HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 02 OCAK 2026, CUMA

‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ?

02.01.2026 00:00

‎Bir kentin ortak sesi,
‎Orhangazi'nin Görmediğini Gösteren Gazetenin adıdır 3.göz...
‎Gazetecilik, tek başına parlayan bir yıldız işi değildir; bir vicdan hattıdır.
‎İrfan Aydın gibi neden yazdığını bilenler, Muharrem Değirmen gibi gazeteye emek verip ilmik ilmik işleyen,yazıları ile iz bırakan ve kalemini hâlâ hakikatin emrine veren diğer diğer yazarlar…
‎İrfan Aydın, Muharrem Değirmen ve diğer yazarlar; gazeteciliği gürültüye teslim etmeyen kalemlerdir.
‎Onlar için yazı, güçle mesafe; hakikatle yakınlıktır.
‎İrfan Aydın, gazeteciliği bir meslekten öte, düşünce disiplini olarak ele alır. Sözü süslemek için değil, gerçeği açığa çıkarmak için yazar.
‎Muharrem Değirmen ise gazetenin çıkmasında en büyük emeği olan ve yazıların yükünü bilenlerdendir; kelimeleri hafifletmez, anlamı ağırlaştırır.
‎Ve diğerleri…
‎Gündemin rüzgârına kapılmadan yazan, güce mesafe koyan, halkın aklına hitap etmeyi tercih eden kalemler.
‎Onlar sayesinde gazetecilik hâlâ bir itibar mesleği, yazı hâlâ bir direniş biçimidir.
‎Bugün bu ülkede hâlâ nitelikli tartışma varsa,hâlâ okuru küçümsemeyen metinler okunuyorsa,bunda bu isimlerin ve onların temsil ettiği gazetecilik anlayışının payı büyüktür.Çünkü gerçek gazeteciler,yazdıklarıyla değil, yazmadıklarıyla da kim olduklarını belli ederler.
Şimdi sırada neden üçüncü göz gazetesi diye sormanın  ve cevap olarak çünkü'leri sıralamanın zamanı.
‎Çünkü görmek yetmiyor, anlamak gerekiyor.
‎Çünkü bir gözle görünen yetmez.
‎İki gözle bakılan yerde çoğu zaman sadece istenen gösterilir.
‎Üçüncü Göz ise gösterilmeyeni görür.
‎Çünkü Üçüncü Göz,
‎resmî açıklamaların arkasındaki gerçeğe,
‎rakamlardaki çelişkiye,sessiz bırakılanların sesine bakar.
‎Herkes "normal" derken,
‎Üçüncü Göz "neden?" diye sorar.
‎Çünkü bu ülkede sorun, olayların yaşanması değil;
‎alışılmasıdır.
‎Üçüncü Göz;
‎alışmayı reddeder.
‎Unutturulana kayıt düşer.
‎Söylenmeyeni söyler,
‎sorulmayan soruyu sorar.
‎Tarafı;
‎Haktan, adaletten, akıldan, emekten yana.
‎İşte bu yüzden Üçüncü Göz…
‎Bakmak için değil, görmek için vardır.
‎Bu ülkede herkes bakıyor ama az kişi görüyor.Görenlerin çoğu da gördüğünü söyleyemiyor.
‎İşte tam bu yüzden Üçüncü Göz var.
‎Çünkü birinci göz vitrini görür.
‎İkinci göz anlatılanı izler.
‎Üçüncü Göz ise sorar,
‎"Bu vitrinin arkasında ne saklanıyor?"
‎2025 bize bir kez daha gösterdi ki; sorunlarımız aniden ortaya çıkmıyor. Yoksulluk bir günde büyümüyor, adaletsizlik bir kararla oluşmuyor, eğitim bir yılda çökmüyor. Bunların hepsi uzun süredir biriken, görmezden gelinen, konuşulması istenmeyen sonuçlardır.
‎Ve bu sonuçların en ağır bedelini eğitim ödüyor.
‎Bugün eğitim, bir ülkenin geleceğini kuran alan olmaktan çıkarılıp, bir ideolojik alan haline getirildi. Okul sayısı arttı ama nitelik azaldı. Müfredat genişledi ama düşünce daraldı. Çocuklara bilgi verilmedi; yön verildi. Soru sormak yerine susmak, anlamak yerine ezberlemek öğretildi.
‎Üçüncü Göz tam da burada devreye girer.
‎Çünkü biz şunu sorarız.
‎Bu eğitim kimin için, ne için?
‎Sanayi kentlerinde meslek liseleri geri plana itilirken, istihdamla bağı olmayan okul türleri çoğaltıldı. Gençler diplomalı ama mesleksiz bırakıldı. Öğretmenler liyakat yerine sadakat tartışmalarıyla yıpratıldı. Eğitimde eşitsizlik derinleşti; parası olan çocuğuna imkan satın aldı, olmayan kaderine razı edildi.
‎Bütün bunlar olurken "değerler eğitimi"nden söz edildi.
‎Ama adaletin olmadığı yerde değer öğretilmez.
‎Emeğin karşılık bulmadığı bir düzende ahlak anlatılamaz.
‎Çocuklar söylenenle değil, yaşananla eğitilir.
‎Üçüncü Göz bu yüzden rahatsız eder.
‎Çünkü alkışlamaz.
‎Çünkü alışmaz.
‎Çünkü "herkes böyle" cümlesini kabul etmez.
‎‎Sadece eğitime değil; ekonomiye, hukuka, yerel yönetime de aynı yerden bakar. Rakamlarla anlatılan refahın pazarda neden görülmediğini sorar. Büyük projelerin, küçük hayatlara neden dokunmadığını sorgular. Yetkililerin konuştuğu yerde halkın neden sustuğunu anlamaya çalışır.
‎Bu ülkede en tehlikeli şey kriz değildir;
‎krizin normalleşmesidir.
‎Üçüncü Göz'ün varlık sebebi tam olarak budur.
‎Normal denileni yeniden tartışmaya açmak.
‎"Böyle gelmiş" denilene itiraz etmek.
‎Unutturulana kayıt düşmek.
‎Çünkü bir toplum eğitimiyle yükselir, adaletiyle ayakta kalır, eleştirisiyle nefes alır.Eleştirinin susturulduğu yerde eğitim çürür.Eğitimin çürüdüğü yerde gelecek kararır.
‎2025 bitti.
‎Ama sorular hâlâ duruyor.
‎Ve bu sorular sorulmadıkça hiçbir yıl gerçekten bitmiş sayılmaz.
‎İşte bu yüzden Üçüncü Göz…
‎Bakmak için değil,
‎alışmamayı seçtiği için vardır.
‎Yeni yılda da bakılan değil görüleni, söylenen değil saklananı, güçlüden yana olanı değil doğrudan yana olanı yazmaya devam edeceğiz.
‎Hakikatin izini süren tüm okurlarımıza umut, cesaret ve aydınlık bir yıl diliyoruz.
‎Yeni yılınız kutlu olsun.
‎Kalın sağlıcakla.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.