HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 MART 2026, ÇARŞAMBA

ESKİ VE YENİ TÜRKİYE DE EĞİTİM ANLAYIŞI

04.03.2026 00:00
Bizim zamanımızda eğitim, genel bilginin öğretilmesi üzerine kuruluydu. Lise bitene kadar fizik, kimya, biyoloji, matematik, mantık ve felsefe… Hepsi bir bütünün parçalarıydı. Zor muydu? Evet. Yorucu muydu? Kesinlikle. Ama zihni terbiye ederdi. İnsana dünyayı kavrama cesareti verirdi.
‎Üniversiteye geldiğimizde ise iş ciddileşirdi. Seçtiğimiz alanda derinleşir, uzmanlaşır, adeta mesleğin içine doğardık. Diploma bir kâğıt değil, bir emeğin nişanıydı.
‎Şimdi tablo değişti.
‎Lise eğitimi çocukları zorlamıyor. Zihni genişletmiyor, daraltıyor. Parçalı bilgiler, ezbere dayalı sınav teknikleri, test çözerken düşünmeyi unutan bir nesil… "Bütünü kavrama" yeteneği sistematik olarak törpüleniyor. Oysa bilim, parçaların toplamı değil; ilişkilerin anlaşılmasıdır.
‎Üniversite mi? Orada da manzara iç açıcı değil. İçi boşaltılmış müfredatlar, düşen akademik standartlar, ölçme-değerlendirme ciddiyetinin kaybı… Mühendislik fakültesinden mezun olup temel fizik prensibini açıklayamayan,hatta eline tornavida almadan gençler yetiştiriyoruz. Ortada mühendis yok; diplomalı ara eleman var. Usta başının teorik versiyonu.
‎İyi mühendisler hâlâ çıkıyor mu? Çıkıyor. Ama sistem sayesinde değil, sisteme rağmen. İdealist birkaç genç, kendi imkânıyla, kendi merakıyla, kendi emeğiyle bir yerlere geliyor. Ve o gençlerin büyük kısmı bavulunu toplayıp gidiyor. Çünkü liyakat ile emeğin karşılık bulduğu yer başka coğrafyalar.
‎Bugün üniversite mezunlarının önemli bir kısmı "bütünü kavrama" konusunda zayıf. Analitik düşünme, disiplinler arası bağlantı kurma, sorgulama… Bunlar lüks hâline geldi. Hatta yapay zekâya doğru soru sormayı bile beceremeyen bir diplomalı kitle oluştu. Teknolojiyi tüketen ama anlayamayan bir kuşak.
‎Bu tabloyu düzeltmek mümkün mü?
‎Mümkün. Ama kısa vadede değil. Önce öğretmeni eğitmek gerekir. Akademisyenin niteliğini yükseltmek gerekir. Ölçme sistemini ciddiye almak gerekir. En önemlisi de eğitimde çıtayı tekrar yükseltmek gerekir. "Herkes mezun olsun" anlayışıyla değil, "hak eden mezun olsun" ilkesiyle.
‎Bunun için politik irade şart. Eğitimi popülist söylemlerden, günübirlik reformlardan, ideolojik mühendislikten kurtarmak şart. Eğitim uzun soluklu bir iştir. Seçim takvimiyle değil, nesil takvimiyle planlanır.
‎Bir ülkenin gerçek serveti, doğal kaynakları değil; zihinsel kapasitesidir. O kapasiteyi zayıflattığınızda sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına alırsınız.
‎Ülke için üzülmek yetmez. Standart talep etmek gerekir. Zor eğitim istemek gerekir. Çünkü zorlanmayan zihin gelişmez.
‎Ve unutmayalım;
‎Diplomanın çoğaldığı yerde bilgi artmıyorsa, orada sorun sistemdedir.

EĞİTİMDE HERKEZ HERŞEY OLAMAZ.
‎Türkiye'de en büyük yalan "herkes her şeyi olabilir" yalanıdır.
‎Hayır.
‎Herkes her şeyi olamaz.
‎Doğada eşitlik yoktur. Denklik vardır. Adalet vardır.
‎Bir çam ağacından zeytin, bir zeytin ağacından çam beklemezsiniz.
‎Ama biz eğitim sisteminde herkesi aynı kalıba sokup sonra neden kırıldıklarına şaşırıyoruz.
‎Bugün 12 yıllık zorunlu eğitim adı altında yaptığımız şey yeteneği sanata olanı matematikte süründürmek,
‎eli yatkın olanı tornadan uzak tutup test kitaplarına mahkûm etmek,
‎akademik kapasitesi sınırlı olanı üniversite hayaliyle oyalamak.
‎Sonuç?
‎Diplomalı işsizler ordusu.
‎Mesleksiz gençlik.
‎Kimliksiz üniversiteler.
‎Üniversiteler meslek edindirme kursu değildir.
‎Bilim üretme yeridir.
‎Ama biz üniversiteyi "iş bulma garantisi" diye pazarladık.
‎Oysa gerçek herkesin okur yazar olmasıdır.
‎Ama herkes üniversite okumak zorunda değildir.
‎Zorunlu eğitim 9 yıl olmalı.
‎1 yıl anaokulu + 5 yıl ilkokul + 3 yıl ortaokul.
‎8. sınıftan sonra öğrenciler zekâsına, yeteneğine ve akademik başarısına göre yönlendirilmelidir:
‎Çıraklık
‎Meslek lisesi
‎Anadolu lisesi
‎Bu bir dışlama değildir.
‎Bu, israfı önlemektir.
‎Her çocuğa öğretmenlik hayali satıp sonunda kasiyerlik yaptırmak hayal kırıklığı üretmektir.
‎Oysa iyi yetişmiş bir usta, ortalama bir üniversite mezunundan daha değerli olabilir.
‎Bugün sanayici ara eleman bulamıyor.
‎Ama işletme mezunu bulmak için kapıyı açmanız yetiyor.
‎Sorun sistemin merdiven gibi tasarlanmamış olmasıdır.
‎Biz eğitim sistemini tek şeritli otoyola çevirdik.
‎Üniversiteye giden yol.
‎Oysa hayat çok şeritlidir.
‎İnsanlar artık hayat beklentine göre meslek planlamasına göre Eğitim yapmalıdır.
‎Herkesi aynı yere sürükleyerek adalet sağlanmaz.
‎Adalet, herkesi kapasitesine göre konumlandırmaktır.
‎Asıl ihaneti biz yaptık:
‎Yeteneği olanı körelttik,
‎yeteneği olmayanı kandırdık,
‎üniversiteleri doldurduk,
‎meslekleri boşalttık.
‎Bir ülke zekâyı ve yeteneği merkeze almadıkça kalkınamaz.
‎Duygusal eşitlik söylemleriyle değil, rasyonel insan kaynağı planlamasıyla ayağa kalkar.
‎Eğitim romantizm kaldırmaz.
‎Eğitim strateji ister.
‎Ve strateji Herkesin aynı olmaması üzerine olmalıdır.
‎Ama herkes doğru yerde değerli olabilir.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•ESKİ VE YENİ TÜRKİYE DE EĞİTİM ANLAYIŞI 04 00:00:00.03.2026
•PROJE ÇÖPLÜĞÜNE DÖNEN OKULLARIMIZ 25 00:00:00.02.2026
•ORHANGAZİDE BİR ZAMANLAR BİR OKULDAN TEKRARI YAPILAMAYAN ULUSLARARASI HALK OYUNLARI FESTİVALİ DÜZENLEME BAŞARISI. 18 00:00:00.02.2026
•TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ. 10 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Tevfik İyiyazıcı
Öğrenciler akademik başarısına göre yönlendirilmesi, eğitimde üst basamaklara geliriz. Komisyon üyeleri gelecek baskıya boyun eğmemeli
Tevfik İyiyazıcı
Öğrenciler akademik başarısına göre yönlendirilmesi, eğitimde üst basamaklara geliriz. Komisyon üyeleri gelecek baskıya boyun eğmemeli
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.