HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 29 NİSAN 2026, ÇARŞAMBA

“Devletin Adalet Kılıcı Bu Yapıların Gırtlağına Dayandı”

29.04.2026 10:49
 “Devletin Adalet Kılıcı Bu Yapıların Gırtlağına Dayandı”
 “Devletin Adalet Kılıcı Bu Yapıların Gırtlağına Dayandı”
Yalova'da yıllardır konuşulan sahte senet, tefecilik, organize baskı, icra yoluyla mağduriyet ve adli süreçlerde yaşanan gecikme iddiaları, 3. Göz Medya ekranlarında yayınlanan canlı programda geniş şekilde ele alındı. İrfan Aydın'ın sunumuyla gerçekleşen yayında, Ahlan Turizm işletmecisi Sema Gökalp konuk olarak yaşadıkları süreci anlattı. Programda, 216 bin dolarlık senet nedeniyle başlayan hukuk mücadelesi, bilirkişi raporları, mahkeme kararı, banka hesaplarına konulan blokeler, aile üzerinde oluşan psikolojik yıkım ve ardından gündeme gelen 1 milyon 200 bin dolarlık yeni senet iddiası ayrıntılarıyla konuşuldu.
Yayın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Benim kentimdir" dediği Yalova vurgusuyla başladı. İrfan Aydın, Yalova'nın huzurunu bozmak isteyen yapıların artık kamuoyu önünde konuşulacağını belirterek, tefecilik ve senet çetesi iddialarının yalnızca bir aileyi değil, bütün bir kenti ilgilendirdiğini ifade etti. Aydın, "Yalova'nın huzurunu kaçırmak isteyenlerin huzurunu kaçıracağız" diyerek, programın hem bir mağduriyet anlatısı hem de kamuoyuna yapılmış açık bir çağrı niteliği taşıdığını söyledi.
23 NİSAN'DA ANLAMLI YAYIN: ÇOCUKLAR, KADINLAR VE ADALET VURGUSU
Programın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gününde yapılmasına özel bir anlam yüklendi. İrfan Aydın, Cumhuriyet'in iki temel değerinden birinin çocuklar, diğerinin ise Türk kadını olduğunu belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk kadınına verdiği değere dikkat çekti. Aydın, Sema Gökalp'in yaşadığı mağduriyet karşısında gösterdiği kararlılığı "Atatürk Cumhuriyeti'nin kadını hakkını sonuna kadar arar" sözleriyle değerlendirdi.
Aydın, yayında Sema Gökalp'in yalnızca kendi ailesi için değil, benzer mağduriyetleri yaşayabilecek başka insanlar için de mücadele ettiğini söyledi. Bu yönüyle Gökalp'in, haksızlığa karşı susmayan, baskıya boyun eğmeyen ve hukuki süreci ısrarla takip eden bir vatandaş örneği ortaya koyduğunu ifade etti.
SEMA GÖKALP: "BİR İCRA İHBARNAMESİYLE HAYATIMIZ DEĞİŞTİ"
Yayında söz alan Sema Gökalp, yaşanan sürecin 2021 yılında kendilerine ulaşan bir icra ihbarnamesiyle başladığını anlattı. Gökalp, 216 bin dolarlık bir senetle karşı karşıya kaldıklarını, ilk anda senetteki imzanın eşi Atilla Gökalp'in imzasına benzediğini düşündüklerini, bu nedenle büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını söyledi.
Gökalp, eşinin geçmişte senedi düzenlediği iddia edilen kişiyle dükkan komşuluğu bulunduğunu, ayrıca turizm işleri kapsamında araç kiralama süreçlerinin yaşandığını belirtti. Araç kiralama sektöründe geçmişte boş senet verilmesinin yaygın bir uygulama olduğunu hatırlatan Gökalp, bu nedenle ilk anda senedin gerçekten kendileriyle bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durduklarını anlattı. Ancak 216 bin dolar gibi çok yüksek bir meblağın bir araç kiralama ilişkisiyle açıklanamayacağını belirterek, bu noktada şüphelerinin büyüdüğünü dile getirdi.
 "2002 TARİHLİ SENETTE T.C. KİMLİK NUMARASI VARDI"
İrfan Aydın, Sema Gökalp ile ilk görüşmesini de yayında ayrıntılı şekilde aktardı. Gökalp'in kendisini arayarak yaşadıkları sıkıntıyı anlattığını, bunun üzerine Turkuvaz Kafe'de bir araya geldiklerini söyledi. Aydın, dosyayı incelediğinde senetteki tarih ve bilgiler arasında dikkat çekici bir çelişki gördüğünü belirtti.
Aydın'ın anlatımına göre, 2002 tarihli olduğu belirtilen senette T.C. kimlik numarasının yer alması, senedin sonradan doldurulmuş olabileceği yönünde önemli bir şüphe oluşturdu. Aydın, hukukçu olmadığını ancak gazeteci olarak belgeyi incelediğinde bu çelişkinin dikkatini çektiğini söyledi. Bu tespitin ardından dosyanın takipçisi olmaya karar verdiğini belirtti.
ARAÇ KİRALAMADA VERİLEN BOŞ SENETLER NASIL TEHLİKEYE DÖNÜŞÜYOR?
Yayında üzerinde en çok durulan başlıklardan biri, araç kiralama işlemlerinde geçmişte verilen boş senetlerin yıllar sonra vatandaşların karşısına büyük borçlar olarak çıkabilmesi oldu. İrfan Aydın, birçok kişinin araç kiralama sırasında "araca zarar gelirse" düşüncesiyle boş senet verdiğini, daha sonra bu senetlerin yırtıldığına inanarak geri almadığını hatırlattı.
Aydın, bu yöntemin kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilebildiğini belirtti. Kimi vatandaşların yıllar önce verdikleri boş senetler nedeniyle büyük icra dosyalarıyla karşı karşıya bırakıldığını, bu süreçte kişinin önce kendi imzasından şüpheye düşürüldüğünü, ardından yüksek miktarlı borçlarla psikolojik baskı altına alındığını söyledi.
 "BANKA HESAPLARIMIZI KULLANAMAZ HALE GELDİK"
Sema Gökalp, 216 bin dolarlık senet nedeniyle başlatılan icra sürecinin aile ve şirket üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Ahlan Turizm'in Yalova'da aktif şekilde çalışan, özellikle Ortadoğu ülkeleriyle turizm faaliyeti yürüten bir firma olduğunu belirten Gökalp, banka hesaplarına konulan blokeler nedeniyle ticari işleyişlerinin ciddi şekilde aksadığını ifade etti.
Gökalp, turizm sektöründe para akışının hızlı olduğunu, otel rezervasyonları, araç kiralamaları, müşteri işlemleri ve para transferleri nedeniyle hesapların aktif kullanılması gerektiğini söyledi. Ancak icra ve bloke süreçleri nedeniyle mevcut paralarını dahi kullanamaz hale geldiklerini, bunun da işletmeyi çalışamaz noktaya getirdiğini anlattı.
İKİ BİLİRKİŞİ RAPORU: "İMZA ATİLLA GÖKALP'E AİT DEĞİL"
Programda davanın bilirkişi aşamaları da gündeme geldi. İrfan Aydın, dosyanın iki kez bilirkişiye gittiğini ve her iki incelemede de senetteki imzanın Atilla Gökalp'e ait olmadığının ortaya çıktığını belirtti. Aydın, buna rağmen sürecin yıllarca sürdüğünü, sahte olduğu belirtilen bir senet nedeniyle ailenin ve işletmenin büyük zarar gördüğünü söyledi.
Sema Gökalp de imzanın eşine ait olmadığının bilirkişi raporlarıyla belirlenmesine rağmen sürecin kolay ilerlemediğini ifade etti. Gökalp, mahkeme sürecinin hem yüksek harçlar hem de uzun bekleme süreleri nedeniyle kendilerini maddi ve manevi olarak yıprattığını söyledi.
YALOVA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ KARARI
Yayında Sema Gökalp, ilk senetle ilgili davada mahkemenin kendileri lehine karar verdiğini açıkladı. Gökalp, Yalova 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen dosyada Esas No: 2024/21, Karar No: 2025/258 bilgilerini paylaşarak, 216 bin dolarlık senetle ilgili süreci kazandıklarını söyledi.
Ancak Gökalp, bu kararın kendileri için sürecin tamamen bittiği anlamına gelmediğini belirtti. Çünkü ilk senetle ilgili davada olumlu karar alındıktan sonra bu kez 1 milyon 200 bin dolarlık yeni bir senet iddiasıyla karşı karşıya kaldıklarını anlattı.
1 MİLYON 200 BİN DOLARLIK YENİ SENET İDDİASI
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, 1 milyon 200 bin dolarlık yeni senet iddiası oldu. Sema Gökalp, ilk davanın sonuçlanma aşamasında bazı kişilerin ofislerine gelerek kendilerini tehdit ettiğini, yeni bir senedin hazırlandığını ve bu senedin de işleme konulacağını söylediklerini aktardı.
Gökalp'in anlatımına göre, söz konusu kişiler 1 milyon 200 bin dolarlık senedin devreye sokulması için ciddi miktarda harç gerektiğini, bunun bir bölümünün temin edildiğini, kalan kısmın da tamamlanması halinde senedin işleme konulacağını ifade etti. Gökalp, kısa süre sonra bu senetle de karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
"ARAZİ SATTIK" İDDİASI: "HANGİ ARAZİ, NEREDE TAPU?"
Sema Gökalp, 1 milyon 200 bin dolarlık senetle ilgili olarak karşı tarafın bir arazi satışı iddiasında bulunduğunu söyledi. Gökalp, böyle bir arazi alım satımının hiçbir zaman gerçekleşmediğini, kendilerine herhangi bir tapu devri yapılmadığını ve bu iddianın somut bir karşılığının bulunmadığını belirtti.
Gökalp, "Hangi arazi? Nerede tapu? Eğer böyle bir arazi varsa satalım ve borcu ödeyelim" anlamına gelen sözlerle iddianın gerçek dışı olduğunu vurguladı. 1 milyon 200 bin dolar gibi çok büyük bir meblağın, herhangi bir tapu işlemi veya resmi satış olmadan nasıl açıklanabileceğini sorguladı.
MENFİ TESPİT DAVALARINDA HARÇ YÜKÜ MAĞDURU DAHA DA ZORLUYOR
Yayında, sahte olduğu iddia edilen senetlere karşı açılan menfi tespit davalarının yüksek harç yükü de önemli bir sorun olarak ele alındı. Sema Gökalp, ilk davada ciddi miktarda harç ödemek zorunda kaldıklarını, ikinci senet için de benzer bir dava açmaları gerekirse çok daha büyük bir harçla karşılaşabileceklerini söyledi.
Gökalp, avukatının kendisine yeni süreçte harcın 1 milyon lira civarında olabileceğini ifade ettiğini belirterek, mağdur olduğunu düşünen bir vatandaşın hakkını aramak için dahi büyük ekonomik yük altına girdiğini dile getirdi. Bu durumun, sahte senet mağdurlarını çaresiz bırakan en önemli sorunlardan biri olduğu belirtildi.
AİLE ÜZERİNDEKİ PSİKOLOJİK YIKIM
Sema Gökalp, süreç boyunca yalnızca şirketlerinin değil, ailelerinin de ciddi şekilde yıprandığını anlattı. Eşi Atilla Gökalp'in bu süreçte iki kez kalp krizi geçirdiğini, şeker hastası olduğunu, ciddi kilo kaybı yaşadığını ve sağlık durumunun bozulduğunu söyledi.
Gökalp, çocuklarına yeterince zaman ayıramadıklarını, ev içinde sürekli bir stres ortamı oluştuğunu, ticari hayatın yanında aile düzenlerinin de zarar gördüğünü ifade etti. "Gülemiyorsunuz, müşterilerinize bile eski enerjinizle yaklaşamıyorsunuz" diyerek, haksız bir icra sürecinin insan hayatında nasıl ağır sonuçlar doğurabildiğini anlattı.
 "BAZEN ANLATIRKEN BEN UTANDIM"
Gökalp'in yayındaki en çarpıcı ifadelerinden biri, yaşadığı mağduriyeti anlatırken zaman zaman utanç duyduğunu söylemesi oldu. Gökalp, insanların "Neden sizin başınıza geldi?" ya da "Eşiniz böyle bir şey yaptı mı?" şeklinde düşünebileceğini, bu nedenle ilk dönemlerde kendisini anlatmakta zorlandığını dile getirdi.
Ancak daha sonra utanması gereken tarafın kendileri olmadığını gördüğünü belirten Gökalp, haksızlığa uğrayan taraf olduklarını ve bu nedenle daha büyük bir azimle mücadeleye devam ettiğini söyledi.
 "BİR AİLEYİ KÖKÜNDEN SARSABİLECEK BİR SÜREÇ"
İrfan Aydın, sahte senet iddialarının yalnızca ekonomik değil, ailevi sonuçlar da doğurabileceğini vurguladı. Çok yüksek miktarlı bir senedin bir eşin karşısına çıkması halinde, aile içinde güvensizlik oluşturabileceğini, insanların birbirinden şüphe edebileceğini söyledi.
Aydın, Gökalp ailesinin sağlam aile yapısı sayesinde bu süreci birlikte göğüslediğini, aksi halde bu tür iddiaların aileleri parçalayabilecek kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
 "MASAYA OTURTMA" İDDİASI VE MAFYATİK BASKI ANLATIMI
Programda, sahte senetlerle mağdur edilen kişilerin daha sonra sözde arabulucular veya mafyatik yapılar üzerinden "masaya oturtulmaya" çalışıldığı iddiası da ayrıntılı şekilde anlatıldı. İrfan Aydın, bu yöntemin birçok olayda benzer şekilde işlediğini ileri sürdü.
Aydın'a göre, önce yüksek miktarlı bir senetle icra başlatılıyor, kişinin banka hesapları ve mal varlığı üzerinde baskı kuruluyor. Ardından bazı kişiler devreye girerek "Bu işi çözelim" diyerek tarafları masaya çağırıyor. Bu masada alacaklı gibi görünen kişiyle sözde pazarlık yapılıyor, borcun bir kısmı silinmiş gibi gösteriliyor ve mağdur olmayan bir borcu ödemeye zorlanıyor.
Aydın, bu düzenin özellikle ticari hayatı olan kişiler üzerinde etkili olduğunu belirtti. Çünkü banka hesapları bloke edilen, çekleri yazılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir iş insanının, ticari itibarını kaybetmemek için olmayan bir borcu ödemeye zorlanabileceğini söyledi.
 "DEVLETİN ADALET KILICI BU YAPILARIN GIRTLAĞINA DAYANDI"
İrfan Aydın, yayında emniyet ve adli makamların son süreçte bu tür dosyalara daha ciddi şekilde eğilmeye başladığını belirtti. Yalova'da Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele birimlerinin dosyaya el attığını, bazı ifadelerin alındığını, ancak soruşturmanın zarar görmemesi için ayrıntı paylaşmadıklarını söyledi.
Aydın, "Devletin eli artık Yalova'nın üzerindedir" diyerek, çete, tefeci, kara para ve organize suç iddialarının bundan sonra daha yakından takip edileceğini ifade etti. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerin yapıldığını, ilgili makamların dosyalara ilişkin bilgilendirildiğini aktardı.
YALOVA BASININA ÇAĞRI: "BU KENTİN SORUNLARINA SAHİP ÇIKIN"
Yayında Yalova basınına da sert bir çağrı yapıldı. İrfan Aydın, Yalova'da tefecilik, sahte senet, kara para ve organize suç iddiaları bu kadar konuşulurken yerel basının daha aktif olması gerektiğini söyledi.
Aydın, bazı basın mensuplarının reklam ilişkileri nedeniyle sessiz kaldığını iddia ederek, "Bilmeden yaptıysanız gelin el ele verelim, Yalova'yı bu pisliklerden birlikte temizleyelim" çağrısında bulundu. Yalova'nın yalnızca bir şehir değil, Atatürk'ün emaneti olan özel bir kent olduğunu belirtti.
TEFECİLİK UYARISI: "NE KADAR SIKIŞIRSANIZ SIKIŞIN BU KAPIYA GİTMEYİN"
Programda tefecilik konusu da geniş yer buldu. İrfan Aydın, Yalova, Altınova, Orhangazi ve çevresinde tefecilik iddialarına ilişkin çok sayıda ihbar aldıklarını söyledi. Ekonomik sıkıntıya düşen esnafın, gençlerin ve iş insanlarının tefecilerin ağına çekilebildiğini belirtti.
Aydın, özellikle sanal kumar borçları nedeniyle gençlerin tefecilere yöneldiğini, bunun da aileleri ve toplumu daha büyük felaketlere sürüklediğini ifade etti. "Ne kadar sıkışırsanız sıkışın tefecilerin kapısına gitmeyin" diyerek vatandaşlara açık uyarıda bulundu.
 "BUGÜN AHLAN TURİZM'İN KAPISINDA, YARIN SİZİN KAPINIZDA OLABİLİR"
Yayında sık sık, yaşananların yalnızca Gökalp ailesinin meselesi olmadığı vurgulandı. İrfan Aydın, "Bugün Ahlan Turizm'in kapısında olan bu sorun, yarın başka bir vatandaşın kapısında olabilir" diyerek, benzer mağduriyet yaşayanların susmaması gerektiğini söyledi.
Aydın, geçmiş yıllarda 3. Göz Medya olarak bu konuda ihbar hattı açtıklarını, Türkiye'nin farklı yerlerinden çok sayıda mağdurun kendilerine ulaştığını belirtti. Bu nedenle senet çetesi ve tefecilik iddialarının yerel bir olaydan öte, daha geniş çaplı bir sorun olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
YORUMLARDA DESTEK MESAJLARI YAĞDI
Canlı yayın sırasında çok sayıda izleyici yorumlarıyla programa katıldı. Yalova ve çevre ilçelerden gelen yorumlarda, Ahlan Turizm'e ve Gökalp ailesine destek mesajları verildi. Bazı izleyiciler aynı çeteden ya da benzer yapılardan mağdur olduklarını ifade ederken, bazıları da Yalova'nın bu tür yapılardan temizlenmesi gerektiğini belirtti. Atilla Gökalp de yayına yorum yazarak, ilk senetle ilgili sürecin Türk adaleti ve cesur savcılar sayesinde sonuçlandığını ifade etti. İrfan Aydın ise Gökalp ailesinin verdiği mücadeleyi örnek göstererek, hem Sema Gökalp'e hem Atilla Gökalp'e hem de çocuklarına teşekkür etti.
UĞUR ÖZBAYRAK'IN MAĞDURİYET İDDİASI DA GÜNDEME GELDİ
Yayın sırasında Uğur Özbayrak isimli izleyicinin yorumları da dikkat çekti. Özbayrak, aynı yapıdan mağdur olduğunu belirterek, davaları kazanmasına rağmen Yalova adliyesinde gerekli işlemlerin yapılmadığını iddia etti. Sema Gökalp de bu kişinin mağduriyetini bildiğini, kendisiyle daha önce görüştüklerini ve yaşadıklarının çok ağır olduğunu söyledi. İrfan Aydın, Uğur Özbayrak'a yayına gelerek dosyasını kamuoyuna anlatması çağrısında bulundu. Bu tür mağduriyetlerin tek tek ortaya konulmasıyla, iddia edilen yapının daha net görülebileceğini belirtti.
 "YALOVA ATATÜRK'ÜN KENTİDİR, ÇETELERİN DEĞİL"
Program boyunca en güçlü vurgu Yalova'nın kimliğine yapıldı. İrfan Aydın, Yalova'nın Atatürk'ün "Benim kentimdir" dediği şehir olduğunu hatırlatarak, kentin çeteler, tefeciler, kara para yapıları ve organize suç iddialarıyla anılmaması gerektiğini söyledi. Aydın, Yalova'nın huzurun, sağlığın, çocukların, kadınların, esnafın ve sokak hayvanlarının güven içinde yaşayacağı bir kent olması gerektiğini belirtti. "Yalova bizimdir, bizim kalacak; çetelerin değil" sözleriyle programın ana mesajını özetledi.
 "HAKSIZLIĞA UĞRAYANLAR SUSMASIN"
Programın sonunda hem Sema Gökalp hem de İrfan Aydın, benzer mağduriyet yaşayanlara susmamaları çağrısında bulundu. Gökalp, işini hakkıyla yapan kamu görevlilerine teşekkür ederken, bulunduğu makamı kötüye kullananlara karşı da hukuk içinde mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
İrfan Aydın ise 3. Göz Medya'nın haklı olanın yanında durmaya devam edeceğini belirtti. Yalova'da, Orhangazi'de, Altınova'da ve bölgede tefecilik, sahte senet, kara para ve organize suç iddialarının takipçisi olacaklarını ifade etti.
Program, Yalova halkına birlik çağrısıyla sona erdi. Aydın, Yalova'nın sahipsiz olmadığını, halkın, basının, siyasetin, bürokrasinin ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi halinde karanlık yapıların kentte barınamayacağını belirtti.
Haber-Muharrem Değirmen / 3. Göz HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.