HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 10 OCAK 2026, CUMARTESİ

Haydar Baş Hoca 20 Yıl Önce Söyledi: Bugün Dünya O Senaryoyu Oynuyor

07.01.2026 11:00
Haydar Baş Hoca 20 Yıl Önce Söyledi:  Bugün Dünya O Senaryoyu Oynuyor
Haydar Baş Hoca 20 Yıl Önce Söyledi:  Bugün Dünya O Senaryoyu Oynuyor
Amerika'nın haydut devletliği ile dünyaya ayar vermesi; Venezuela'ya saldırması; Venezuela Devlet Başkanı'nın esir alınarak Türkiye'ye gönderilme ihtimali; İran'da yaşanan krizler; ABD Başkanı'nın "İran'da ölümler olursa müdahale ederiz" çıkışları… Tüm bu gelişmeler, bağımsız Türkiye vizyonunu savunan Prof. Dr. Haydar Baş hocanın yıllar boyunca tekrarladığı uyarıları, tarihsel perspektifle birlikte yeniden gözler önüne seriyor: "Asıl hedef Türkiye'dir, Türk milleti ve coğrafyadır. Çünkü bu bölgenin başını Türkler çekmiştir, Türk devleti ve milleti çekmiştir." Bu sözler, bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntı ve güç mücadeleleri ekseninde yeniden anlam kazanıyor.
2026 yılı başında uluslararası arenanın gündemine oturan en kritik gelişmelerin başında Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik askeri operasyonu gelmiştir. 3 Ocak 2026 tarihinde ABD ordusu, "Operation Absolute Resolve" (Mutlak Çözüm Operasyonu) adıyla Venezuela hava sahasında kapsamlı bir saldırı başlattı; Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'i alıkoyarak ABD'ye getirdi. Bu radikal adım, Washington yönetiminin Maduro'yu "narkoterörizm" suçlamasıyla yargılamak istemesi bağlamında gerekçelendirilmeye çalışıldı. Ancak uluslararası hukuk çevreleri ve gözlemciler, bu yaklaşımın uluslararası hukuka aykırı olduğu ve egemen devletlerin içişlerine müdahale teşkil ettiği eleştirisini yoğun şekilde dile getirdiler.
Bu küresel gelişmeler, yıllar önce Türk siyasi düşünce ve analiz geleneğinin önemli figürlerinden biri olan Prof. Dr. Haydar Baş tarafından dile getirilen uyarıları akıllara getiriyor. Baş, uzun yıllar boyunca "Asıl Hedef Türkiye'dir, Türk Milleti ve Bölge'dir" tespitini savundu. Bu söylem, sadece iç politik bağlamda değil, aynı zamanda uluslararası güç dengeleri açısından Türkiye'nin konumuna dikkat çeken uzun vadeli bir uyarı niteliği taşıdı.
Baş'ın bu uyarıları, 2000'li yılların başından itibaren çeşitli konuşma ve yazılarında açık biçimde yer aldı. Özellikle 2002, 2007 ve 2016 yıllarında yaptığı açıklamalarda, küresel hegemonik güçlerin merkezi konumları hedef aldıklarını, bunun ise Türkiye gibi bölgesel aktörler için risk teşkil ettiğini vurguladı.
Türkiye'nin sadece bölgesel değil, küresel güç dengeleri içinde hedef alındığı uyarısı, bir siyaset figürünün söylemi olmaktan çıkıp yıllar içinde pek çok örnekle teyit edilen stratejik bir analiz haline geldi. Bu uyarının sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, 2000'li yılların başından itibaren dünyadaki jeopolitik riskleri Türk milleti açısından değerlendirerek Türkiye'nin sistemli biçimde hedef alındığını vurguladı.
HEDEF TÜRKİYE'DİR ANALİZİ: ELAZIĞ'DAN AÇIKLAMA
Prof. Dr. Haydar Baş'ın en çarpıcı uyarılarından biri 15 Mayıs 2016 tarihinde Elazığ'da yaptığı konuşmada dile getirildi. Bu konuşmada İsrail-ABD eksenli bölgesel planların sadece Suriye, Irak ya da Filistin'le sınırlı olmadığını, Anadolu merkezli geniş bir coğrafyayı kapsadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
 "Asıl hedef Türkiye'dir, Türk milletidir. Çünkü bütün bu coğrafyanın başını Türkler çekmiştir, Türk devleti çekmiştir, Türk milleti çekmiştir."
Bu sözler, Türkiye'nin yalnızca askeri ya da ekonomik bir aktör olarak değil, tarihsel liderliği ve devlet geleneği nedeniyle küresel planların merkezinde yer aldığını ortaya koydu.
2018: SURİYE SINIRINDAKİ KARAKOLLAR VE KUŞATMA POLİTİKASI
17 Aralık 2018'de yaptığı değerlendirmede Haydar Baş, Türkiye'nin Suriye sınırında kurulan yabancı karakolların sadece bölgesel güvenlik meselesi olmadığını, Türkiye'yi çevreleme stratejisinin parçası olduğunu ifade etti. Bu uygulamaların Türkiye'nin egemenlik alanını daraltmaya yönelik sistematik bir planın yansıması olduğunu vurguladı.
Baş'a göre sınır hattında oluşturulan bu yapı, Türkiye'nin dışarıdan kuşatılmasının askeri altyapısını hazırlıyor, içeride ise siyasi ve toplumsal baskı mekanizmalarını harekete geçiriyordu.
HEDEF ÇİN DEĞİL, TÜRKİYE'DİR ÇIKIŞI
Haydar Baş'ın sık tekrarladığı bir başka tez ise küresel mühendisliğin merkezinde Türkiye'nin bulunduğu yönündeydi. Bu çerçevede kullandığı "Hedef Çin değil, Türkiye'dir" ifadesi, dünya ekonomisi ve siyaseti üzerinden yürütülen büyük planların odağında Türk devletinin yer aldığını savunduğu dönüm noktalarından biri oldu.
Bu yaklaşım, Türkiye'nin sadece askeri değil; ekonomik, diplomatik ve ideolojik açılardan da çok yönlü bir baskı altında tutulduğunu ortaya koydu.
2025: BÖLÜNME SENARYOLARI VE İÇ DİNAMİKLER
2025 yılında yapılan değerlendirmelerde Haydar Baş'ın yıllardır dile getirdiği uyarıların somutlaşmaya başladığına dikkat çekildi. Bu analizlerde, Türkiye'ye yönelik bölünme senaryolarının yalnızca dış aktörler üzerinden değil, içerideki siyasi ve sosyal unsurlar üzerinden de işletileceği vurgulandı.
Baş'ın ifadesiyle, Türkiye hedef alındığında sadece sınırlar değil; siyaset, ekonomi ve toplumsal yapı da aynı anda baskı altına alınacaktı.
HEDEFİ ON İKİDEN VURMAK TEZİ
Haydar Baş, terör örgütlerinden dış politik aktörlere kadar herkesin farklı adresleri işaret ettiğini ancak kimsenin meselenin özüne inmediğini belirterek şu çarpıcı tespiti yaptı:
 "Herkes PKK diyor, herkes terör diyor, Barzani diyor, Talabani diyor… Ancak kimse hedefi tam on ikiden vuramıyor."
Bu söz, Türkiye'ye yönelik tehdidin parçalı değil, bütünlüklü bir stratejiyle yürütüldüğünü ve meseleyi yalnızca tek bir başlık üzerinden okumanın eksik kalacağını vurguladı.
20 YILLIK UYARININ BUGÜNLE BULUŞMASI
Haydar Baş'ın 2000'li yılların başından itibaren yaptığı tüm bu değerlendirmeler, bugün yaşanan küresel ve bölgesel gelişmelerle birlikte ele alındığında tek bir noktada birleşiyor: Türkiye, sadece bölgesel dengelerin değil, küresel projelerin merkezinde yer alıyor.
Bu nedenle Baş'ın "Asıl hedef Türkiye'dir" sözü, geçmişte kalmış bir siyasi söylem değil; yıllara yayılan bir stratejik perspektifin ifadesi olarak bugün de güncelliğini koruyor.
UZUN SOLUKLU PERSPEKTİF: TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ROLÜ
Prof. Dr. Haydar Baş'ın uyarıları; askeri tehditlerden ekonomik baskılara, iç siyasi mühendislikten toplumsal ayrıştırma projelerine kadar geniş bir alanı kapsayan bütüncül bir bakış açısı sunuyordu. "Hedef Türkiye'dir" tezi, günlük siyasi tartışmaların ötesinde, uzun vadeli ve çok katmanlı bir planlamaya işaret eden derinlikli bir stratejik okumaydı.
Ne var ki bu uyarılar, dile getirildiği dönemlerde yeterince anlaşılmadı, hatta çoğu zaman görmezden gelindi. Haydar Baş'ın söyledikleri uzun süre "abartılı", "karamsar" ya da "komplo teorisi" olarak nitelendirildi. Bugün gelinen noktada ise aynı çevrelerin, yaşanan gelişmeler karşısında "Haydar Hoca doğru söylüyormuş" demeye başladığı görülüyor.
Rahmetli Haydar Baş, daha hayattayken Türkiye'nin karşı karşıya kalacağı baskıları, kuşatma politikalarını ve içerden işletilecek senaryoları tek tek işaret etmişti. Bugün dünya siyasetinde yaşanan her yeni kırılma, onun yıllar önce bıraktığı bu uyarıların sıradan bir öngörü değil, ileri görüşlü bir devlet aklının ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle Haydar Baş'ın adı artık sadece geçmişte kalan bir siyasi figür olarak değil, Türkiye'nin yakın tarihine yön veren stratejik bir düşünce, gönül ehli adamı olarak anılıyor. ÖZEL HABER MUHARREM DEĞİRMEN  - 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.