HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 NİSAN 2026, SALI

“Haydar Baş’ın Fikirleri Neden Hâlâ Gündemde?”

14.04.2026 00:00
Bir zamanlar yüksek sesle dile getirilen ama aynı hızla "gerçekçi değil" diyerek rafa kaldırılan fikirler vardır. Siyasetin doğası biraz da böyledir: Bugünün aklıyla yarını anlatmaya çalışanlar çoğu zaman anlaşılmaz, hatta dışlanır. Aradan yıllar geçer, şartlar değişir, dengeler sarsılır… Ve o eski cümleler bir gün yeniden hatırlanır.
‎Haydar Baş, işte tam da bu çerçevede değerlendirilmesi gereken isimlerden biridir. Onu seversiniz ya da sevmezsiniz; fikirlerini benimser ya da eleştirirsiniz. Ama yok sayamazsınız. Çünkü o, Türkiye'de siyasetin alışılmış sınırlarını zorlayan, kalıpların dışına çıkan bir söylem kurdu.
‎Hatırlayın… "Vatandaşa maaş", "milli ekonomi", "devletin doğrudan refah dağıtması" gibi kavramlar ilk dile getirildiğinde, geniş bir kesim tarafından ya alay konusu oldu ya da "popülizm" olarak etiketlendi. O günün ekonomik ezberleri içinde bu tür öneriler gerçekten de fazla iddialıydı. Çünkü hâkim anlayış, devletin ekonomiden çekilmesi, piyasanın belirleyici olması ve sosyal harcamaların sınırlı tutulması üzerine kuruluydu.
‎Ama dünya aynı yerde kalmadı.
‎2008 küresel krizi, ardından gelen ekonomik dalgalanmalar, pandemi süreci ve artan gelir adaletsizliği… Tüm bunlar, devletin ekonomideki rolünü yeniden tartışmaya açtı. Bugün Avrupa'dan Amerika'ya kadar birçok ülkede "temel gelir", "doğrudan nakit destek", "sosyal devletin güçlendirilmesi" gibi başlıklar ciddi ciddi konuşuluyor. Dün "uçuk" denilen pek çok fikir, bugün akademik çalışmaların, siyasi programların ve hatta hükümet politikalarının parçası haline geliyor.
‎İşte bu noktada insan ister istemez şu soruyu soruyor:
‎Acaba mesele fikirlerin kendisi miydi, yoksa zamanın ruhu mu henüz hazır değildi?
‎Elbette burada romantik bir yaklaşım tuzağına düşmemek gerekiyor. Her iddialı fikir, doğru ya da uygulanabilir anlamına gelmez. Ekonomi dediğimiz şey sadece niyetle değil, matematikle yürür. Bütçe dengesi, üretim kapasitesi, enflasyon baskısı gibi sert gerçekler vardır. "Herkese maaş" demek kolaydır ama bunun sürdürülebilirliği, kaynakları ve uzun vadeli etkileri ciddi analiz gerektirir. Bu açıdan bakıldığında, Haydar Baş'ın önerdiği modelin eksik ya da tartışmalı yönleri olduğu da açıktır.
‎Ancak başka bir gerçeği de görmezden gelemeyiz.Siyaset sadece mevcut olanı yönetmek değil, aynı zamanda mümkün olanın sınırlarını zorlamaktır. Eğer kimse alışılmışın dışına çıkmazsa, hiçbir yeni model doğmaz. Bugün "normal" kabul ettiğimiz birçok uygulama, bir zamanlar "imkânsız" olarak görülüyordu.
‎Haydar Baş'ın belki de en büyük farkı burada yatıyordu. O, doğru ya da yanlış, uygulanabilir ya da değil… ama farklı düşündü. Mevcut ekonomik düzeni sorguladı, alternatif bir model ortaya koymaya çalıştı ve bunu ısrarla savundu. Siyasette çoğu zaman eksik olan şey de tam olarak budur. Cesur fikirler ve farklı bakış açıları.
‎Bugün geriye dönüp baktığımızda, "Acaba oy verse miydim?" sorusunu sorarım zaman zaman kendime.Bu bir siyasi tercih sorgulaması değildir. Bu, aynı zamanda insanın kendi düşünce evrimiyle yüzleşmesidir. O gün neden mesafeli durduğunu, bugün neden yeniden değerlendirdiğini anlamaya çalışmaktır. Çünkü bireyin bakış açısı da tıpkı dünya gibi değişir, dönüşür, olgunlaşır.
‎Belki de mesele bir kişiye oy verip vermemek değildir.
‎Mesele, fikirleri zamanında anlayabilmek ya da en azından anlamaya çalışmaktır.
‎Ve belki de en çarpıcı gerçek şudur.
‎Bazı siyasetçiler, yaşadıkları dönemde değil…
‎daha çok, o dönem geçtikten sonra konuşulurlar.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•“Haydar Baş’ın Fikirleri Neden Hâlâ Gündemde?” 14 00:00:00.04.2026
•BİR NESLİ KAYBEDİYORUZ, ‎KİMSE FARKINDA DEĞİL.. 07 00:00:00.04.2026
•ÜÇÜNCÜ GÖZ GAZETESİ HALKIN VİCDANIDIR. 01 00:00:00.04.2026
•Sokaktan Sınıfa: Küfrün Normalleştiği Ülke” 26 00:00:00.03.2026
•ATATÜRK Çanakkale’dir, Çanakkale de ATATÜRK'TÜR 17 00:00:00.03.2026
•ÇOCUKLARI VE GENÇLERİ KORUMADA 3.GÖZ GAZETESİNİN HASSASİYETİ. 11 00:00:00.03.2026
•ESKİ VE YENİ TÜRKİYE DE EĞİTİM ANLAYIŞI 04 00:00:00.03.2026
•PROJE ÇÖPLÜĞÜNE DÖNEN OKULLARIMIZ 25 00:00:00.02.2026
•ORHANGAZİDE BİR ZAMANLAR BİR OKULDAN TEKRARI YAPILAMAYAN ULUSLARARASI HALK OYUNLARI FESTİVALİ DÜZENLEME BAŞARISI. 18 00:00:00.02.2026
•TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ. 10 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.