HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 30 KASIM 2025, PAZAR

DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . .

14.10.2025 00:00
‎Benimde kısa bir süre çalışma fırsatı bulduğum Orhangazi'de bir dönem umutla açılan Düşünür Koleji, aradan geçen kısa sürede beklenen ilgiyi göremedi ve bugun itibarı ile doluluk oranı %30 kapasite ile Eğitim öğretimi sürdürmektedir.

‎Okulun sahipleri ile tanışma fırsatı buldum. Sahiplerinden Burak Sitrava boğazici mezunu oldukça donanımlı ve eğitimde hedefleri olan iyi niyetli bir insan.

‎Okula gelince daha önce Bil Koleji ve Bahçeşehir okulları adı adında eğitime başlayıp başarısızlıkla sona eren bir sürecin ardından Düşünür Koleji olarak Eğitim öğretime devam ediyor.

‎Daha önce İstanbul'daki Vehbi Vakfı özel ilköğretim ve lisesi'ni çok iyi bilen biri olarak Orhangazi Düşünür koleji'ni  gezdiğimde hayranlığımı gizleyemedim. Fiziki anlamda bence bursa ve yalova bölgesindeki okullara göre hatta   İstanbul'daki çoğu özel okulara göre kıyaslanamayacak kadar bir numara diyebilirim.Okul yapılırken  her şey düşünülmüş.En küçük detaylar bile göz ardı edilmemiş.

‎Oysa açılış döneminde "yeni bir soluk", "çağdaş eğitim" ve "proje temelli öğrenme" söylemleriyle dikkat çekmişti.

‎Orhangaziden yaklaşık 1500 öğrenci Bursa, Yalova, istanbul gibi çevre illerdeki özel okullarda eğitim öğretime devam ederken peki ne oldu da bugün veliler bu okula mesafeli duruyor?

‎Birinci neden, ekonomik gerçekler. İlçedeki ailelerin büyük bölümü orta gelir grubunda. Sanayide, tarlada, esnaflıkta çalışan veliler için özel okul ücretleri artık erişilmez durumda. Servis, yemek, kıyafet, kırtasiye derken bir öğrencinin yıllık maliyeti yüz bin lirayı geçiyor. Böyle bir tabloda, "iyi bir devlet lisesi" seçeneği her zaman daha cazip hale geliyor.

‎İkinci neden, kurumsal güven eksikliği. Türkiye genelinde hızla kampüs açan Düşünür Koleji zincirinin, yerelde kurumsal kimliğini tam oturtamadığı görülüyor. Veliler yönetim değişikliklerinden, öğretmen sirkülasyonundan ve net bilgi alamamaktan şikâyetçi. Bir okulun en güçlü sermayesi "güven"dir; o güven bir kez sarsıldı mı, yeniden kazanmak kolay değildir.

‎Üçüncü olarak, başarı verisi yokluğu ciddi bir sorun. Ne LGS ve YKS sonuçları ne de akademik performansla ilgili somut veriler paylaşılmış durumda. Oysa Orhangazi'de veliler artık rakamlara bakıyor. "Kaç öğrenci Fen Lisesi kazandı, kim hangi puanla geçti?" sorularının cevabı yoksa, özel okul cazibesini kaybediyor.

‎Dördüncü olarak, eğitim anlayışı ile yerel kültürün uyuşmazlığı dikkat çekiyor. Düşünür Koleji'nin "özgür düşünen, sorgulayan birey" yaklaşımı, küçük bir ilçede "disiplin eksikliği" olarak yorumlanabiliyor. Orhangazi velisi hâlâ "düzenli, sıkı, sınav odaklı okul" arayışında. Modern felsefe ile yerel beklenti birbirine denk düşmüyor.

‎Sonuçta Düşünür Koleji, ne eğitimsel olarak kötü ne de vizyonsuz bir kurum. Ancak Orhangazi gerçeğinde, ekonomik zorluklar, iletişim eksikliği ve yanlış algıların birleşimi okulun önünü tıkıyor.

‎Belki de mesele okulda değil, toplumun eğitim algısında yatıyor.

‎Orhangazi halkı ilçedeki tek özel okuluna sahip çıkmalı. Düşünür Koleji binası Orhangazi nin paraları ile yapılmiş çok büyük bir değerdir.Tabi Düşünür Koleji'nin orhangaziye açılması ve kendini tanıtması lazım. Bunuda bir takım sosyal sorumluluk projeleri ile yapması gerekiyor. Hala orhangazi halkının %60-70'i kolejin yerini bilmiyor.

‎Bilenlerde hâlâ "özel okul"u bir statü göstergesi olarak biliyor ve çocuğunu kayıt ettiriyor.



İKBAL GÜRPINAR İLE BEKİR DEVELİ'NİN SUMU'DA ZARARLARI

 

Gazze savaşı bitmedi, ümmetin içindeki suçluluk savaşları bitti sanki. Gemiye binmiş olmayı hac falan zannettiler. Filistin halkı adına çok şey başardıklarını düşündüler. Şişirilmiş egodan, abartılı coşkudan başka bir şey göremedik biz. Durumun ciddiyetinden uzak tavırlar, açıklamalar, her türlü kamera flaşının üstüne atlama çabaları... Savaş alanından mı döndüler, düğün evinden mi anlayamadık. Yabancıların Türkiye dönüşü açıklamaları, olayı kavrama kabiliyeti, samimiyetleri nerede, bizimkilerin hali tavrı nerede?

‎Sahiden ne için gitti bu insanlar oraya? Nereye gidip nereden döndüklerini gerçekten kavrayabildiler mi emin değilim.

‎Makara kukara yapmaya gitmişler sanki o ülke bir cenazeler ülkesine dönmüş vaziyette insanlık dramı yaşanıyor cenaze evinden veya bir cenazeden dönerken insan makara mı yapar?

‎Evet bu ikili yüzünden sumud filosunun amacı sulandırılmış oldu.

‎Dünyanın en acımasız soykırım sureci yaşanırken, açlıkla çocukları öldürme süreci yaşanırken bu ikisi gereksiz gereksiz açıklamalar yaparak insanların dikkatlerini dağıttı.

‎Biri diyor önümde kola içtiler çıldırdım,

‎biri diyor thy uçağı ağzına kadar yiyecek doluydu ben çay var mı dedim,

‎biri diyor güneşte kaldık şebek gibi olmuş suratım,

‎biri diyor tuvaletten su içtim (musluktan)

‎Yahu orada çocuklar su bulursa, su şişesi değil su şişesi kapağı ile su içebiliyor 1 günde su şişesi kapağı ile.

‎Azıcık ağırbaşlı olun!

‎Azıcık vakur olun!

‎Diğer sumud aktivistlerine ise bin selam olsun!



 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.