HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 MART 2026, CUMA

Yusuf Halaçoğlu’ndan dikkat çeken İran–İsrail–ABD değerlendirmesi “Liyakat olmadan zafer olmaz”

26.03.2026 23:28
Yusuf Halaçoğlu’ndan dikkat çeken İran–İsrail–ABD değerlendirmesi “Liyakat olmadan zafer olmaz”
Yusuf Halaçoğlu’ndan dikkat çeken İran–İsrail–ABD değerlendirmesi “Liyakat olmadan zafer olmaz”
Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, son haftalarda ABD, İsrail ve İran hattında yaşanan savaş ve gerilimin, İslam dünyasının siyasal ve askerî dağınıklığını bir kez daha ortaya koyduğunu savundu. Halaçoğlu, yaptığı kapsamlı değerlendirmede, yaşananların yalnızca bölgesel bir çatışma değil; aynı zamanda "ümmet", "mezhep", "savunma sanayii", "millî birlik" ve "iç cephe güvenliği" başlıklarında yıllardır ertelenen gerçeklerle yüzleşme süreci olduğunu ifade etti. Bölgedeki çatışmaların 28 Şubat'tan bu yana genişlediği, İran ile İsrail arasında karşılıklı saldırıların sürdüğü ve ABD'nin de doğrudan sürecin merkezinde yer aldığı uluslararası basına ve ajanslara yansıdı. ([Anadolu Ajansı][1])
Halaçoğlu'nun değerlendirmesinde en dikkat çeken vurgu, İslam ülkelerinin ortak bir siyasal refleks üretememesi oldu. Ona göre yaşanan son kriz, aynı inanç dünyasına mensup devletlerin ortak tehdit karşısında birleşemediğini, çıkar hesaplarının ve mezhep temelli ayrışmaların hâlâ belirleyici olduğunu gösterdi. Halaçoğlu, bunun yalnızca bugünün meselesi olmadığını, Osmanlı'nın çözülme döneminden Millî Mücadele yıllarına kadar uzanan tarihsel kırılmaların bugüne taşınmış bir uzantısı olduğunu dile getirdi.
Savunma sanayii vurgusu öne çıktı
Kutlu Parti Genel Başkanı'nın açıklamasında ikinci ana başlık, savunma kapasitesi oldu. Halaçoğlu, kendi kendine yeten bir savunma sanayiine sahip olmayan hiçbir ülkenin gerçek anlamda bağımsız hareket edemeyeceğini savunarak, uluslararası sistemde desteğin ilkeye göre değil çıkara göre şekillendiğini belirtti. Son savaşta bölgesel çatışmanın yalnızca askerî değil, enerji, lojistik ve ticaret boyutlarıyla da küresel etkiler doğurduğu; Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik krizinin petrol ve sevkiyat hatlarını doğrudan etkilediği bildirildi.
Halaçoğlu'na göre bu tablo, "yerli ve millî kapasite" söyleminin bir propaganda başlığı değil, doğrudan millî güvenlik meselesi olduğunu ortaya koydu. Sadece silah satın almanın değil, teknoloji, mühimmat, elektronik harp, hava savunma sistemi ve stratejik üretim zincirinin de ülke içinde kurulmasının hayati olduğunu ifade eden Halaçoğlu, aksi halde savaş anında müttefik görünen ülkelerin dahi geri çekilebileceğini ileri sürdü.
 "Sözde dindarlık" eleştirisi
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun değerlendirmesinde en sert başlıklardan biri de, "Müslümanız" diyen bazı çevrelere yönelik eleştiriler oldu. Halaçoğlu, İslam dünyasına yönelik saldırılar ve bölgedeki yıkım karşısında açık, tutarlı ve vicdanlı bir tavır koymayan bazı çevrelerin samimiyet testinden geçemediğini savundu. Özellikle Siyonizm karşısında net tavır alamayan ya da mezhep ayrımını öne çıkararak ortak vicdanı zayıflatan kesimlerin, toplumda ciddi bir güven bunalımı oluşturduğunu belirtti.
Halaçoğlu, aynı Allah'a, aynı Peygamber'e ve aynı kitaba inanan milyonlarca Şiiyi düşmanlaştıran anlayışın, İslam dünyasını içeriden zayıflattığını söyledi. Bu yaklaşımın, Müslümanlar arasında tarihsel yarılmaları derinleştirdiğini ve asıl tehdidin görülmesini engellediğini kaydeden Halaçoğlu, sözde dindarlık ile gerçek ahlakî ve siyasî tutarlılık arasındaki farkın artık daha görünür hale geldiğini öne sürdü.
Mezhep ayrılıklarının bedeli
Halaçoğlu'nun açıklamasında mezhep meselesi ayrı bir başlık olarak öne çıktı. Ona göre Orta Çağ'dan miras kalan mezhep kavgaları, günümüzde yeni biçimlerde yaşamaya devam ediyor ve Müslüman toplumlar hâlâ bundan ders çıkarmış değil. İslam coğrafyasındaki birçok gerilimin arkasında sadece dış müdahalenin değil, içeride yıllarca beslenen tarihî önyargıların da bulunduğunu savunan Halaçoğlu, bu ayrışmaların dış güçler tarafından kolaylıkla kullanılabildiğini ifade etti.
Bu çerçevede Halaçoğlu, "ümmet" kavramının da gerçekçi zeminde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü. Ona göre söylem düzeyinde birlik vurgusu yapan, ancak kritik eşiklerde sessiz kalan ya da pozisyonunu çıkarına göre belirleyen devletlere karşı Türkiye'nin daha temkinli olması gerekiyor. Bölgedeki son çatışmaların, sözlü dayanışma ile fiilî dayanışma arasındaki farkı açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Türkiye için iç cephe uyarısı
Açıklamanın bir diğer dikkat çekici boyutu ise Türkiye'nin muhtemel bir savaş ya da büyük bölgesel kriz durumunda karşılaşabileceği iç kırılganlıklara yönelik uyarılar oldu. Halaçoğlu, Türkiye bir çatışmanın doğrudan tarafı haline gelirse, başta dindar görünen bazı çevreler olmak üzere, belli gruplara güvenilemeyeceğinin anlaşıldığını savundu. Bu değerlendirmesinde, yalnızca dış tehditlere değil, ülke içindeki ideolojik, mezhebî ve siyasî kırılmalara da dikkat çekti.
Özellikle ayrılıkçı terör yapılanmalarının, fırsat doğduğunda Türkiye'nin karşısında pozisyon alacağını ifade eden Halaçoğlu, devletin güvenlik stratejisinde "iç cephe dayanıklılığı" kavramının daha fazla öne çıkarılması gerektiğini belirtti. Ona göre savaşlar artık sadece sınır hattında değil; medya, propaganda, etnik fay hatları, mezhep gerilimleri ve psikolojik operasyonlar üzerinden de yürütülüyor.
Millî değerler ve tarih eğitimi çağrısı
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, yaşanan gelişmelerden çıkarılması gereken en önemli derslerden birinin de eğitim olduğunu vurguladı. Toplumsal birlik ve beraberliğin tesadüfen oluşmayacağını belirten Halaçoğlu, genç kuşaklara millî değerlerin, tarih bilincinin, devlet fikrinin ve ortak sorumluluk anlayışının güçlü biçimde verilmesi gerektiğini savundu. Ona göre yalnızca teknolojik veya askerî yatırım değil, fikrî ve ahlakî altyapı da millî güvenliğin asli unsurudur.
Bu noktada Millî Mücadele dönemine atıfta bulunan Halaçoğlu, o yıllarda da benzer iç ayrışmalar, mandacı anlayışlar, dış destek arayışları ve zayıf siyasî reflekslerin görüldüğünü; bugün benzer hataların başka biçimlerde yeniden sahneye çıktığını söyledi. Geçmişten yeterince ders çıkarılamadığı için tarihin farklı aktörlerle ama benzer sonuçlarla yeniden tekerrür ettiğini ifade etti.
 "Liyakat olmadan zafer olmaz"
Kutlu Parti Genel Başkanı, değerlendirmesinde devlet yönetiminde liyakat meselesine de özel yer ayırdı. Halaçoğlu'na göre kriz dönemlerinde toplumları ayakta tutan en önemli unsur, ehil kadroların iş başında olmasıdır. Askerî, diplomatik, ekonomik ve idarî mekanizmaların ancak liyakatli insanlar eliyle doğru işletilebileceğini kaydeden Halaçoğlu, hamasetle değil bilgi, tecrübe ve disiplinle başarı kazanılabileceğini ifade etti.
Bu nedenle millî güvenlik siyasetinin yalnızca sloganlarla değil, sağlam kurumlar, güçlü eğitim, doğru kadrolaşma ve stratejik akılla yürütülmesi gerektiğini belirten Halaçoğlu, içi boş söylemlerin toplumları ancak kısa süreli duygusal rahatlamaya sürüklediğini, gerçek çözümün ise kurumsal kapasiteyi yükseltmekten geçtiğini savundu.
 "Dua yeter ama tek başına yetmez" mesajı
Halaçoğlu'nun açıklamasında öne çıkan bir başka başlık da, inanç ile fiilî hazırlık arasındaki denge oldu. Sadece dua ederek düşmanla baş edilemeyeceğini söyleyen Halaçoğlu, inancın elbette önemli olduğunu; ancak inancın, akıl, tedbir, hazırlık, bilim, teknoloji ve güçlü devlet organizasyonuyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre tarih boyunca başarı kazanan toplumlar, maneviyat ile maddî hazırlığı birlikte yürüten toplumlar oldu.
Bu yaklaşım, açıklamanın genel çerçevesiyle de örtüştü. Halaçoğlu, Türkiye'nin geleceğe hazırlanırken romantik beklentilerle değil, gerçekçi tehdit analizleriyle hareket etmesi gerektiğini; dostlukların, ittifakların ve ideolojik yakınlıkların kriz zamanlarında yeniden sınandığını ifade etti.
İsrail yanlısı çevreler tartışması
Açıklamanın en sert siyasal tespitlerinden biri de Türkiye'de İsrail yanlısı olduğu düşünülen kişi ve çevrelere ilişkin oldu. Halaçoğlu, bu kesimlerin sanılandan daha fazla olduğunu öne sürerek, kamuoyunun bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. Bu tür yapıların kimi zaman açık, kimi zaman örtülü biçimde etkide bulunduğunu savunan Halaçoğlu, toplumun özellikle medya, siyaset ve fikir dünyasında kullanılan dile karşı uyanık olması gerektiğini belirtti.
Bölgede savaşın devam ettiği, İran'ın yeni ateşkes ve müzakere tekliflerine rağmen sert tavrını sürdürdüğü, İsrail'in de hava saldırılarına devam ettiği yönündeki haberler, tartışmanın daha da büyümesine yol açıyor. Bugün itibarıyla hem Reuters hem AP, savaşın yalnızca askerî değil diplomatik ve ekonomik cephelerde de sürdüğünü aktarıyor.
Millî Mücadele'ye gönderme
Yusuf Halaçoğlu, bütün bu maddelerin aslında Türkiye'nin yakın tarihinde yabancı olmadığı başlıklar olduğunu ifade ederek, Millî Mücadele döneminde de benzer kırılmaların yaşandığını hatırlattı. O yıllarda da dışarıdan medet umanlar, milletin ortak direniş ruhuna sırt çevirenler, kişisel veya hizipsel hesabı öne alanlar bulunduğunu söyleyen Halaçoğlu, bugün benzer eğilimlerin farklı ambalajlarla yeniden ortaya çıktığını savundu.
Halaçoğlu'na göre, aradan geçen yüz yıla rağmen tarih bilinci yeterince güçlendirilemediği için toplum aynı sınavlarla yeniden karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle hem eğitim sisteminde hem de kamu söyleminde millî şuurun ve tarihî muhasebenin daha güçlü biçimde yer bulması gerektiğini belirtti.
Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun değerlendirmesi, son ABD–İsrail–İran gerilimini yalnızca dış politika başlığı olarak değil; Türkiye'nin iç bütünlüğü, savunma kapasitesi, tarih bilinci ve siyasî tutarlılığı açısından okunması gereken bir kırılma olarak ele aldı. Halaçoğlu, İslam dünyasındaki dağınıklığın, mezhep ayrılıklarının, savunma alanındaki yetersizliklerin ve iç cephedeki güven bunalımının artık daha açık görüldüğünü savunurken; çözümün ise millî eğitim, liyakat, güçlü devlet aklı, yerli savunma kapasitesi ve sahici toplumsal birlikten geçtiğini ifade etti.
Haber-Muharrem Değirmen / 3. Göz HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.