HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 08 OCAK 2026, PERŞEMBE

Yer sattın, üstüne “babalar gibi” havası attın Şeffaflık istiyorsan, yarın değil bugün açıklayacaksın

07.01.2026 00:00
Orhangazi'de mesele artık "eleştiri" sınırını aştı. Mesele, seçim meydanlarında kurulan cümlelerin arkasında durmamak, halkın aklıyla alay edercesine "şeffaflık" kelimesini ağızdan düşürmemek ama belediyeyi fiilen bir kara kutuya çevirmek meselesidir. Seçimden önce şeffaflık nutukları atan, "hesap vereceğim" diye kürsü kuran, "mali tabloyu açıklayacağım" diyerek güven isteyen bir belediye başkanının bugün Orhangazi'ye yaşattığı şey, şeffaflığın tam zıddıdır. Bugün Orhangazi'de şeffaflık yoktur. Bugün Orhangazi'de hesap verme yoktur. Bugün Orhangazi'de istişare yoktur. Bugün Orhangazi'de yönetim, dar bir çevreye sıkışmış, dışarıya kapatılmış, eleştiriye tahammülsüz, kamuoyunu bilgilendirmeyi gereksiz gören bir anlayışa teslim edilmiştir.
Şeffaflık dediğin şey, afişe yazılan iki kelimeyle olmaz. Şeffaflık; borcu, harcamayı, ihaleyi, satışı, kredi kullanımını, teminatı, faiz yükünü, hangi işin hangi kalemden ödendiğini, hangi taşınmazın hangi gerekçeyle elden çıkarıldığını, bunun karşılığında ilçeye ne kazandırıldığını açık açık söylemek demektir. Orhangazi'de bunların hangisi var.
Orhangazi Belediyesi'nin borcu kaç para. Net rakam nedir. Kime borçlusun. Bankalara mı, piyasaya mı, müteahhitlere mi, SGK'ya mı, vergiye mi. Hangi banka, hangi vade, hangi faiz. Bu kredilerin toplam geri ödeme yükü ne. Belediye bütçesinin ne kadarı faiz ödemelerine gidiyor. Bunların cevabı yok.
 "Her ay açıklayacağım" diyordun. Neyi açıkladın. Hangi ayın sonunda çıktın ve "gelir budur, gider budur, borç budur" dedin. Halkın önüne hangi tabloyu koydun. Meclise hangi ayrıntılı raporla geldin. Belediyenin mali disiplini bu kadar konuşulurken, belediye kasası bu kadar merak edilirken, belediye yönetimi neden sessiz. Bu sessizlik, yalnızca "ihmal" değildir. Bu sessizlik, tercih edilen bir karartma politikasının adıdır.
Orhangazi'de en ağır meselelerden biri de taşınmaz satışlarıdır. Belediyenin malı satılabilir mi. Zorunluluk varsa, kamu yararı varsa, stratejik plan varsa, alternatif finansman seçenekleri tüketilmişse, satılabilir. Ama satılan yerin hesabı verilmezse, satışlar bir "rutin gelir kapısı"na dönüştürülürse, ilçenin geleceği parça parça elden çıkarılıyorsa, bunun adı yönetim değildir. Bunun adı günü kurtarmaktır. Üstelik satışı "başarı" gibi sunmak, bunu bir güç gösterisine çevirmek, "babalar gibi" diyerek kamu vicdanına meydan okurcasına konuşmak; yerel yönetim ciddiyetiyle bağdaşmaz, Orhangazi'ye saygıyla bağdaşmaz.
Şimdi açık konuşalım. Bu ilçe neler kaybetti. Satılan taşınmazların listesi nerede. Hangi parsel, hangi metrekare, hangi bedelle, kime satıldı. İhale usulü neydi. Kaç kişi katıldı. Muhammen bedel neydi. Artırımla mı gitti. Belediyenin kasasına giren net para ne. Bu paranın kuruşu kuruşuna nereye harcandığı açıklanacak mı. Orhangazi halkı "yer sattın" cümlesini duymaktan bıktı; "yer sattın da ne yaptın" sorusunun cevabını istiyor.
Meclisten defalarca kredi yetkisi alınması başlı başına bir alarmdır. Kredi yetkisi, proje demektir. Yatırım demektir. Altyapı demektir. Üretim demektir. Ulaşım demektir. Sosyal belediyecilik demektir. Ama Orhangazi'de kredi yetkileri alınırken anlatılan "yatırım hikâyeleri" bugün sokakta karşılık bulmuyor.
Orhangazi'nin hangi kronik sorununu çözdün. Trafik ve otopark meselesinde hangi kalıcı adımı attın. Altyapıda hangi mahallelerin sorunu kökten çözüldü. Su, kanalizasyon, yağmur suyu hatlarıyla ilgili hangi plan devreye alındı. Deprem gerçeği karşısında hangi dönüşüm programını başlattın. Gençlere istihdam, sanayiye düzen, tarıma destek adına ne yaptın. "Bir çivi çakmadın" eleştirisi bu yüzden büyüyor. Çünkü Orhangazi'nin gündelik hayatında elle tutulur bir sıçrama yok. Vaat var, yetki var, satış var, kredi var; ama sonuç yok.
Şeffaflık dediğin şey sonuç üzerinden ölçülür. Belediye borçlanıyorsa, yer satıyorsa, vatandaş şu soruyu sorar. Bu bedelin karşılığında ilçeye ne kazandırdın. Cevap yoksa, eleştiri değil öfke büyür.
Seçim döneminin en çok kullanılan cümlelerinden biri "istişare"ydi. İlçe başkanlarıyla bir araya geleceğiz, esnafla, STK'larla, oda başkanlarıyla düzenli toplantı yapacağız, Orhangazi'nin aklıyla hareket edeceğiz denildi. Bugün tablo ortada. İstişare yok. İstişare yerine "ben bilirim" var. Ortak akıl yerine "dar çevre" var. Şeffaflık yerine "kapalı kapılar" var.
İlçe başkanlarıyla, meclis üyeleriyle, kentin dinamikleriyle gerçek anlamda ne kadar bir araya geldin. Bu ilçenin en temel meseleleri konuşulurken kaç kez geniş katılımlı değerlendirme toplantısı yaptın. Kaç kez kamuoyuna açık bilgilendirme toplantısı düzenledin. Sivil toplumla kaç kez sahici bir masaya oturdun. Bu soruların cevapları ortada: yapılmadı. Yapılsa zaten Orhangazi konuşur, duyar, görür. Yapılmayan şeyin izi olmaz.
Ve gelelim Orhangazi'nin en çok konuştuğu, en çok rahatsız olduğu başlığa. Şenol Kaya. İlçede oluşan algı şudur: Belediye yönetimi karar alma süreçlerini bir kişinin etrafında şekillendiriyor ve geri kalan herkesi dışarıda bırakıyor. Siyasetten bürokrasiye, meclisten sahaya kadar birçok isim "duvar"la karşılaştığını söylüyor. Bu durum Orhangazi'de bir dedikodu konusu değil, yönetim tarzının somut bir göstergesi haline gelmiş durumda.
Burada soru nettir. Şenol Kaya'ya bu özel yakınlığın sebebi nedir. Neden belediyenin kapıları birçok isim için kapalıyken, bu isim için sürekli açık. Neden "istişare" denildiğinde akla bir masa etrafında toplanan geniş kadrolar gelmiyor da dar bir çekirdek ekip geliyor. Neden Orhangazi'nin kanaat önderleri, oda başkanları, muhtarları, ilçe başkanları, sivil toplum temsilcileri dışarıda kalırken, belediyenin dili ve refleksi tek bir kanala sıkışıyor.
Bu sorular soruluyorsa, bunun bir sebebi vardır. Çünkü yönetimde şeffaflık yoksa, bilgi akışı tek kanala düşer. Bilgi tek kanala düştüğünde de güç tek elde toplanır. Güç tek elde toplanınca da Orhangazi'nin geri kalanı yok sayılır. Bu kadar basit.
Orhangazi Belediyesi bir şahıs şirketi değildir. Bu belediye, Orhangazi halkının ortak kurumudur. Belediye başkanı; yetkiyi halktan alır, hesap vermeyi halka yapar. Belediye meclisi; denetim için vardır, formalite olsun diye değil. Belediyenin taşınmazları; bugünü kurtarmak için satılacak "stok" değildir, gelecek kuşakların ortak hakkıdır. Belediye bütçesi; birkaç kişinin istediği gibi dağıtacağı bir alan değildir, kamu parasının namusudur.
Bugün Orhangazi'de kamu parasının nereye gittiği bilinmiyor. Bilinmiyorsa güven olmaz. Güven yoksa meşruiyet tartışması başlar. Meşruiyet tartışması başladığında da belediye yönetimi her eleştiride savunmaya geçer, sertleşir, etrafına duvar örer. Orhangazi'nin yaşadığı tam olarak budur.
Orhangazi'nin talebi "süs cümle" değil, somut adımdır. Şeffaflık isteniyorsa şu başlıklar geciktirilmeden kamuoyuna açıklanmalıdır.
Belediyenin güncel toplam borcu ve borcun dağılımı
Kullanılan kredilerin listesi, vade ve faiz oranları, toplam geri ödeme yükü
Son iki yılda satılan taşınmazların tam listesi, satış bedelleri ve alıcı süreci
Satışlardan elde edilen gelirin hangi harcama kalemlerine aktarıldığı
İhale dosyaları ve gerçekleştirilen alımların ayrıntılı dökümü
Belediyenin aylık gelir gider tablosu ve nakit akışı
Meclisten alınan yetkilerin hangi projelere dönüştüğü ve proje ilerleme raporu
Bunlar açıklanmadan şeffaflık kelimesini kullanmak, Orhangazi halkının aklıyla alay etmektir. Şeffaflık, talep edildiğinde "kızmak" değildir; şeffaflık, talep edildiğinde "belge koymak"tır.
Orhangazi'nin kaybedecek zamanı yok, oyalamaya da tahammülü yok
Bu ilçede esnafın derdi büyüyor, gençlerin umudu azalıyor, altyapı sorunları kronikleşiyor, deprem gerçeği kapıda, sosyal belediyecilik beklentisi artıyor. Böyle bir tabloda belediyeyi vitrin söylemlerle yönetemezsin. "Babalar gibi" cümleleriyle yönetemezsin. Kapalı kapılarla, dar kadrolarla, tek merkezli bilgi akışıyla yönetemezsin.
Orhangazi senden vaat değil, icraat istiyor. Orhangazi senden slogan değil, hesap istiyor. Orhangazi senden "istişare" kelimesi değil, istişarenin kendisini istiyor.
Hangi şeffaflık Bekir Aydın?
Şeffaflık dediğin şey, hatırlayınca hatırlanan bir seçim cümlesi değildir. Şeffaflık, her gün uygulanan bir yönetim disiplinidir. Bugün Orhangazi'de bu disiplin yoksa, bunun sorumluluğu da en tepededir. Orhangazi'nin soruları ağırdır, çünkü yaşananlar ağırdır.
Şimdi Orhangazi şunu bekliyor: Suskunluk değil, açıklama. Kızgınlık değil, belge. Savunma değil, hesap. Ve en önemlisi, dar bir ekibin değil, Orhangazi'nin ortak aklının yönetimde yer bulduğu yeni bir düzen.
Aksi halde bu "kara kutu" büyür, büyüdükçe de Orhangazi'nin güveni küçülür. Güven küçülürse, belediyenin elinde ne slogan kalır ne de şeffaflık kelimesinin kıymeti. Orhangazi, laf değil, ışık istiyor. Bu ilçenin üstüne çöken karanlığı ancak gerçek şeffaflık dağıtır. Gerisi sadece gürültüdür.
 
Enbiya Bakır / 'ZAFER' e Doğru / diğer yazıları
•Yer sattın, üstüne “babalar gibi” havası attın Şeffaflık istiyorsan, yarın değil bugün açıklayacaksın 07 00:00:00.01.2026
•2025 Türk Tarımı İçin Üretmenin Değil, Dayanmanın Yılı 02 00:00:00.01.2026
•GENÇLİĞE SIRTINI DÖNEN BİR KENTİN HESABI 24 00:00:00.12.2025
•MİRASYEDİ ZİHNİYETİNİN GÖLGESİNDE KAYBOLAN BİR İLÇE 17 00:00:00.12.2025
•ORHANGAZİ’DE BİTMEYEN DENKLEM 10 00:00:00.12.2025
•GÜNCEL MESELELER IŞIĞINDA TÜRKİYE VE PAPA ZİYARETİ 03 00:00:00.12.2025
•ÇOCUKLUĞUN KIRIK DEFTERİ 27 00:00:00.11.2025
•Yerel Yönetimler ve Yönetim Kalitesinde Derin Açık 19 00:00:00.11.2025
•10 Kasım Bir Milletin Hafızasında Ölümsüzleşen Lider 10 00:00:00.11.2025
•TARIMDA AZALAN GENÇ NÜFUS: TOPRAĞIN GELECEĞİ TEHLİKEDE 05 00:00:00.11.2025
•Atatürk’ün Gençliğe Emanet Ettiği Sonsuz Işık 29 00:00:00.10.2025
•Kinin, İhmalin ve Sessizliğin Hikâyesinde Orhangazi 22 00:00:00.10.2025
•ORHANGAZİ’DE UMUT ARAYAN BİR NESİL 14 00:00:00.10.2025
•Yöneten Yok, Sorumlu Yok: Orhangazi Sahipsiz!.. 07 00:00:00.10.2025
•HANGİ TARIM POLİTKALARI? 02 00:00:00.10.2025
•ORHANGAZİ’NİN GELECEĞİ İPOTEK ALTINDA 25 00:00:00.09.2025
•Orhangazi’nin Kurtuluşunda Tarih, Vefa ve Eksiklikler 17 00:00:00.09.2025
•Refik Atay ve Derviş Tarakçıoğlu 10 00:00:00.09.2025
•Gençlik Umudun ve Çıkmazların Kesişiminde 03 00:00:00.09.2025
•Bir Milletin Varoluş Destanı 30 Ağustos 29 00:00:00.08.2025
•Depreme Hazırlıksız Orhangazi 20 00:00:00.08.2025
•Yeniköy Sahası Çürürken Kim Seyirci, Kim Sorumlu? 12 00:00:00.08.2025
•Bursa Mitinginde Milli Duruşun Fotoğrafı 05 00:00:00.08.2025
•Orman Yangınları ve Sınıfta Kalan Orman Bakanı 29 00:00:00.07.2025
•Bekir Aydın! Hani sporcunun dostu idin? 24 00:00:00.07.2025
•GENÇLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI: ORHANGAZİ’DE SOSYAL YAŞAM NEREDE? 15 00:00:00.07.2025
•Kerbela ve Hz. Hüseyin’den Öğrendiğim İlk Hakikat 05 00:00:00.07.2025
•GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE UNUTULAN BİR TARİH ILIPINAR HÖYÜĞÜ 02 00:00:00.07.2025
•Yaşamın Kökü mü, Kârın Dibi mi? 25 00:00:00.06.2025
•Yönetilemeyen İlçe Orhangazi 18 00:00:00.06.2025
•Çocukların Gözlerinde Saklı Bir Milletin Hikayesi 11 00:00:00.06.2025
•Bir Otelin Sessiz İhaneti 29 00:00:00.05.2025
•Bir Milletin Dirilişi ve Gençliğe Emanet Edilen Bir Cumhuriyet 18 00:00:00.05.2025
•Ekümeniklik İddiası ve Lozan Antlaşması 13 00:00:00.05.2025
•Bu Bir Gözdağı mı, Yoksa Sessiz Bir Keşif mi? 05 00:00:00.05.2025
•Milli Egemenlik, Göç Politikaları ve Tehdit Altındaki Türkiye 22 00:00:00.04.2025
•Şehitlerimizi Unutmak İhanettir, Anmak ise Vefa Borcudur! 16 00:00:00.04.2025
•Prof. Dr. Haydar Baş’ı Vefatının 5. Yılında Rahmetle Anıyoruz 14 00:00:00.04.2025
•Adaletin Peşinde: Tarihten Günümüze Adalet Mücadelesi 09 00:00:00.04.2025
•Orhangazi'nin Lojistik ve Depolama Potansiyeli: Değerlendirilmeyi Bekleyen Bir Fırsat 26 00:00:00.03.2025
•Çanakkale’de Kanla Yazılan Destan ve Orhangazi’nin Kahraman Evlatları 16 00:00:00.03.2025
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.