HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 21 NİSAN 2026, SALI

Çocuklarımızı Korumak İçin En Güçlü Alan: Spor

21.04.2026 00:00
Ülkemizde son dönemde yaşanan gelişmeler, sadece gündemi değil, vicdanlarımızı da derinden sarsmıştır. Kaybettiğimiz çocuklarımız, yitip giden umutlar ve görevini yaparken şehit edilen bir öğretmen…
Bunlar artık sadece haber bültenlerinde geçen olaylar değil; toplumun en hassas noktasına dokunan, geleceğimizi doğrudan etkileyen gerçeklerdir. Bu tablo karşısında susmak, görmezden gelmek ya da günü kurtaran çözümlerle yetinmek mümkün değildir.
Çünkü mesele, doğrudan çocuklarımızın geleceğidir. Ve bu geleceği korumanın en etkili yollarından biri spordur.
Ülkemizde son yaşanan gelişmeler ile çocuklarımızın spora yönelmeleri, spor yapmalarının önemini bir kez daha gördük. Bugün 23 Nisan'ı kutluyoruz. Hem çocuk bayramı hem egemenliğimizin sembolünü. Bu anlamlı gün, sadece bir kutlama değil; aynı zamanda çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağımızın da bir muhasebesidir. İçimiz yandı çocuklarımızın, öğretmenimizin şehit oluşu ile. Bu acılar bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Çocuklarımızı korumak zorundayız. Ve bu koruma, sadece sözle değil, sistemli adımlarla mümkün olur.
Çocuklarımızı şiddetten spor ile uzaklaştırabiliriz. Çünkü spor, sadece fiziksel bir aktivite değil; aynı zamanda bir disiplin, bir yaşam biçimi ve bir karakter inşasıdır. Sahaya çıkan bir çocuk, enerjisini doğru yönlendirmeyi öğrenir. Kurallara uymayı, mücadele etmeyi, kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmayı ve kazandığında ölçülü olmayı kavrar. Bu kazanımlar, hayatın her alanında karşılığı olan temel değerlerdir.
Çocuklarımızı ve genç kardeşlerimizi uyuşturucu başta olmak üzere sosyal medya çöplüğünden, bilgisayar bağımlılığından sportif aktivitelerle kurtarabiliriz. Bugün dijital dünyanın kontrolsüz etkisi, gençlerimizi hareketsizliğe, yalnızlığa ve zamanla bağımlılığa sürüklemektedir. Bu noktada spor, sadece bir alternatif değil; adeta bir çıkış yoludur. Sahada geçirilen her dakika, ekran başında kaybedilen saatlerin önüne geçen bir kazançtır. Takım ortamı, arkadaşlık duygusu ve aidiyet hissi, gençleri zararlı alışkanlıklardan uzak tutan en güçlü sosyal zeminlerden biridir.
Her hafta bu köşede sizlere sporun, özellikle alt yaş gruplarında spor eğitiminin önemini anlatmaya gayret edeceğim. Değerli hocalarımdan aldığım bilgiler ışığında, öğrendiklerimiz ve gördüğümüz eğitimin bize kattıkları ile bu alanın ne kadar hayati olduğunu somut örneklerle ortaya koyacağız. Çünkü altyapı dediğimiz kavram, sadece futbolcu yetiştirmek değildir; insan yetiştirmektir. Küçük yaşta doğru eğitim alan bir birey, sadece sahada değil, hayatın her alanında fark yaratır.
Biz sporun gençlerimizi ve çocuklarımızı bu yaşananlardan kurtaracağına inanıyoruz. Bu bir temenni değil, sahada birebir gözlemlediğimiz bir gerçektir. Sporla tanışan bir çocuğun hayata bakışı değişir. Hedefleri olur, sorumluluk alır, zamanını yönetmeyi öğrenir. Bu da onu hem bireysel hem toplumsal anlamda daha güçlü bir noktaya taşır.
Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığımızın son dönemlerde spora ve sporun gelişimi ile her yere yayılması adına yaptığı faaliyetler gerçekten önemli. Tesisleşme, organizasyonlar ve erişim imkânlarının artması sayesinde spora ulaşmak artık zor değil. Bu önemli bir kazanımdır. Ancak bu noktada sürecin yerelde doğru şekilde desteklenmesi gerekir.
Burada yerel yönetimlere de büyük görev düşmektedir. Özellikle semt sahaları artırılmalı, mevcut olanların fiziki şartları iyileştirilmeli ve çocukların güvenle spor yapabileceği alanlar çoğaltılmalıdır. Çünkü çocuk, ulaşamadığı bir imkândan faydalanamaz. Spor sahaları ne kadar yaygınlaşırsa, o kadar çok çocuğa ulaşılır. Bu da doğrudan toplumun geleceğine yapılan bir yatırımdır.
Biz geleceğin sporla kurtulacağına inanıyoruz. Bu inanç, romantik bir söylem değil; sahada, sokakta ve hayatın içinde karşılığı olan bir gerçektir. Sporu hayatın merkezine koymadan, gençliği korumak mümkün değildir. Bugün atılacak doğru adımlar, yarının güçlü bireylerini oluşturacaktır.
Spor birçok kişinin önemli vurguları ile de mesajın ötesindedir.
Örneğin;
Çocukların eğitimi ve gelişimi söz konusu olduğunda sporun rolü, yalnızca fiziksel güçlenme ile sınırlı değildir; karakter, disiplin ve toplumsal uyumun da temelini oluşturur. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" sözü, aslında çocuk eğitimine dair çok net bir çerçeve çizer. Bu ifade, sporun erken yaşta doğru verilmesi halinde bireyin hem zihinsel hem ahlaki gelişimine doğrudan katkı sağlayacağını ortaya koyar. Aynı şekilde Nelson Mandela'nın "Sporun dünyayı değiştirme gücü vardır" sözü, çocukların sporla buluşmasının sadece bireysel değil, toplumsal dönüşüm açısından da ne kadar kritik olduğunu açıkça gösterir.
Dünya spor tarihinin en önemli isimlerinden Michael Jordan, "Hayatımda defalarca başarısız oldum, işte bu yüzden başarılı oldum" diyerek çocuklara ve gençlere başarısızlıktan korkmamayı öğretir. Bu bakış açısı, özellikle gelişim çağındaki bireyler için en kritik kazanımlardan biridir. Muhammad Ali ise "Şampiyonlar spor salonlarında değil, içlerinde taşıdıkları bir şeyle yapılır" sözleriyle çocukların özgüven, azim ve inanç duygusunun önemine dikkat çeker. Spor, çocuklara sadece kazanmayı değil; kaybetmeyi, mücadeleyi ve yeniden denemeyi öğretir. Bu da onların hayata karşı daha dirençli bireyler haline gelmesini sağlar.
Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden, Lefter Küçükandonyadis ise sporun çocuklar üzerindeki etkisini sade ama çarpıcı bir anlayışla özetler: "Futbol basit oyundur ama doğru oynamak zordur." Bu söz, aslında eğitimin ve doğru yönlendirmenin ne kadar önemli olduğunu anlatır. Yetenek tek başına yeterli değildir; doğru eğitim, disiplin ve çalışma ile desteklenmediğinde kalıcı başarı mümkün olmaz. Yine Türk futbolunun önemli teknik adamlarından Fatih Terim'in "Disiplin, başarının temelidir" sözü de çocukların spor yoluyla kazandığı en önemli alışkanlıklardan birini ortaya koyar. Tüm bu ifadeler bir araya geldiğinde açıkça görülmektedir ki; spor, çocukların sadece bugünü değil, yarını için de en güçlü eğitim araçlarından biridir.
Bu vesile ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi, vefat eden öğrenci ve öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum. Aynı zamanda sporun yaygınlaşması ve gençlerimizin doğru yönlendirilmesi için emek veren tüm antrenörlere, eğitimcilere ve spor gönüllülerine de saygılarımı sunuyor, vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum.
Unutulmamalıdır ki; çocukları korumanın en etkili yolu, onları doğru alanlara yönlendirmektir. Ve spor, bu alanların en güçlüsüdür.

 
Bilal YAPAR - Sahanın Matematiği / diğer yazıları
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.