HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 NİSAN 2026, PERŞEMBE

İRFAN AYDIN: “BU SADECE BİR KANUN DEĞİL, BİR SÜRECİN SONUCU”

16.04.2026 12:51
İRFAN AYDIN: “BU SADECE BİR KANUN DEĞİL, BİR SÜRECİN SONUCU”
İRFAN AYDIN: “BU SADECE BİR KANUN DEĞİL, BİR SÜRECİN SONUCU”
3. Göz Medya Genel Koordinatörü Araştırmacı Gazeteci İrfan Aydın, son dönemde çocukların karıştığı ağır suçlar, artan şiddet olayları ve bu gelişmelerle eş zamanlı olarak gündeme getirilen yasal düzenlemeler üzerinden dikkat çeken ve tartışma yaratacak açıklamalarda bulundu. Türkiye'de son yıllarda artan çocuk suçları tartışmasının yalnızca bireysel vakalar üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Aydın, meselenin çok daha derin, çok katmanlı ve uzun süredir hazırlanan bir sürecin sonucu olduğunu ifade etti. Aydın'a göre ortada sadece bir suç artışı ya da kanun değişikliği değil; çocuk algısını, toplum yapısını ve geleceği doğrudan etkileyecek kapsamlı bir dönüşüm söz konusu.
Bu bir kanun tartışması değil, altyapısı hazırlanmış bir süreç
Aydın, kamuoyunda tartışılan düzenlemelerin tek başına ele alınmasının büyük bir eksiklik olacağını belirterek, sürecin arka planına dikkat çekti. "Bu sadece bir kanun olayı değil. Bu kanunun bu şekilde getirilmesi bile bir projenin parçasıdır. İster bilinçli ister bilinçsiz olsun, bu düzenlemelere sarılanların bir nedeni var ve bu süreç en az iki yıldır sistemli şekilde ilerliyor" ifadelerini kullandı.
Geçmişte de benzer dönemlerde çocukların karıştığı vahşi olayların gündeme geldiğini hatırlatan Aydın, bu zamanlamaların tesadüf olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Kamuoyunun yalnızca sonuçlara değil, bu sonuçları doğuran zemine odaklanması gerektiğini söyledi.
Çocuğu suçlu değil, suça sürüklenen olarak tanımlayan bir medeniyet
Türk toplumunun çocuk kavramına yaklaşımının tarihsel ve kültürel olarak farklı bir yerde durduğunu belirten Aydın, özellikle hukuk dilinde kullanılan "suça sürüklenen çocuk" ifadesinin bilinçli bir tercih olduğunun altını çizdi.
 "Biz çocuk suçlu demeyiz. Suça sürüklenen çocuk deriz. Bu çok kritik bir ifadedir. Çünkü burada suçun faili olarak çocuğu değil, onu o noktaya getiren ortamı sorgularız. Bu yaklaşım bir medeniyet anlayışıdır" diyen Aydın, bu kavramın değiştirilerek çocukların doğrudan suçlu ya da cani olarak tanımlanmasının toplum açısından ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Bir tarafta af, diğer tarafta çocuklara ağırlaştırma
Aydın, mevcut politikaların kendi içinde ciddi bir çelişki barındırdığını belirterek dikkat çeken bir karşılaştırma yaptı. Terör suçları kapsamında zaman zaman gündeme gelen düzenlemeler ile çocuklara yönelik cezaların sertleştirilmesi arasındaki farkın sorgulanması gerektiğini söyledi.
 "Bir tarafta pişmanlık yasaları, eve dönüş düzenlemeleri konuşuluyor. Diğer tarafta çocukların işlediği suçlarda cezaların artırılması tartışılıyor. Bu tabloyu ayrı ayrı değil, bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor" diyerek, sürecin parçalı değil bütüncül okunması gerektiğini vurguladı.
Çocuklar dijital dünyada şiddete alıştırılıyor
Aydın'ın en çarpıcı tespitlerinden biri ise dijital dünya ve şiddet içerikli oyunların çocuklar üzerindeki etkisi oldu. Günümüzde çocukların büyük bir kısmının zamanının önemli bölümünü sanal ortamlarda geçirdiğini belirten Aydın, bu durumun hafife alındığını ifade etti.
 "Bugün çocuklar sanal dünyada her gün onlarca, hatta yüzlerce öldürme eylemini gerçekleştiriyor. Bu durum zamanla sıradanlaşıyor. Şiddet bir refleks haline geliyor. Gerçek ile sanal arasındaki sınır giderek ortadan kalkıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Ölüm korkusu ortadan kalkıyor
Sanal dünyada sürekli yeniden doğma ve oyuna devam etme mekaniklerinin çocukların bilinçaltında farklı bir gerçeklik algısı oluşturduğunu belirten Aydın, bunun ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.
 "Çocuk artık ölümden korkmuyor. Çünkü dijital dünyada defalarca ölüyor ve geri geliyor. Bu algı gerçek hayata taşındığında çok daha ağır sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu yüzden sadece cezayı konuşmak çözüm değildir" ifadelerini kullandı.
Çocuklarımız elimizden alındı
Aydın, açıklamalarının en dikkat çekici bölümünde meselenin geldiği noktayı net bir ifadeyle ortaya koydu:
 "Bu çocuklar bizim çocuklarımızdı. Ama artık elimizden alındılar. 'Alınıyorlar' demiyorum, alındılar."
Toplumsal, kültürel ve dijital dönüşümün çocuklar üzerindeki etkisinin yeterince analiz edilmediğini belirten Aydın, yaşanan olayların münferit değil, sistematik bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı.
Uyarıyoruz ama yalnız bırakılıyoruz
Yıllardır bu konuda uyarılar yaptıklarını ifade eden Aydın, kamuoyunun ve ilgili kurumların yeterli hassasiyeti göstermediğini dile getirdi.
 "Biz bu sürece dikkat çekiyoruz. Ancak anlatmakta zorlanıyoruz. Çoğu zaman yalnız bırakılıyoruz. Oysa mesele birkaç olaydan ibaret değil. Bu, nesillerin geleceğini ilgilendiren bir konudur" dedi.
Mesele sadece ceza değil, sistem
Ortaya çıkan tabloya bakıldığında, tartışmanın yalnızca cezai düzenlemeler üzerinden yürütülmesinin yetersiz kaldığı görülüyor. Eğitim politikalarından medya diline, aile yapısından dijital içeriklere kadar geniş bir alanı kapsayan bu süreç, çocukların nasıl bir ortamda yetiştiğini ve hangi etkiler altında kaldığını yeniden tartışmayı zorunlu hale getiriyor.
Aydın'ın değerlendirmeleri, çocukların işlediği suçlardan çok, o çocukları bu noktaya getiren sistemin sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor. ÖZEL HABER MUHARREM DEĞİRMEN 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.