HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 07 OCAK 2026, ÇARŞAMBA

Mağdurun Maskesi ve Demokratik Görünümlü İktidarların Sonu

07.01.2026 00:00
Eskiler "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" derdi. Bazen de duman vardır ama ateş, göründüğü yerde değildir. Venezuela'daki son gelişmeleri izlerken insanın zihninde ister istemez bir kurgu oluşuyor. Paranoya değil bu; parçaları yan yana koyunca ortaya çıkan bir tablo. Bir puzzle gibi… Parçalar yerine oturduğunda, fotoğraf kendini ele veriyor.
Görünen o ki Nicolas Maduro, artık ülke içinde barınamayacağını anlamıştı. İç savaş ihtimali giderek güçlenmiş, toplumsal öfke sokaklara taşmıştı. Bu öfkenin sonunda ne iktidarın sürdürülebilirliği kalacaktı ne de kendisinin ve ailesinin güvenliği. Böyle anlarda iktidarlar ideallerle değil, hayatta kalma refleksiyle hareket eder.
Bu noktada akla şu ihtimal geliyor: Maduro, Amerika Birleşik Devletleri ile bir anlaşma yaptı.
Peki bu anlaşmada ne verdi? Büyük ihtimalle ülkesinin kaynaklarını, siyasi manevra alanını ve geleceğini…
Karşılığında ne aldı? Kendisinin ve ailesinin can güvenliğini.
Ortaya konan senaryo son derece hesaplıydı. ABD, Maduro'yu derdest edilmiş, mağdur edilmiş bir lider gibi göstererek dünyaya açık bir güç mesajı verdi. Maduro ise iktidarı kaybetmiş ama hayatta kalmış bir figür olarak sahneden çekildi. Herkes kendi açısından "kazandığını" düşündü. Kaybeden ise yine Venezuela halkı oldu.
Peki içeride insanlar, vatandaşlar, güvenlik güçleri ve kurumlar neden bu sürece güçlü bir itiraz göstermedi? Çünkü çoğu kişi şunu düşünüyordu: Maduro başka türlü gitmeyecekti. Onlar Maduro'dan kurtulduklarını sandılar; 
Maduro da onlardan kurtulduğunu… Aynı olay, iki taraf için de farklı bir "kurtuluş" duygusu yarattı.
Burada asıl mesele yalnızca Maduro'nun şahsı değildir. Maduro, klasik anlamda bir diktatörden ziyade; sandıkla gelen ama iktidarı bırakmamak adına demokrasinin sınırlarını zorlayan, demokratik görünümlü fakat otoriter refleksler taşıyan bir yönetim anlayışının temsilcisiydi. 
Demokrasi vardı ama gerektiği kadar. Kurumlar vardı ama bağımsızlıkları tartışmalıydı. Hukuk vardı ama herkes için eşit hissedilmiyordu.
İşte bu tür yönetimlerin sonu genellikle böyle olur. "Özgürlük" söylemiyle başlayan süreç, zamanla başkalarının özgürlüğünün kısıtlanmasına sessiz kalınan bir düzene dönüşür. Bugün bana dokunmayan adaletsizlik, yarın beni de vurur gerçeği ise çoğu zaman çok geç anlaşılır.
İnsanlar istikrar adına susar, "şimdi sırası değil" diyerek hukuksuzlukları tolere eder. Başkalarının özgürlüğü kısıtlanırken göz yumar. Ama güç kişiselleştiğinde, kurumlar işlevini yitirdiğinde, ülke bir gün dış pazarlıkların konusu hâline gelir. O gün geldiğinde ne güçlü lider kalır ne de gerçek bir bağımsızlık.
Venezuela'da yaşanan ya da yaşanmış olabilecek hikâye tam olarak budur. Bir lider kendi güvenliğini sağlarken, bir ülkenin geleceği masaya sürülmüştür. Halk kısa vadede bir "kurtuluş" hissi yaşamış olabilir; ama uzun vadede ülkenin kaynaklarının kimlerin eline geçtiği asıl sorudur.
Tarih defalarca gösterdi ki:
Demokratik görüntü altında kurulan otoriter düzenler, eninde sonunda ülkeyi halkın değil, güç sahiplerinin karar verdiği bir noktaya sürükler.
Ve özgürlük, başkasının özgürlüğü savunulmadan asla kalıcı olmaz.
 
Mustafa AYDIN / diğer yazıları
•Mağdurun Maskesi ve Demokratik Görünümlü İktidarların Sonu 07 00:00:00.01.2026
•Rahmet Ölümü Beklemez 02 00:00:00.01.2026
•Bozkırdan Yükselen Cumhuriyet 24 00:00:00.12.2025
•“Gördüğü insan kardeşini sevmeyen, görmediği Allah’ı sevemez.” 17 00:00:00.12.2025
•Köyleri Boşalttık, Şimdi Şehirlerde Konut Arıyoruz 10 00:00:00.12.2025
•Bir Ülkenin Kriterleri Bozulursa 03 00:00:00.12.2025
•Bu Gençliği Kim Bu Hale Getirdi? 27 00:00:00.11.2025
•Bir Liderin Ardından: 10 Kasım 10 00:00:00.11.2025
•Takke, Türban, Saray ve Medeniyet 05 00:00:00.11.2025
•Aydınlanma: Akılla Başlayan Yolculuk 29 00:00:00.10.2025
•Tefekkür 22 00:00:00.10.2025
•“Kutsal Liderler Ülkesi” 14 00:00:00.10.2025
•Körlük ve Vicdan 08 00:00:00.10.2025
•Ahlak Yerine Marka, Vicdan Yerine Dedikodu 02 00:00:00.10.2025
•Silahsız Kuvvetler ve Sessiz Yığınlar 25 00:00:00.09.2025
•Havadan Gelen Zehir mi, Yoksa Yaşadığımız Çağın Bedeli mi? 17 00:00:00.09.2025
•Taraf Olacaksak Ahlâkın ve Adaletin Tarafında Olalım 10 00:00:00.09.2025
•Zamanın İçinde Ölmeden Yaşamak 03 00:00:00.09.2025
•Özgürlüğün Sonsuz Nefesi 29 00:00:00.08.2025
•Aynı Ülkede, Ayrı Dünyalar 20 00:00:00.08.2025
•Zekâ Kalabalıkta Erir mi? – Ringelmann Etkisinden Günümüze Akıl Tembelliği 12 00:00:00.08.2025
•Müritleşen Zihinler ve İki Yakanın Ortasında Kalanlar 05 00:00:00.08.2025
•Bilgiye Savaş Açanların Karanlığında Yaşamak 29 00:00:00.07.2025
•EMEKLİ BİR PROFESÖRÜN FERYADI ÜZERİNE 15 00:00:00.07.2025
•Din Adamı Yoktur, Dindar İnsan Vardır 02 00:00:00.07.2025
•Harfleri Kutsadık, Hakikati Kaybettik 25 00:00:00.06.2025
•KAŞGAR’DA BAŞLAYAN MÜCADELE 18 00:00:00.06.2025
•YELPAZEYE DÖNÜŞEN SADAKAT: AKLINI KİRAYA VERENLER 11 00:00:00.06.2025
•Devletin Maliyesi mi, Bir Şirketin Bilançosu mu? 29 00:00:00.05.2025
•19 Mayıs ve Bir Milletin Yeniden Doğuşu 18 00:00:00.05.2025
•ELEŞTİRMEK SUÇ DEĞİL, SORUMLULUKTUR 13 00:00:00.05.2025
•Suçlular Dışarıda, Gazeteciler İçeride 05 00:00:00.05.2025
•Kavramlar, Kavgalar ve Kördüğüm Zihinler 22 00:00:00.04.2025
•İklim Adına Dayatılan Yeni Tutsaklık 16 00:00:00.04.2025
•Yapay Zeka Manipülasyonu ve Medya Okuryazarlığı 09 00:00:00.04.2025
•Adaletin Sessiz Çöküşü 26 00:00:00.03.2025
•Çanakkale: Ruhların Zaferi 18 00:00:00.03.2025
•Türkiye’de Siyasi Söylem Değişikliği ve Muhalefetin Çıkmazı 12 00:00:00.03.2025
•Yapay Zeka Hizmetkâr mı, Tehdit mi? 05 00:00:00.03.2025
•Kime Nasıl Anlatsak 18 00:00:00.02.2025
•Sosyal Medya ve Troll Gerçeği 12 00:00:00.02.2025
•İslam'da İktidar Sahiplerinin Adaleti 29 00:00:00.01.2025
•Çöp bidonu..! 18 00:00:00.11.2024
•"Allah'tan kork, kuldan utan" 09 00:00:00.10.2024
•Eğri taştan doğru duvar olmuyor işte. 10 00:00:00.09.2024
•Bağır, çağır, azarla, memleketi pazarla.. 08 00:00:00.07.2024
•Kültür yolunda tasarruf olmaz, festival olur..! 27 00:00:00.06.2024
•İtibar "tasarrufla olur" 31 00:00:00.05.2024
• "Her fabrika bir kaledir." 20 00:00:00.05.2024
•Fulbright mı? Full ihanet mi? 12 00:00:00.05.2024
•Unutmayın ki; sonsuz iktidar yoktur..! 18 00:00:00.04.2024
•Şiir yazamadık ama şiir gibi bir seçim yaptık.. 04 00:00:00.04.2024
•Shrinkflasyon 05 00:00:00.02.2024
•Bizi ancak utanç kurtarabilir.. 12 00:00:00.01.2024
•Zarf başka mazruf başka.. 03 00:00:00.01.2024
•Kirli çamaşırlar..! 27 00:00:00.12.2023
•Zulüm bizdense, Ben bizden değilim..! 20 00:00:00.12.2023
•Biraz oradan, biraz buradan. Artık hepsi sıradan..! 12 00:00:00.12.2023
•Samimiyet içten gelir, dilden değil.! 05 00:00:00.12.2023
•Ya tutarsa.. 15 00:00:00.11.2023
•Yeni bakanlar, eski sloganlar..! 17 00:00:00.10.2023
•Sosyal medyanın Müslüman siyasetçileri..! 12 00:00:00.10.2023
•Önceliğimiz anlamak olmalı.! 26 00:00:00.09.2023
•Aynı tas aynı hamam.. 19 00:00:00.09.2023
•Taban önemli..! 06 00:00:00.09.2023
•Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülke, demokratik ve özgür olamaz..! 16 00:00:00.08.2023
•Akıl tutulması... 10 00:00:00.08.2023
•Aset mi kaldı.? 03 00:00:00.08.2023
•Sağlık, ekonomi, siyaset..! 28 00:00:00.07.2023
•Keşke yanılmış olsaydık.! 27 00:00:00.06.2023
•Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülke, demokratik ve özgür olamaz..! 12 00:00:00.06.2023
• Ekonomide "bir ileri iki geri." 30 00:00:00.05.2023
•Yeni Türkiye ve yeni siyaset dili..! 17 00:00:00.05.2023
•Yordunuz artık..! 08 00:00:00.05.2023
•Bu topraklarda 01 00:00:00.05.2023
•Pergel metaforu 18 00:00:00.04.2023
•Bahaneleri hep aynı..! 03 00:00:00.04.2023
•İtibardan tasarruf olmaz diyenlere itibar etmeyin 20 00:00:00.03.2023
•Seçim sath-ı mailine girerken 13 00:00:00.03.2023
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.