HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 OCAK 2026, PERŞEMBE

SOKAKTAKİ CANLAR

15.01.2026 00:00
Kanuni Sultan Süleyman, saray bahçesinde dolaşırken meyve ağaçlarını sarmış karıncaları görür. Ağaçlara zarar verdiklerini fark edince onları yok ettirmek ister; fakat tereddüt eder. Çünkü karşısında küçücük de olsa bir can vardır. Bunun üzerine dönemin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi'ye bir beyitle danışır:
Meyve ağaçlarını sarınca karınca,
Günah var mı karıncayı kırınca?
Ebussuud Efendi'nin cevabı, insanlığa bırakılmış bir vicdan mirasıdır:
Yarın Hakk'ın divanına varınca,
Süleyman'dan hakkını alır karınca.
Bu iki beyit, insanın yeryüzündeki konumunu ve sorumluluğunu özetler aslında. Güç; merhameti, adaleti ve sorumluluğu zorunlu kılar.
İnsanoğlu tarih boyunca ihtiyaçları doğrultusunda bazı hayvanlarla birlikte yaşamayı öğrenmiştir. Köpekler koruyucu, kediler zararlı avcısı olmuş; zamanla bu hayvanlar hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Ancak şehirleşme ve betonlaşma ile birlikte bu ortaklığın bedelini ne yazık ki yine onlar ödemektedir.
Yok edilen yaşam alanları ve insan eliyle bozulan doğal denge, sokak hayvanlarını açlığa, susuzluğa ve çaresizliğe mahkûm etmektedir. Bir kap suya, bir avuç mamaya muhtaç bırakılan canların inleyişine kayıtsız kalmak; yalnızca hayvana değil, insanlığa da sırt çevirmektir. Hayvana merhamet göstermeyen bir vicdanın, insana merhamette tutarlı kalması zordur.
Eğer karınca, Süleyman'dan hakkını alıyorsa; bugün sokak hayvanlarının da bizlerden alacağı bir hak yok mudur? İnsan dışındaki canlıların bu dünyadaki yerini anlamak için kutsal metinlere bakmak yeterlidir.
Hz. Nuh'un gemisine alınan hayvanlar insanla birlikte kurtuluşa erer. Hz. İbrahim'in ateşine su taşıyan kuş, küçücük bedenine rağmen tarafını belli eder. Ebabil kuşları, Ebrehe ordusuna karşı ilahi adaletin aracı olur. Kâbe'ye yürümeyi reddeden filler kutsala saygı gösterir. Ashab-ı Kehf'in köpeği Kıtmir sadakatiyle anılır.
Rivayetlerde, Hz. Muhammed'in (sav) kedisi Müezza uyurken cübbesinin kolunu kesip onu uyandırmadığı anlatılır. Bu, bir hayvana gösterilen merhametin aslında Yaradan'a gösterilen hürmet olduğunun en sade ifadesidir. Osmanlı'da kurulan kedi vakıfları da bu anlayışın bireysel değil, kurumsal bir merhamete dönüştüğünün açık kanıtıdır.
Kur'an-ı Kerim'de En'âm Suresi'nin 38. ayetinde şöyle buyrulur: "Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar." Bu ayet, hayvanların Allah katında yok sayılmadığını; onların da bir düzeni, bir kıymeti ve hakları olduğunu açıkça bildirir.
Bazen yalnızca kapağından ya da isminden etkilenerek aldığımız kitaplar olur. Suyu Yıkayan Bilge, benim için böyle bir kitaptır. Kitabın bir bölümünde, iki topluluk arasında yıllardır süren bir kan davasının yeniden alevlenmesi anlatılır.
Taraflardan biri düşmanının hayvanlarına zulmeder; kimisinin derisi yüzülür, kimisi öldürülür. Diğer taraf ise onların ağaçlarına, ormanlarına zarar verir. Her soruna aklı ve duasıyla çözüm bulan roman kahramanı Bilgeler Çırağı Azimo'dan yardım isterler.
Azimo bilir ki hayvanların ve bitkilerin haklarını arayacak dilleri yoktur. Bu yüzden onların adına Yüce Allah devreye girecektir. Yine de insanları kırmaz; mücadele eder, dua eder. Barış sağlanır, büyük bir toy hazırlığına başlanır; fakat gecenin bir yarısı büyük bir felaket yaşanır. Ve bu zulmün ağır bir karşılığı olur.
Ve gerçekten de sesi olmayanın ahı ağır olur. Yazar, kitabında hayvana ve doğaya verilen yüce değeri nasıl da güzel anlatmıştır.
Tüm bu anlatılanlar bize şunu söyler: Merhamet yalnızca bir duygu değil, bir sorumluluktur. Bu sorumluluk bireyler kadar kurumları da kapsar. Bu nedenle, geç de olsa ilçemize kazandırılan Sokak Hayvanlarını Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi, önemli bir ihtiyacı karşılaması bakımından kıymetlidir.
Belediyenin sorumluluk alanında yer alan bu hizmetin hayata geçirilmiş olması, ilçemiz adına sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Bu sürecin tamamlanmasında emeği geçen herkese katkılarından dolayı teşekkür etmek gerekir. Ancak sahada gözlemlenen bazı hususların da dile getirilmesi, bu hizmetin amacına tam anlamıyla ulaşabilmesi açısından önemlidir.
Özellikle TOKİ konutları çevresinde zaman zaman toplu hâlde dolaşan köpek gruplarıyla karşılaşılmaktadır. Bu durum, hem vatandaşlarımızda tedirginlik oluşturmakta hem de aç ve sahipsiz hayvanların varlığı nedeniyle üzücü bir tablo ortaya koymaktadır.
Hayvanların toplu hâlde bulunması, farklı il ya da ilçelerden getirilerek bölgeye bırakılmış olabilecekleri yönünde bir izlenim de oluşturmaktadır. Ayrıca tasmalı olup terk edildiği anlaşılan hayvanların barınağa kabul edilmemesi meselesi, dikkatle ele alınması gereken bir diğer önemli konudur.
Daha önce sahipli olduğu hâlde terk edilen bu canların korunması ve rehabilitasyon sürecine dâhil edilmesi, hem hayvan refahı hem de toplumsal huzur açısından büyük önem taşımaktadır. Bu konunun yeniden değerlendirilmesi, vicdani olduğu kadar insani bir gerekliliktir.
Çocuklarımıza merhameti ve yardımseverliği öğretmenin en etkili yolu, bunu hayvanlar üzerinden göstermektir. Sorumluluğun ve vebalin yalnızca konuşmakla bitmediğini; eyleme geçmenin şart olduğunu öğretmeliyiz. Çünkü eyleme dökülmeyen her söz eksiktir, bazen de samimiyetsizdir.
Bir kap su… Bir kap mama… Bir karton kutu… Belki bizim için küçük, ama bir can için hayattır.
Unutmayalım: Bugün görmezden geldiğimiz her sessiz çığlık, yarın vicdanımıza sorulacak bir soruya dönüşebilir. Ve o gün, karıncanın hakkını alan adalet; kedinin, köpeğin ve dilsiz tüm canların da hakkını bizden alır.
 
Neşe BAKIŞ / Kadrajımdaki Hayat / diğer yazıları
•SOKAKTAKİ CANLAR 15 00:00:00.01.2026
•BİR KİŞİNİN CESARETİ, BİRÇOK KİŞİNİN SESSİZLİĞİNİ BOZAR 11 00:00:00.01.2026
•SIRÇA SARAYLAR VE KİBRİTÇİ KIZLAR 07 00:00:00.01.2026
•HALKA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU SALAN KAHRAMANLAR 02 00:00:00.01.2026
•ÖMRÜN İÇİNDE BİR AN,ANIN İÇİNDE BİR ÖMÜR 24 00:00:00.12.2025
•YENİ YIL ÜZERİNE 17 00:00:00.12.2025
•KÖYLÜ HÂLÂ MİLLETİN EFENDİSİ Mİ ? VURUN ABALIYA ! 10 00:00:00.12.2025
•BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ,HER YAŞAM BİR MASALMIŞ 03 00:00:00.12.2025
•DUS KRİZİ: GENÇ HEKİMLERİN EMEK VE UMUT SINAVI 27 00:00:00.11.2025
•GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAYAMAZSINIZ 10 00:00:00.11.2025
•TOPLUMSAL ÖĞRETİLER VE KADININ KADERİ 05 00:00:00.11.2025
•YASEMİN MİNGUZZİ, BİR AHMET’İ KAYBETTİ; BİN AHMET İÇİN MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR 29 00:00:00.10.2025
•AĞLARIN IŞILTIŞI,DOĞANIN FISILTISI 22 00:00:00.10.2025
•“Doğu Türkistan’ın sınırı mı bizden uzak, yoksa bizim vicdanımız mı Doğu Türkistan’dan uzak?” 14 00:00:00.10.2025
•SUMUT’UN CESARETİ VS GAZETECİLİĞİN SINAVI 08 00:00:00.10.2025
•KENDİ GÖZÜNLE GÖR, KENDİ AKLINLA DÜŞÜN 02 00:00:00.10.2025
•MİNİ MİNİ BİRLER, ENDİŞELİ VELİLER 25 00:00:00.09.2025
•KALPTEN DİZEYE : BİR ŞEHİT 17 00:00:00.09.2025
•ESARETTEN HÜRRİYETE 10 00:00:00.09.2025
•ACIDAN UMUDA YOLCULUK 03 00:00:00.09.2025
•BİR ÇİFT MAVİ GÖZ VE İNANCIN ZAFERİ 29 00:00:00.08.2025
•KİLİMDEN GÜLPEMBE’YE, MAĞUSA’DAN SÜRGÜN’E 20 00:00:00.08.2025
•Tanımak, Anlamak, İnsanlaşmak 12 00:00:00.08.2025
•Ağaçların Gölgesinde Büyümek 05 00:00:00.08.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.