HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 OCAK 2026, PERŞEMBE

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

15.01.2026 00:00
Türkiye bugün tarihinin belki de en kritik kavşaklarından birinde duruyor. Siyasetin gündelik polemiklerine sıkıştırılmış, hamasetle yönetilen ve günü kurtarma refleksleriyle savrulan bir ülke gerçeğiyle karşı karşıyayız. Oysa bu topraklar, emperyalizmi dize getirmiş, yokluk içinde çağdaş bir devlet kurmuş, aklı, bilimi ve üretimi esas alan bir kurucu iradenin mirasını taşıyor. Şimdi sormak zorundayız: Bu milletin çocukları, neden kendi kurucu aklının inşa ettiği Cumhuriyet'in sunduğu imkânlardan her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.
İç cephede yaşananlar, artık bir yönetim krizi olmaktan çıkmış, bir sistem çöküşüne dönüşmüştür. Ekonomi, üretimden koparılmış, borç ve tüketim sarmalına mahkûm edilmiştir. Atatürk döneminde temelleri atılan sanayi hamleleri, Sümerbank'lar, Etibank'lar, şeker fabrikaları ve tarım kooperatifleriyle kurulan millî kalkınma modeli tasfiye edilmiş; yerine ithalata dayalı, montaj sanayisine sıkışmış, dışarıdan kredi ve sıcak para bekleyen bir yapı yerleştirilmiştir. Bu model, ne istihdam üretir ne refah yaratır. Sadece bağımlılık üretir. Bugün çiftçi mazot alamıyor, sanayici enerji faturası ödeyemiyor, esnaf kepenk kapatıyor, gençler yurt dışına gitmenin yollarını arıyorsa, bunun sebebi Atatürk'ün karma ekonomi ve planlama anlayışının bilinçli olarak terk edilmiş olmasıdır.
Eğitim cephesi, Cumhuriyet'in en büyük kazanımıyken, bugün en büyük yarasına dönüşmüş durumdadır. Bir milletin kaderi, sınıflarında yazılır. Fakat bugün sınıflar bilim üretmiyor, sorgulayan bireyler yetiştirmiyor. Müfredatın içi boşaltılmış, eğitim sistemi defalarca değiştirilmiş, genç kuşaklar deneme tahtasına çevrilmiştir. Atatürk'ün hedeflediği çağdaş, laik ve bilimsel eğitim anlayışı, yerini ideolojik tartışmaların gölgesinde şekillenen, ezberci ve yönlendirmeci bir yapıya bırakmıştır. Sonuç olarak üniversite mezunu işsizler ordusu büyüyor, nitelikli beyinler bu ülkeyi terk ediyor, Türkiye kendi insan kaynağını kendi elleriyle tüketiyor.
Toplumsal yapıda ise millî birlik ve beraberlik duygusu ciddi biçimde zedelenmiştir. Atatürk milliyetçiliği, bu topraklarda yaşayan herkesi ortak bir ülküde birleştiren kapsayıcı bir anlayıştı. Bugün ise ayrıştırıcı dil, kutuplaştırıcı siyaset ve kamplaşma üzerinden yürüyen bir iklim hâkimdir. Millet artık aynı acıyı paylaşamaz, aynı sevinci yaşayamaz hâle getirilmiştir. Oysa milliyetçilik, bayrak sallamakla değil; adaletle, eşitlikle ve ortak kader bilinciyle yapılır.
Dış politikaya bakıldığında tablo daha da vahimdir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye, savaş yorgunu bir milletin küllerinden yükselirken; akılcı diplomasiyle, dengeli ilişkilerle ve kararlı bir bağımsızlık politikasıyla dünya sisteminde saygın bir yer edinmişti. Bugün ise komşularıyla kavgalı, müttefikleriyle sorunlu, uluslararası arenada öngörülemez bir ülke profili ortaya çıkmıştır. Bir gün Batı'ya, ertesi gün Doğu'ya yaslanan, ilkesiz ve tutarsız adımlar Türkiye'yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel güçlerin pazarlık masasında bir nesne hâline getirmektedir. Atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, bir pasiflik değil; tam tersine güçlü, saygın ve kendi kararlarını kendi alan bir Türkiye'nin dış politika omurgasıydı. Bugün bu omurga kırılmıştır.
Tarımda yaşanan çöküş, millî güvenlik sorunu boyutuna ulaşmıştır. Atatürk, köylüyü milletin efendisi ilan ederken; bugün köylü borçlu, üretici yalnız, tarım arazileri betonla kaplıdır. Türkiye kendi buğdayını, etini, samanını ithal eder hâle getirilmiş; bereketli Anadolu toprakları, plansızlık ve rant uğruna heba edilmiştir. Bu tablo, bir ekonomi meselesi değil, doğrudan bağımsızlık meselesidir. Kendi karnını doyuramayan bir ülke, hiçbir alanda tam bağımsız olamaz.
Türkiye'nin gidişatı, Cumhuriyet'in kuruluş rotasından bilinçli bir sapmayı işaret ediyor. Bu sapma; devleti yöneten aklın, Atatürk'ün ortaya koyduğu bilimsel, millî ve halkçı politikaları terk etmesinin doğal sonucudur. Bugün her alanda yaşanan krizlerin ortak paydası budur. Türkiye, kendi öz gücüne değil; başkalarının kredisine, onayına ve desteğine muhtaç bir ülke hâline sürüklenmektedir.
Bu millet, bu kaderi hak etmiyor. Kurtuluş Savaşı'nı kazanan, yokluktan bir devlet çıkaran, Anadolu'nun küllerinden çağdaş bir Cumhuriyet yaratan irade hâlâ bu toplumun damarlarında dolaşıyor. Türkiye'nin yeniden ayağa kalkması için ihtiyacı olan tek şey; yeni sloganlar değil, eski ama eskimeyen bir devlet aklıdır. Atatürk'ün akıl ve bilim temelli millî politikalarına geri dönülmeden, bu savrulma durdurulamaz. Türkiye'nin nereye gittiğini değil, nereye dönmesi gerektiğini konuşmanın zamanı çoktan gelmiştir. Yüksel AKBAYRAK – 12 Ocak 2026
 
Yüksel AKBAYRAK / TERS KÖŞE / diğer yazıları
•TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR? 15 00:00:00.01.2026
•Susmayan Kalemler, Direnen Vicdanlar 11 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE KRİZİN VE SORUNUN ADI: BEKİR AYDIN 07 00:00:00.01.2026
•Sözlerin Tükendiği, Sessizliğin Kurumsallaştığı Bir Yılın Anatomisi 02 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ’DE SPORUN MEZAR KAZICIS: BEKİR AYDIN 24 00:00:00.12.2025
•Orhangazi’de Eğitimi Yerle Bir Eden Sessizlik 17 00:00:00.12.2025
•YÖNETİLEN DEĞİL OYALANAN ORHANGAZİ: MUSTAFA BOZBEY BİR YILDA NE YAPTI, NEYİ YAPMADI? 10 00:00:00.12.2025
•LOZAN’IN YÜZYILLIK DİRENCİ VE PAPA ZİYARETİ 03 00:00:00.12.2025
•ÇOCUK HAKLARI KÂĞITTA VAR, SAHADA EKSİK 27 00:00:00.11.2025
•Son Başbuğ’un Türklük Vurgusu ve 10 Kasım’ın Anlamı 10 00:00:00.11.2025
•Milli Ekonominin Temeli Tarımdır 05 00:00:00.11.2025
•CUMHURİYET, dik durmanın, adam olmanın adıdır! 29 00:00:00.10.2025
• “İtin Havlamasıyla Çınar Sallanmaz” 22 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’de Siyaset: Menfaat mi, Memleket mi? 14 00:00:00.10.2025
•Velhasıl Bursa Sudan Değil, Susuzluktan İbarettir... 07 00:00:00.10.2025
•Hangi Gençlik? Hangi Ekonomi? Hangi Eğitim? 02 00:00:00.10.2025
•FUTBOL SAHADA DEĞİL, MONİTÖR BAŞINDA OYNANIYOR 25 00:00:00.09.2025
•Gaziler Günü’nün Gerçek Manası Üzerine 19 00:00:00.09.2025
•Halkın Gerçek Gündemi Nerede? 17 00:00:00.09.2025
•Bağımsızlık Bir Kimliktir 10 00:00:00.09.2025
•Boş Tencere Siyaseti Yıkar 03 00:00:00.09.2025
• Ağustos Türklüğün Zaferlerle Yoğrulmuş Ayı 29 00:00:00.08.2025
•ORHANGAZİ’DE SPORUN ÇÖKÜŞÜ: 20 00:00:00.08.2025
•Orhangazi: Kaybolan Potansiyelin Hikâyesi 12 00:00:00.08.2025
•Depremi unutan geleceğini gömer! 05 00:00:00.08.2025
•İklim Kanunu Sonrası Orman Yangınları ve Doğa Katliamları: Ülkemizin Vahim Tablosu ve Yasal Mücadeledeki Eksikler 29 00:00:00.07.2025
•Kağan Usta’dan Gençliğe Yatırım, Bekir Aydın’dan Ücretli Tesis! 24 00:00:00.07.2025
•Bir Ahırın Sessizliği 15 00:00:00.07.2025
•“Zulme Boyun Eğmeyenlerin Efendisi: Hz. Hüseyin” 05 00:00:00.07.2025
•Hücrede Doğan Siyasi Cazibe: Ümit Özdağ ve Yeni Neslin Sessiz Haykırışı 02 00:00:00.07.2025
•150 GÜNÜN ARDINDAN ORHANGAZİ 25 00:00:00.06.2025
•“Hedef Türkiye” Gerçeği: Bir Uyarının Gölgesinde 20 Yıl 18 00:00:00.06.2025
•Ekonomik Gerçekler ve Çözüm Arayışları 11 00:00:00.06.2025
•İznik’te Sessiz Ama Derin Bir Değişim 29 00:00:00.05.2025
•ADD Aile Şirketi Değildir, Egoların Gölgesi Hiç Değildir ADD: Açılımı Artık “Aile Dostları Derneği” mi? 21 00:00:00.05.2025
•19 Mayıs bir uyanış, bir itiraz, bir meydan okumadır 18 00:00:00.05.2025
•Sadabat Paktı Krizler İçinde Doğunun Ortak Aklı 13 00:00:00.05.2025
•"Sadece Bir Kişiye Değil, Bir Duruşa Saldırıdır Bu" 05 00:00:00.05.2025
•Hayalden Hakikate 22 00:00:00.04.2025
•TÜRKİYE İÇİN KRİTİK BİR DÖNEMEÇ İKLİM YASASI VE DEVLETİN STRATEJİK KARARLARI 16 00:00:00.04.2025
•Sosyal Devlet, Milli Devlet ve Atatürkçü Duruşun Mirasçısı 14 00:00:00.04.2025
•En yüce değer ADALET 09 00:00:00.04.2025
•İklim Kanunu’na Karşı Çıkmalıyız! 26 00:00:00.03.2025
•OĞUZ TÖRESİ VE ÇANAKKALE - ATATÜRK'SÜZ ZAFER OLMAZ! 18 00:00:00.03.2025
•Bir Milletin Ruhunu Yaşatan Tarihler 12 Mart ve 14 Mart 12 00:00:00.03.2025
•Oğuz Kağan'dan Atatürk'e Uzanan Kutsal Miras Türk Kadını 07 00:00:00.03.2025
•Güçlü Türkiye için: İklim yasasına hayır! 04 00:00:00.03.2025
•AYNI SENARYO, AYNI FİGÜRANLAR 24 00:00:00.01.2024
•CHP ORHANGAZİ’DE NEREYE KOŞUYOR? 12 00:00:00.01.2024
•HAKSIZLIKLARA ve BASKILARA RAĞMEN... 03 00:00:00.01.2024
•CHP’DE AKIL TUTULMASI MI YAŞANIYOR? 27 00:00:00.12.2023
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.