HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 29 NİSAN 2026, ÇARŞAMBA

Hakikatin Sükûtu, Yalanın Şamatası

29.04.2026 00:00


Bir akşamüstü çay ocağında yaşlı bir amcanın sözü çınlamıştı kulaklarımda:

"Evladım, bu devirde tarafsızlık olmaz; herkes bir tarafta olacak."



Ben de içimden değil, açıkça cevap vermiştim:

"Olacaksa, adaletin, merhametin, ahlâkın tarafında olalım."



Çünkü o tarafın bir rozeti yoktur; ama insan olmanın da, Müslüman olmanın da tam ortasında durur.



Tarihin karanlık sayfalarını karıştırdığınızda, propaganda ve algı yönetiminin ne kadar eski bir silah olduğunu görürsünüz. Adolf Hitler bile, gençlik yıllarında basının gücünü anlatırken bir gerçeği itiraf eder:



Kitleleri yönlendirmek için bazen gerçeğe ihtiyaç yoktur; tekrar edilen bir yalan, eninde sonunda "gerçek" gibi algılanır.



Zaten o meşhur söz de buradan doğar:

"Birinci yalandan sonra tüm gerçekler şüphelidir. İkinci yalandan sonra, tüm şüpheler gerçektir."



Bugün değişen ne var?

Araçlar değişti, hız arttı, ama yöntem aynı kaldı.



Eskiden gazeteler vardı, şimdi sosyal medya var.

Eskiden manşetler vardı, şimdi "trend" listeleri.



Ama oyun aynı:

Önemsiz bir olay şişirilir, günlerce konuşulur…

Gerçekten önemli olan ise sessizce unutturulur.



Bir iftira atılır.

Ardından yüz ağızdan tekrar edilir.



Tekzip mi?

Kimsenin umurunda olmaz.

Çünkü insanlar artık gerçeği değil, kendi hoşuna giden "hikâyeyi" arıyor.



Daha acı olan şu:

Bu çürümüş dil artık sadece belli bir kesimin değil, herkesin dili haline geldi.



Sağda var. Solda var.

Dindarda var. Sekülerde var.



Ama açık konuşalım:

Kendini "dindar" diye tanımlayan birinin yaptığı haksızlık daha çok göze batıyor.

Çünkü senden beklenti daha yüksek.

"Onlar da yapıyor" demek, seni temize çıkarmaz.

Aksine, seni daha ağır bir sorumluluğun altına sokar.



Sosyal medyanın diplerine bir bakın…

Hakaret, iftira, gıybet…

Üstelik çoğu zaman bozuk cümlelerle, uydurma bilgilerle.



Daha kötüsü ne biliyor musunuz?

Bunu bazen öğretmen, bazen din adamı, bazen "aydın" kimliği taşıyan insanlar yapıyor.

Kendi mahallesinden biri söyleyince alkış…

Karşı taraftan gelince öfke…



İşte bağnazlık tam olarak budur:

Hakikatin kimden geldiğine bakmak.



Son yıllarda bir de yeni bir meslek türedi:

Şakşakçılık.



Düşünmeden konuşan, sorgulamadan savunan,

Liderinin her sözünü tekrar eden bir koro…

Ve bu koro artık sadece bir refleks değil, bir çıkar kapısı.

Alttakiler üsttekine methiye diziyor,

Üsttekiler daha yukarıya sadakat gösterisi yapıyor.

Bir "yalakalık zinciri" kurulmuş durumda.



Ve bu zincirin ortak noktası şu:

Menfaat.

Menfaatin olduğu yerde hakikat susar.

Vicdan geri çekilir.

Ahlâk, "gereksiz bir detay" gibi görülür.

Bu yüzden doğruyu söyleyenler ezilir.

Dürüst olanlar dışlanır.

Kul hakkına dikkat edenler "enayi" muamelesi görür.



Sonra insan ister istemez soruyor:

"Acaba yanlış yapan biz miyiz?"

Hayır.

Yanlış olan, yalanla ayakta duran düzendir.

Peki ne yapacağız?

Kavga mı edeceğiz?

Hayır.

Susacak mıyız?

O da hayır.



Doğru olan şu:

Hakikatin adını koyacağız.

Ama bunu yaparken kirlenmeyeceğiz.



Kendimize küçük ama sağlam bir pusula çizelim:

Dilimizi tutacağız.

Hakareti değil, fikri konuşacağız.

Delilsiz konuşmayacağız.



"Duydum" demek, iftiraya ortak olmaktır.

Kendi tarafımızı da eleştireceğiz.

Çünkü adalet, sadece karşı tarafa uygulanınca adalet olmaz.



Menfaatten uzak duracağız.

Çünkü menfaat başladığında karakter biter.



Ve en önemlisi:

Kul hakkından korkacağız.



Unutmayalım:

Balık yemle, insan yeminle kandırılır.

Ama bir toplum, sürekli kandırılmayı kabul ediyorsa,

orada sorun sadece kandıranlarda değil,

inanmaya hazır olanlardadır.



Tarafını seçmek zorundaysan,

bir partiye değil, bir ölçüye bak:



Adalet mi?

Merhamet mi?

Ahlâk mı?



Bunlar varsa doğru yoldasın.

Yoksa, hangi tarafta olduğunun hiçbir önemi yok.



Çünkü hakaret gürültüdür…

Hakikat ise ağırdır, sessizdir ama kalıcıdır.



Ve ben hâlâ şuna inanıyorum:



Hakikat, geç de olsa mutlaka galip gelir.



 
Mustafa AYDIN / diğer yazıları
•Hakikatin Sükûtu, Yalanın Şamatası 29 00:00:00.04.2026
•Satır Arasındaki Kayıp Nesil 21 00:00:00.04.2026
•Bir Öğretmeni Anlamak 14 00:00:00.04.2026
•Savaş Sanattır 07 00:00:00.04.2026
•İğneyi Kendine Batırmadan… 01 00:00:00.04.2026
•Asıl Soruyu Sormayanlar 26 00:00:00.03.2026
•Kahramanların Yazdığı Destan 17 00:00:00.03.2026
•ÜÇ ZARF HİKÂYESİ 11 00:00:00.03.2026
•Paratoner ve Dua 04 00:00:00.03.2026
•Köyü Boşalttınız, Şimdi Öğretmeni Taşıyacağız Diyorsunuz 25 00:00:00.02.2026
•“Unutulmayan Osuruk Sendromu” 18 00:00:00.02.2026
•Bu Şehrin Derdi Trafik Değil, Tarafgirlik 10 00:00:00.02.2026
•Adalet Mülkün Temelidir 03 00:00:00.02.2026
•BORÇ OSMANLI’DAN KALDI, ÖDEMEK CUMHURİYET’E DÜŞTÜ 28 00:00:00.01.2026
•İhtişamın Gölgesinde Eriyen Saygı 20 00:00:00.01.2026
•Temelden Gelen Sesler 15 00:00:00.01.2026
•Mağdurun Maskesi ve Demokratik Görünümlü İktidarların Sonu 07 00:00:00.01.2026
•Rahmet Ölümü Beklemez 02 00:00:00.01.2026
•Bozkırdan Yükselen Cumhuriyet 24 00:00:00.12.2025
•“Gördüğü insan kardeşini sevmeyen, görmediği Allah’ı sevemez.” 17 00:00:00.12.2025
•Köyleri Boşalttık, Şimdi Şehirlerde Konut Arıyoruz 10 00:00:00.12.2025
•Bir Ülkenin Kriterleri Bozulursa 03 00:00:00.12.2025
•Bu Gençliği Kim Bu Hale Getirdi? 27 00:00:00.11.2025
•Bir Liderin Ardından: 10 Kasım 10 00:00:00.11.2025
•Takke, Türban, Saray ve Medeniyet 05 00:00:00.11.2025
•Aydınlanma: Akılla Başlayan Yolculuk 29 00:00:00.10.2025
•Tefekkür 22 00:00:00.10.2025
•“Kutsal Liderler Ülkesi” 14 00:00:00.10.2025
•Körlük ve Vicdan 08 00:00:00.10.2025
•Ahlak Yerine Marka, Vicdan Yerine Dedikodu 02 00:00:00.10.2025
•Silahsız Kuvvetler ve Sessiz Yığınlar 25 00:00:00.09.2025
•Havadan Gelen Zehir mi, Yoksa Yaşadığımız Çağın Bedeli mi? 17 00:00:00.09.2025
•Taraf Olacaksak Ahlâkın ve Adaletin Tarafında Olalım 10 00:00:00.09.2025
•Zamanın İçinde Ölmeden Yaşamak 03 00:00:00.09.2025
•Özgürlüğün Sonsuz Nefesi 29 00:00:00.08.2025
•Aynı Ülkede, Ayrı Dünyalar 20 00:00:00.08.2025
•Zekâ Kalabalıkta Erir mi? – Ringelmann Etkisinden Günümüze Akıl Tembelliği 12 00:00:00.08.2025
•Müritleşen Zihinler ve İki Yakanın Ortasında Kalanlar 05 00:00:00.08.2025
•Bilgiye Savaş Açanların Karanlığında Yaşamak 29 00:00:00.07.2025
•EMEKLİ BİR PROFESÖRÜN FERYADI ÜZERİNE 15 00:00:00.07.2025
•Din Adamı Yoktur, Dindar İnsan Vardır 02 00:00:00.07.2025
•Harfleri Kutsadık, Hakikati Kaybettik 25 00:00:00.06.2025
•KAŞGAR’DA BAŞLAYAN MÜCADELE 18 00:00:00.06.2025
•YELPAZEYE DÖNÜŞEN SADAKAT: AKLINI KİRAYA VERENLER 11 00:00:00.06.2025
•Devletin Maliyesi mi, Bir Şirketin Bilançosu mu? 29 00:00:00.05.2025
•19 Mayıs ve Bir Milletin Yeniden Doğuşu 18 00:00:00.05.2025
•ELEŞTİRMEK SUÇ DEĞİL, SORUMLULUKTUR 13 00:00:00.05.2025
•Suçlular Dışarıda, Gazeteciler İçeride 05 00:00:00.05.2025
•Kavramlar, Kavgalar ve Kördüğüm Zihinler 22 00:00:00.04.2025
•İklim Adına Dayatılan Yeni Tutsaklık 16 00:00:00.04.2025
•Yapay Zeka Manipülasyonu ve Medya Okuryazarlığı 09 00:00:00.04.2025
•Adaletin Sessiz Çöküşü 26 00:00:00.03.2025
•Çanakkale: Ruhların Zaferi 18 00:00:00.03.2025
•Türkiye’de Siyasi Söylem Değişikliği ve Muhalefetin Çıkmazı 12 00:00:00.03.2025
•Yapay Zeka Hizmetkâr mı, Tehdit mi? 05 00:00:00.03.2025
•Kime Nasıl Anlatsak 18 00:00:00.02.2025
•Sosyal Medya ve Troll Gerçeği 12 00:00:00.02.2025
•İslam'da İktidar Sahiplerinin Adaleti 29 00:00:00.01.2025
•Çöp bidonu..! 18 00:00:00.11.2024
•"Allah'tan kork, kuldan utan" 09 00:00:00.10.2024
•Eğri taştan doğru duvar olmuyor işte. 10 00:00:00.09.2024
•Bağır, çağır, azarla, memleketi pazarla.. 08 00:00:00.07.2024
•Kültür yolunda tasarruf olmaz, festival olur..! 27 00:00:00.06.2024
•İtibar "tasarrufla olur" 31 00:00:00.05.2024
• "Her fabrika bir kaledir." 20 00:00:00.05.2024
•Fulbright mı? Full ihanet mi? 12 00:00:00.05.2024
•Unutmayın ki; sonsuz iktidar yoktur..! 18 00:00:00.04.2024
•Şiir yazamadık ama şiir gibi bir seçim yaptık.. 04 00:00:00.04.2024
•Shrinkflasyon 05 00:00:00.02.2024
•Bizi ancak utanç kurtarabilir.. 12 00:00:00.01.2024
•Zarf başka mazruf başka.. 03 00:00:00.01.2024
•Kirli çamaşırlar..! 27 00:00:00.12.2023
•Zulüm bizdense, Ben bizden değilim..! 20 00:00:00.12.2023
•Biraz oradan, biraz buradan. Artık hepsi sıradan..! 12 00:00:00.12.2023
•Samimiyet içten gelir, dilden değil.! 05 00:00:00.12.2023
•Ya tutarsa.. 15 00:00:00.11.2023
•Yeni bakanlar, eski sloganlar..! 17 00:00:00.10.2023
•Sosyal medyanın Müslüman siyasetçileri..! 12 00:00:00.10.2023
•Önceliğimiz anlamak olmalı.! 26 00:00:00.09.2023
•Aynı tas aynı hamam.. 19 00:00:00.09.2023
•Taban önemli..! 06 00:00:00.09.2023
•Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülke, demokratik ve özgür olamaz..! 16 00:00:00.08.2023
•Akıl tutulması... 10 00:00:00.08.2023
•Aset mi kaldı.? 03 00:00:00.08.2023
•Sağlık, ekonomi, siyaset..! 28 00:00:00.07.2023
•Keşke yanılmış olsaydık.! 27 00:00:00.06.2023
•Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülke, demokratik ve özgür olamaz..! 12 00:00:00.06.2023
• Ekonomide "bir ileri iki geri." 30 00:00:00.05.2023
•Yeni Türkiye ve yeni siyaset dili..! 17 00:00:00.05.2023
•Yordunuz artık..! 08 00:00:00.05.2023
•Bu topraklarda 01 00:00:00.05.2023
•Pergel metaforu 18 00:00:00.04.2023
•Bahaneleri hep aynı..! 03 00:00:00.04.2023
•İtibardan tasarruf olmaz diyenlere itibar etmeyin 20 00:00:00.03.2023
•Seçim sath-ı mailine girerken 13 00:00:00.03.2023
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.