HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

Ramazan Sofraları ve Ekonominin Aynası

25.02.2026 00:00
Ramazan ayı, toplumsal dayanışmanın en yoğun hissedildiği dönemlerin başında gelir. Ancak son yıllarda bu dayanışmanın şekli değişmiş, ihtiyaçtan doğan bir zorunluluğa dönüşmüştür. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında erzak kuyrukları, yardım kolilerine ulaşmak için verilen mücadele ve sosyal yardımlara olan yoğun talep, ekonominin gerçek durumunu tartışmasız biçimde gözler önüne sermektedir. Eskiden "yardımlaşma" olarak görülen manzara, bugün geniş kesimler için "hayatta kalma çabası" halini almıştır.
Ramazan kolisi almak için sabahın erken saatlerinde sıraya giren insanlar, artık istisnai bir tablo değil, yaygın bir gerçekliktir. Bu durum yalnızca düşük gelir grubunu değil, bir dönem orta sınıf olarak tanımlanan kesimleri de kapsamaktadır. Gıda fiyatlarındaki artış, özellikle temel tüketim ürünlerinde yaşanan kontrolsüz yükseliş, vatandaşın mutfak bütçesini doğrudan çökertmiştir. Et, süt, yağ ve bakliyat gibi temel gıda maddeleri birçok aile için artık "erişilebilir" değil, "lüks" kategorisine girmiştir.
Burada kritik nokta şudur: İnsanlar yardım almak için çaba harcıyorsa, bu bireysel yetersizlik değil, sistemsel bir sorunun göstergesidir. Çünkü sağlıklı bir ekonomide vatandaşın temel gıdaya erişimi için yardıma muhtaç hale gelmesi kabul edilemez.
Türkiye'de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, yalnızca fiyatların artması anlamına gelmiyor; aynı zamanda gelirlerin erimesi demek. Maaşlar nominal olarak artsa bile alım gücü ciddi şekilde düşmüş durumda. Asgari ücretli bir çalışan, bırakın birikim yapmayı, ay sonunu getirmekte zorlanıyor. Emekliler ise çoğu zaman temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile ek destek arayışına giriyor.
Enflasyonun en yıkıcı etkisi, sabit gelirli kesim üzerinde görülür. Çünkü fiyatlar sürekli artarken gelirler aynı hızla artmaz. Bu da toplumun geniş kesimlerinin giderek fakirleşmesine yol açar. Bugün yaşanan tablo tam olarak budur.
Türkiye ekonomisinin bu noktaya gelmesinde en önemli yapısal sorunlardan biri üretimden uzaklaşılmasıdır. Tarım ve hayvancılıkta yaşanan gerileme, sanayide katma değerli üretimin yetersizliği ve ithalata bağımlı bir ekonomik yapı, ülkeyi kırılgan hale getirmiştir.
Bir zamanlar kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olan Türkiye, bugün birçok temel gıda ürününü ithal eder hale gelmiştir. Mazot, gübre ve yem fiyatlarının artması üreticiyi üretimden uzaklaştırmış, bu da doğrudan raf fiyatlarına yansımıştır. Sonuç olarak hem üretici kaybetmiş hem tüketici pahalıya mahkum edilmiştir.
Ekonomik tablonun ağırlaşmasında uygulanan politikaların da büyük etkisi vardır. Faiz politikaları, para arzındaki kontrolsüz artış ve piyasa gerçekleriyle örtüşmeyen kararlar, ekonomide güven kaybına yol açmıştır. Güvenin olmadığı bir ekonomide yatırım olmaz, üretim artmaz, istihdam genişlemez.
Yatırımcıların ve üreticilerin önünü göremediği bir ortamda ekonomi büyümez, aksine küçülür. Bu durum zincirleme şekilde işsizliği artırır, gelirleri düşürür ve sosyal yardımlara olan bağımlılığı artırır.
Ramazan yardımları ve erzak dağıtımları, kısa vadede ihtiyaç sahiplerine nefes aldırsa da uzun vadede bir çözüm değildir. Aksine, bu yardımların artması, ekonominin yapısal sorunlarının derinleştiğinin göstergesidir. Sosyal devlet anlayışı elbette gereklidir; ancak bu yardımların kalıcı bir refah üretmemesi, sorunun kökenine inilmediğini ortaya koyar.
Gerçek çözüm, insanların yardıma ihtiyaç duymayacağı bir ekonomik düzen kurmaktır. Üreten, kazanan ve paylaşan bir sistem oluşturulmadan, dağıtılan koliler sadece günü kurtarır.
Bir ülkenin ekonomik sağlığı, orta sınıfın gücüyle ölçülür. Türkiye'de ise orta sınıf hızla erimektedir. Bir zamanlar kendi geçimini sağlayan, hatta tasarruf yapabilen kesimler, bugün temel ihtiyaçlar için dahi destek arar hale gelmiştir.
Orta sınıfın zayıflaması, yalnızca ekonomik değil, sosyal ve siyasal dengeleri de bozar. Çünkü bu kesim, toplumun denge unsurudur. Bu denge kaybolduğunda, gelir dağılımı adaletsizliği daha da derinleşir.
Ramazan ayında dağıtılan erzak kolileri, aslında görünür bir fotoğraftır. Ancak bu fotoğrafın arkasında çok daha derin bir ekonomik kriz yatmaktadır. İnsanların yardıma ulaşmak için verdiği mücadele, bireysel değil, sistemsel bir sorunun sonucudur.
Türkiye'nin bu noktaya gelmesi bir anda olmadı. Yıllar içinde biriken yapısal sorunlar, yanlış politikalar ve üretimden uzaklaşma, bugün yaşanan tabloyu oluşturdu. Çözüm ise kısa vadeli yardımlarda değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir ekonomik reformlardadır.
Aksi halde her Ramazan aynı manzarayı konuşmaya devam ederiz: Uzayan kuyruklar, büyüyen ihtiyaçlar ve giderek daralan sofralar.
Enbiya BAKIR
 
Enbiya Bakır / 'ZAFER' e Doğru / diğer yazıları
•Ramazan Sofraları ve Ekonominin Aynası 25 00:00:00.02.2026
•MESELE ŞAPKA DEĞİL, CUMHURİYETİN KENDİSİDİR Özdağ’dan Net Mesaj: Rejim Tartışılmaz 18 00:00:00.02.2026
•Sandık elbet gelecek 10 00:00:00.02.2026
•20 Bin Lira ile Emeklilik Geçinmek Değil, Hayatta Kalmak 03 00:00:00.02.2026
•Geçinemeyen Bir Halkın Gerçeği 28 00:00:00.01.2026
•Billboard belediyeciliği ile Bursa Gülümsemiyor 20 00:00:00.01.2026
•Bu Kentte Spor Sadece Seçim Dönemlerinde mi Hatırlanıyor 15 00:00:00.01.2026
•10 Ocak ve 3. Göz Medya 11 00:00:00.01.2026
•Yer sattın, üstüne “babalar gibi” havası attın Şeffaflık istiyorsan, yarın değil bugün açıklayacaksın 07 00:00:00.01.2026
•2025 Türk Tarımı İçin Üretmenin Değil, Dayanmanın Yılı 02 00:00:00.01.2026
•GENÇLİĞE SIRTINI DÖNEN BİR KENTİN HESABI 24 00:00:00.12.2025
•MİRASYEDİ ZİHNİYETİNİN GÖLGESİNDE KAYBOLAN BİR İLÇE 17 00:00:00.12.2025
•ORHANGAZİ’DE BİTMEYEN DENKLEM 10 00:00:00.12.2025
•GÜNCEL MESELELER IŞIĞINDA TÜRKİYE VE PAPA ZİYARETİ 03 00:00:00.12.2025
•ÇOCUKLUĞUN KIRIK DEFTERİ 27 00:00:00.11.2025
•Yerel Yönetimler ve Yönetim Kalitesinde Derin Açık 19 00:00:00.11.2025
•10 Kasım Bir Milletin Hafızasında Ölümsüzleşen Lider 10 00:00:00.11.2025
•TARIMDA AZALAN GENÇ NÜFUS: TOPRAĞIN GELECEĞİ TEHLİKEDE 05 00:00:00.11.2025
•Atatürk’ün Gençliğe Emanet Ettiği Sonsuz Işık 29 00:00:00.10.2025
•Kinin, İhmalin ve Sessizliğin Hikâyesinde Orhangazi 22 00:00:00.10.2025
•ORHANGAZİ’DE UMUT ARAYAN BİR NESİL 14 00:00:00.10.2025
•Yöneten Yok, Sorumlu Yok: Orhangazi Sahipsiz!.. 07 00:00:00.10.2025
•HANGİ TARIM POLİTKALARI? 02 00:00:00.10.2025
•ORHANGAZİ’NİN GELECEĞİ İPOTEK ALTINDA 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’nin Kurtuluşunda Tarih, Vefa ve Eksiklikler 17 00:00:00.09.2025
•Refik Atay ve Derviş Tarakçıoğlu 10 00:00:00.09.2025
•Gençlik Umudun ve Çıkmazların Kesişiminde 03 00:00:00.09.2025
•Bir Milletin Varoluş Destanı 30 Ağustos 29 00:00:00.08.2025
•Depreme Hazırlıksız Orhangazi 20 00:00:00.08.2025
•Yeniköy Sahası Çürürken Kim Seyirci, Kim Sorumlu? 12 00:00:00.08.2025
•Bursa Mitinginde Milli Duruşun Fotoğrafı 05 00:00:00.08.2025
•Orman Yangınları ve Sınıfta Kalan Orman Bakanı 29 00:00:00.07.2025
•Bekir Aydın! Hani sporcunun dostu idin? 24 00:00:00.07.2025
•GENÇLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI: ORHANGAZİ’DE SOSYAL YAŞAM NEREDE? 15 00:00:00.07.2025
•Kerbela ve Hz. Hüseyin’den Öğrendiğim İlk Hakikat 05 00:00:00.07.2025
•GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE UNUTULAN BİR TARİH ILIPINAR HÖYÜĞÜ 02 00:00:00.07.2025
•Yaşamın Kökü mü, Kârın Dibi mi? 25 00:00:00.06.2025
•Yönetilemeyen İlçe Orhangazi 18 00:00:00.06.2025
•Çocukların Gözlerinde Saklı Bir Milletin Hikayesi 11 00:00:00.06.2025
•Bir Otelin Sessiz İhaneti 29 00:00:00.05.2025
•Bir Milletin Dirilişi ve Gençliğe Emanet Edilen Bir Cumhuriyet 18 00:00:00.05.2025
•Ekümeniklik İddiası ve Lozan Antlaşması 13 00:00:00.05.2025
•Bu Bir Gözdağı mı, Yoksa Sessiz Bir Keşif mi? 05 00:00:00.05.2025
•Milli Egemenlik, Göç Politikaları ve Tehdit Altındaki Türkiye 22 00:00:00.04.2025
•Şehitlerimizi Unutmak İhanettir, Anmak ise Vefa Borcudur! 16 00:00:00.04.2025
•Prof. Dr. Haydar Baş’ı Vefatının 5. Yılında Rahmetle Anıyoruz 14 00:00:00.04.2025
•Adaletin Peşinde: Tarihten Günümüze Adalet Mücadelesi 09 00:00:00.04.2025
•Orhangazi'nin Lojistik ve Depolama Potansiyeli: Değerlendirilmeyi Bekleyen Bir Fırsat 26 00:00:00.03.2025
•Çanakkale’de Kanla Yazılan Destan ve Orhangazi’nin Kahraman Evlatları 16 00:00:00.03.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.