HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ.

10.02.2026 00:00
‎Bir zamanlar "geleceğe yatırım" denince akla ilk gelen tercihlerden biriydi özel okullar. Bugün ise tablo değişiyor. Özel okullarda öğrenim gören öğrenci sayısı azalıyor; üstelik bu sadece geçici bir dalgalanma değil, yapısal bir kırılmanın işareti.
‎Sorunun merkezinde ekonomi var. Aile bütçeleri enflasyon karşısında erirken, özel okul ücretleri adeta döviz kuru gibi artıyor. Asgari ücretle ya da sabit maaşla geçinen bir aile için özel okul artık "fedakârlık" değil, ulaşılamaz bir lüks. Eğitime ayrılan pay daraldıkça ilk vazgeçilen kalem de özel okul oluyor.
‎Ama mesele yalnızca para değil. "Paranın karşılığı alınabiliyor mu?" sorusu da giderek daha yüksek sesle soruluyor. Birçok özel okul, yüksek ücretlerine rağmen devlet okullarından anlamlı bir akademik fark ortaya koyamıyor. Sınıflar kalabalıklaşıyor, öğretmen sirkülasyonu artıyor, kurumsallık yerini ticari kaygılara bırakıyor. Veliler şunu fark ediyor: "Aynı müfredat, benzer sonuçlar, ama kat kat fazla ücret."
‎Bir diğer neden demografik gerçekler. Türkiye'de öğrenci nüfusu artmıyor; aksine bazı kademelerde azalıyor. Öğrenci sayısı sabitken ya da düşerken, özel okul sayısının uzun süre kontrolsüz biçimde artması kaçınılmaz olarak rekabeti sertleştirdi. Bu rekabet kaliteyle değil, çoğu zaman kampanya, indirim ve taksit oyunlarıyla yürütüldü.
‎Sonuç, Güvensizlik.
‎Devlet okullarını da unutmamak gerekir. Tüm sorunlarına rağmen, bazı nitelikli devlet okulları hâlâ güçlü bir akademik ve sosyal ortam sunuyor. Aileler "madem bu şartlarda özel okula vereceğim paranın karşılığını alamıyorum, o zaman iyi bir devlet okulunu zorlarım" noktasına geliyor.
‎Özetle; özel okullardaki öğrenci kaybı bir tesadüf değil. Ekonomik baskı, kalite algısındaki erozyon ve plansız büyüme bu sonucun temel nedenleri.
‎Eğitim, piyasanın insafına bırakıldığında önce pahalılaşır, sonra güven kaybeder. Bugün yaşanan tam olarak budur.
‎Sorulması gereken sorular;
‎Özel okullar gerçekten eğitim mi satıyor, yoksa sadece umut mu pazarlıyor?
‎Veliler bu soruya verdikleri cevapla karar veriyor. Ve görünen o ki, artık eskisi kadar ikna olmuyorlar.
‎ORHANGAZİDE DURUM NEDİR?
Diye sorarsanız, "Orhangazi'de Özel Okullar Sessizce Alarm Veriyor" diye söyleyebilirim.
‎Türkiye genelinde özel okullarda yaşanan öğrenci kaybı, Orhangazi'de çok daha net ve sert hissediliyor. Büyük şehirlerde "yavaşlama" olarak görülen tablo, Orhangazi gibi orta ölçekli ilçelerde doğrudan daralma anlamına geliyor.
‎Orhangazi'nin gerçeği bu ilçenin bir memur, işçi ve emekli ilçesi olması. Gelirler sınırlı, hayat pahalı. Özel okul ücretleri ise bu gerçeklikle bağını çoktan koparmış durumda. Bugün Orhangazi'de ortalama gelirli bir ailenin çocuğunu özel okula göndermesi fedakârlıkla bile açıklanamaz hâle geldi. Bu yüzden veliler net bir tercih yapıyor.Devlet okulu.
‎Ama mesele sadece para değil. Asıl kırılma, "karşılık" meselesinde yaşanıyor. Veliler şunu soruyor:
‎"Bu parayı veriyorum, çocuğum ne kazanıyor?"
‎Cevap çoğu zaman tatmin edici değil. Orhangazi'deki özel okulların önemli bir kısmı, akademik başarıda devlet okullarından belirgin bir fark ortaya koyamıyor. Aynı müfredat, benzer sınav sonuçları… Farklı olan tek şey fatura. Bu tablo karşısında aileler özel okuldan hızla uzaklaşıyor.
‎Bir de öğretmen gerçeği var. Özel okullarda sık öğretmen değişimi, düşük ücretler ve güvencesizlik Orhangazi'de daha görünür. İlçede öğretmen tutmak zor, elde tutmak daha da zor.  Bu durum doğrudan eğitim kalitesine yansıyor. Kurumlar "marka" olmaktan çıkıp, tabela okuluna dönüşme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
‎Türkiye genelinde olduğu gibi Orhangazi'de de öğrenci sayısı artmıyor. Genç nüfus sınırlı, artık göç yok denecek kadar az. Öğrenci azalırken özel okul sayısının bir dönem plansızca artması, bugün yaşanan kan kaybını kaçınılmaz kıldı. Pasta büyümüyor, dilimler küçülüyor.
‎Velilerin önemli bir bölümü artık şunu düşünüyor:
‎"İyi bir devlet okulunu zorlarım, gerekirse destek kursu alırım; ama özel okula bu parayı vermem."
‎Bu cümle Orhangazi'deki özel okullar için en net uyarıdır.
‎Sonuç olarak; Orhangazi'de özel okullar sadece ekonomik krizle değil, güven ve kalite kriziy­le de karşı karşıya. Bu gidişat tersine dönmezse, önümüzdeki yıllarda bazı özel okulların öğrenci bulmakta zorlanması değil, kapılarına kilit vurması şaşırtıcı olmayacak.
‎Eğitim ticaret değildir.
‎Orhangazi bunu çoktan anlamış görünüyor da Özel okullar da bu durumu anlayacak mı?
‎Meselenin özü bu. . .
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ. 10 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.