HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 ŞUBAT 2026, ÇARŞAMBA

ORHANGAZİDE BİR ZAMANLAR BİR OKULDAN TEKRARI YAPILAMAYAN ULUSLARARASI HALK OYUNLARI FESTİVALİ DÜZENLEME BAŞARISI.

18.02.2026 00:00
‎Bu ilçe adına çok kıymetli bir hafızayı ortaya koyma zamanı geldi.
‎Bir zamanlar bu ilçede halk oyunları okullarda vardı.
‎Sadece "ek faaliyet" değildi; kültürün, aidiyetin ve özgüvenin parçasıydı.
‎Çocuklar sahneye çıkmayı, birlikte hareket etmeyi, alkış almayı öğreniyordu.
‎Cargill İlköğretim Okulu'nun düzenlediği Uluslararası Halk Oyunları Festivali, bu işin ne kadar ciddiye alındığının en somut göstergesiydi.
‎Farklı ülkeler, farklı kültürler, aynı sahnede buluşuyordu.
‎Bu ilçe, bir dönem dünyaya açılan küçük bir pencere olmuştu.
‎Peki şimdi?
‎Okullarda halk oyunları yok.
‎Festivaller yok.
‎Kültürel hafıza yavaş yavaş siliniyor.
‎Çocuklar ekran başında, okullar sınav stresinde, yöneticiler ise "öncelik başka" demekle meşgul.
‎Oysa kültür, öncelik değilse bile vazgeçilmezdi bir zamanlar.
‎Asıl soru şu...
‎Bu ilçede bir şeyler neden vardı da artık yok?
‎Ve daha acısı:
‎Yok olanın ne kadar kıymetli olduğunu fark eden kaç kişi kaldı?
‎Cargill İlköğretim Okulu'nun düzenlediği Uluslararası Halk Oyunları Festivali hâlâ hatırlanır.
‎Yabancı diller, farklı kostümler, aynı sahne…
‎Çocuk gözleri şaşkın, öğretmenler gururlu, veliler kalabalık ve heyecanlıydı.
‎Bu ilçe, birkaç günlüğüne de olsa dünyanın bir parçası olmuştu.
‎O günlerde kimse "ne kazandırıyor" diye sormazdı.
‎Çünkü kazanılan şey belliydi.
‎Özgüven, disiplin, kültür, birlikte gülmek, birlikte alkışlanmak…
‎Şimdi o salonlar sessiz.
‎Müzikler yok, adımlar yok, kostümler sandıklarda.
‎Ama hafızalarda hâlâ duruyor o ses.
‎Davulun tok vuruşu, zurnanın ince sızısı.
‎Bazen bir ilçenin geçmişi, bir festivalde saklıdır.
‎Bazen bir kuşağın hatırası, sahnede atılan birkaç adımda…
‎Ve bazı şeyler kaybolur ama unutulmaz.
‎Bu da o şeylerden biri.
‎Ve o günler kendiliğinden olmadı…
‎Orhangazi Belediyesi'nin ve dönemin belediye başkanı Neşet Çağlayan'ın verdiği destekle büyüdü, güçlendi.
‎Salonlar açıldı, imkânlar sağlandı, çocukların emeği sahiplenildi.
‎Yerel yönetimin "kültür" dediği bir zaman vardı; sözde değil, icraatta karşılığı olan bir zaman.
‎Belki bu yüzden o festival sadece bir etkinlik değildi.
‎Bir ilçenin kendine güveniydi, çocuklarına verdiği değerin göstergesiydi.
‎Bugün geriye dönüp bakınca, o desteklerin ne kadar kıymetli olduğu daha iyi anlaşılıyor.
‎Bazı isimler, bazı kararlar, bazı dönemler…
‎Aradan yıllar geçse de iyi hatırlanır.
‎‎O dönemin Orhangazi Belediye Başkanı Neşet Çağlayan'ın eğitime katkısı, bugün geriye dönüp bakıldığında daha net anlaşılan türdendi.
‎Gürültülü değildi, reklâm kokmazdı; sessiz ama kalıcıydı.
‎O dönemde eğitim, sadece bina yapmak ya da tabela asmak değildi.
‎Okulların sosyal ve kültürel hayatına dokunmak vardı işin içinde.
‎Halk oyunlarının okullarda yaşatılması, çocukların sahneyle, kültürle, özgüvenle buluşturulması bu bakışın ürünüydü.
‎Cargill İlköğretim Okulu'nun düzenlediği Uluslararası Halk Oyunları Festivali bunun en somut örneklerinden biriydi.
‎Belediyenin ve Neşet Çağlayan'ın desteği olmadan böyle bir organizasyonun Orhangazi'de yapılması kolay değildi.
‎Ama yapıldı.
‎Çünkü "eğitim sadece ders değildir" denilen bir dönemdi o.
‎O yıllarda çocuklar sadece sınavlara değil,
‎hayata hazırlanıyordu.
‎Birlikte çalışmayı, farklı kültürlere saygıyı, alkış almayı ve alkışlamayı öğreniyordu.
‎Bugün geriye kalan şey, bir tabeladan çok daha fazlası:
‎Bir kuşağın hafızası.
‎Ve şu cümle;
‎"Bir zamanlar bu ilçede eğitime gerçekten dokunan bir anlayış vardı."
‎Bazı katkılar vardır, bütçelerde görünmez…
‎Ama yıllar sonra bile hatırlanır.

İZ BIRAKAN ÖĞRENCİLER-4
Okulumuzun yetiştirdiği değerli evlatlarımızdan, bugün Türk Polis Teşkilatı bünyesinde trafik polisi olarak görev yapan Mesut Eken ile büyük bir gurur duyuyoruz.
Mesut Eken'i okul yıllarından itibaren disiplinli, sorumluluk sahibi ve karakterli duruşuyla tanıdık. Saygılı tavrı, çalışkanlığı ve arkadaşlarına karşı örnek davranışlarıyla her zaman takdir edilen bir öğrencimizdi. Görev bilinci yüksek, adalet duygusu güçlü bir genç olarak yetişti.
Bugün trafikte vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak adına büyük bir özveriyle görev yapması; eğitimci olarak bizler için en anlamlı mutluluklardan biridir. Trafik polisliği sabır, dikkat ve kararlılık ister. Mesut Eken'in bu özellikleri en iyi şekilde temsil ettiğine yürekten inanıyorum.
Başarı; yalnızca diploma almak değil, topluma faydalı bir birey olabilmektir. Mesut Eken, bu anlayışın en güzel örneklerinden biridir.
Kendisine görevinde üstün başarılar diliyor, yolunun ve bahtının açık olmasını temenni ediyorum.
 
Yılmaz AYDEYER / MİHRALI BEY / diğer yazıları
•ORHANGAZİDE BİR ZAMANLAR BİR OKULDAN TEKRARI YAPILAMAYAN ULUSLARARASI HALK OYUNLARI FESTİVALİ DÜZENLEME BAŞARISI. 18 00:00:00.02.2026
•TÜRKİYE VE ORHANGAZİDE ÖZEL OKUL GERÇEĞİ. 10 00:00:00.02.2026
•Orhangazi’de Eğitim Alarm Veriyor “14 Bin Öğrenci, 40 Kişilik Sınıflar, Düşen Başarı" 03 00:00:00.02.2026
•EĞİTİMDE MAKYAJ, SINAVDA ÇÖKÜŞ ‎(TAKTİRNAMELİ ÇÖKÜŞ) 28 00:00:00.01.2026
•ORHANGAZİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ HUKUKA AYKIRI Mİ YÖNETİLİYOR? 20 00:00:00.01.2026
•OKUMAYAN TOPLUM,. ‎ÇÖKEN EĞİTİM VE TÜRKİYE GERÇEĞİ 15 00:00:00.01.2026
•“YAZMALISIN HOCAM” "EğitimYöneticiliğinden köşe yazarlığına" 11 00:00:00.01.2026
•‎NEDEN ÜÇÜNCÜ GÖZ ? 02 00:00:00.01.2026
•Pahalı Kantin, Güvensiz Sokak, Orhangazi’de Öğrenci Gerçeği 24 00:00:00.12.2025
•MÜDÜR BEY!... 17 00:00:00.12.2025
•İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ GERÇEKTEN YÖNETİYOR MU, YOKSA SADECE MAKAMI MI DOLDURUYOR? 10 00:00:00.12.2025
•Öğretmenevi peşkeş iddialarına karşı susamazsınız! 27 00:00:00.11.2025
•MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAK 10 00:00:00.11.2025
•Futbolun Mezar Taşında Orhangazi Yazıyor! 05 00:00:00.11.2025
•Bir ülkenin gerçek yüzü, sokaklarındaki düzenle, meydanlarındaki bayraklarla değil; en savunmasız insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün bu ülkede, Aydın Söke Açık Cezaevi’nde, sessizce tükenen bir hayat var: Öztürk K. Öztürk K. %75 engelli. Talesemi majör hastası, aynı zamanda tip 1 diyabetli. Yani yaşamı boyunca düzenli kan nakline, insüline ve hijyenik ortama ihtiyaç duyan bir insan. Yürüyerek girdiği cezaevinde bugün artık yatalak hale gelmiş durumda. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, yürüyemiyor, elleri titriyor, bilinci kimi zaman gidip geliyor. Ve o hâlâ orada, duvarların arkasında “infaz” adı altında yaşam mücadelesi veriyor. Cezalandırmak, bir toplumu düzen içinde tutmanın aracıdır, denir. Ama insan onurunu korumayan bir ceza, artık adaletin değil, intikamın alanına girer. Bugün Türkiye’de, “hasta mahpuslar” başlığı altında yüzlerce insan, fiilen ölüm cezasına mahkûm edilmiş durumda. Her rapor “cezaevinde kalamaz” dese de, her dilekçe “uygun değildir” gerekçesiyle geri dönüyor. Peki, neye uygun değildir? Bir insanın yaşamasına mı? Bir devletin vicdanına mı? Öztürk K.’nin kardeşi, “Yürüyerek girdi, şimdi nefes bile alamıyor. Kimse duymuyor” diyor. Oysa devlet, her yurttaşının yaşam hakkını korumakla yükümlüdür — suçlu ya da suçsuz fark etmeksizin. Çünkü yaşam hakkı, hiçbir mahkemenin elinden alamayacağı bir haktır. Cezaevleri, yalnızca demir parmaklıkların ardındaki suçluların değil, dışarıdaki toplumun da aynasıdır. O aynada ne görüyoruz? Gözünü kapatmış bir sistem mi, yoksa el uzatmaya cesaret eden bir toplum mu? Bir devletin adaleti, güçlüye değil, güçsüze gösterdiği şefkatle ölçülür. Öztürk K.’nin durumu bir istisna değil, bir gösterge. Bir ülkenin sağlık sistemi, hukuk düzeni ve vicdanı burada kesişiyor. Ve biz, üçü arasında sıkışmış bir insanın her geçen gün eriyişini izliyoruz. Bu bir siyaset meselesi değil. Bu, insanlık meselesi. Bir insanın yaşamasına yardım etmek, bir partinin, bir ideolojinin, bir grubun meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Yetkililere sesleniyorum: Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, İnsan Hakları Kurumları’na… Bu bir “dosya” değil, bir hayat. Ve o hayat, gün be gün elimizden kayıyor. Bir insanın ölüme terk edilmesi, hukukun değil, sessizliğin eseridir. Ve biz sustukça, adalet bir kelimeden ibaret kalır. Bir mahkûmun yatağında öylece çürüyüp gitmesi, hepimize dokunmalı. Çünkü bir gün, adaletin terazisi yeniden kurulacak. O gün geldiğinde, belki de en çok şunu sorgulayacağız: “Biz sustuğumuzda kim ölmüştü?” 29 00:00:00.10.2025
•Orhangazi’nin Sınavı. ‎Eğitim mi, Ezber mi? 22 00:00:00.10.2025
•DÜŞÜNÜR KOLEJİ GERÇEĞİ. . . 14 00:00:00.10.2025
•KİM BU OKUL MÜDÜRÜ? 08 00:00:00.10.2025
•Uyuşturucu ile çürütülen nesil. . 02 00:00:00.10.2025
•Çocuklar Tarikatlara Teslim Edilmez, Edilmemeli! 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’de “Kırtasiye Parası” Oyunu 17 00:00:00.09.2025
•‎O günün öğrencileri açtı, üşüyordu 10 00:00:00.09.2025
•Orhangazi 2025-2026 Eğitim-Öğretimine Hazır mı(?) 03 00:00:00.09.2025
•DEFTER YERİNE SİLAH TUTAN ELLER.. . 29 00:00:00.08.2025
•OKULLARDA EK DERS YOLSUZLUKLARI 20 00:00:00.08.2025
•İmam Hatipler Neden Boş? 12 00:00:00.08.2025
•Muharrem Değirmen ve ÇPL 05 00:00:00.08.2025
•3.Göz Gazetesinin Orhangazi Eğitimine katkısı 29 00:00:00.07.2025
• “Fen Lisesi açtık” demekle olmuyor ‎ 24 00:00:00.07.2025
•ORHANGAZİ’DE LGS FİYASKOSU ve Orhangazi’de Eğitim Kıyımı 15 00:00:00.07.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.