hızlı öğrenen değildi belki ama dikkatliydi. Dinlerdi. Sorduğu sorular, ezberi değil anlamayı hedeflerdi. Öğretmen için bu, sınav başarısından daha kıymetlidir. Okul yıllarında en belirgin özelliği sorumluluk duygusuydu. Verilen bir görevi "yapmış olmak için" değil, hakkını vererek yapmaya çalışırdı. Grup çalışmalarında öne çıkmak gibi bir hırsı yoktu ama işin aksamasına da razı olmazdı. Liderlik tam da böyle bir şeydir zaten; bağırmadan, görünmeden ama süreci ayakta tutarak. Bugün bir iş insanı olarak geldiği noktaya bakınca, bunun tesadüf olmadığını görüyorum. Okulda sergilediği disiplin, sabır ve uzun vadeli düşünme becerisi, iş hayatında da karşılığını bulmuş belli ki. Hızlı kazançtan çok sürdürülebilirliği, kısa yolculardan çok sağlam yolları tercih eden bir karakteri vardı. Eğitimciler, bu tür öğrencilerin geç olgunlaştığını ama kalıcı izler bıraktığını iyi bilir. Bir öğretmen için en büyük mutluluk, öğrencisinin sadece "başarılı" olması değil, iyi bir insan olarak yoluna devam ettiğini görmektir. Bülent Yıldız'ın bugün üretmesi, istihdam sağlaması, değer oluşturması; eğitimin sınıfla sınırlı olmadığının somut bir göstergesidir. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Okulda nasılsa, hayatta da öyledir insan. Bülent Yıldız, bunu doğrulayan isimlerden biridir.
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.