HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 OCAK 2026, CUMA

HAKAN FİDAN DÖNEMİNDE DEVLET AKLININ YÜKSELİŞİ

TÜRKİYE'NİN GÜVENLİK MİMARINDAN DİPLOMASİ ŞEFİNE:
 
08.01.2026 14:31
HAKAN FİDAN DÖNEMİNDE DEVLET AKLININ YÜKSELİŞİ
HAKAN FİDAN DÖNEMİNDE DEVLET AKLININ YÜKSELİŞİ
Türkiye, son on beş yılda yalnızca diplomatik söylemini değil, güvenlik mimarisini, krizlere yaklaşım tarzını ve devlet kurumlarının reflekslerini de köklü biçimde yeniden inşa etti. Bu dönüşüm, içe kapanık ve reaksiyoner bir yapıdan; sahada güçlü, masada etkin ve bölgesel gelişmeleri yönlendirebilen bir dış politika anlayışına geçişi ifade ediyor. Bu yeni paradigmanın şekillenmesinde en belirleyici aktörlerden biri ise, Milli İstihbarat Teşkilatı'nı çağdaş bir yapıya kavuşturan ve bugün Dışişleri Bakanı olarak Türkiye'nin küresel alandaki ağırlığını artıran Hakan Fidan oldu. Fidan'ın kariyer serüveni, devletin güvenlik ve diplomasi aklının tek merkezde buluştuğu, süreklilik ve derinlik kazanan bir dönüşümün somut karşılığı olarak öne çıkıyor.
Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığı döneminde başlattığı yapısal reformlar, bugün Dışişleri Bakanlığı çatısı altında çok boyutlu bir diplomasi gücüne dönüşmüş durumda. İstihbarat, güvenlik ve dış politika arasındaki kopuklukları ortadan kaldıran bu yaklaşım sayesinde Türkiye, yalnızca tehditlere tepki veren bir ülke olmaktan çıkarak; krizleri öngörebilen, sahadaki gelişmeleri masaya taşıyan ve bölgesel dengeleri şekillendirebilen bir aktör konumuna yükseldi. Bu nedenle Fidan'ın yükselişi, kişisel bir başarı hikâyesinden ziyade, Türkiye'nin küresel sistemde daha görünür, daha etkili ve daha caydırıcı bir rol üstlenmesinin sembolü olarak okunuyor.
MİT'TE TARİHİ DÖNÜŞÜM VE KURUMSAL REFORM HAMLESİ
Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığına gelişiyle birlikte teşkilatta köklü bir dönüşüm süreci başlatıldı. Bu dönem, yalnızca personel değişimleriyle değil, teşkilatın çalışma kültüründen saha yapılanmasına kadar her alanda reformlarla anıldı. Teknoloji yatırımları artırıldı, veri analitiği ve elektronik istihbarat kapasitesi genişletildi, saha teşkilatları bölgesel tehditlere göre yeniden yapılandırıldı.
Bu dönüşümün somut sonuçları kısa sürede görüldü. Terör örgütlerinin üst kadrolarına yönelik nokta operasyonların sayısı artarken, yurt dışı kaynaklı tehditlerin Türkiye sınırlarına ulaşmadan bertaraf edilmesi mümkün hale geldi. Irak ve Suriye'de yürütülen koordineli operasyonlar, yalnızca askeri başarılar değil, aynı zamanda istihbarat destekli bir güvenlik mimarisinin inşa edildiğini gösterdi.
FETÖ İLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI OPERASYON KAPASİTESİ
Fidan döneminin en çarpıcı başarı başlıklarından biri, FETÖ yapılanmasına karşı yürütülen küresel mücadele oldu. Yurt dışına kaçan örgüt yöneticilerinin yakalanarak Türkiye'ye getirilmesi, Türkiye'nin istihbarat tarihinde bir ilke dönemi başlattı. Bu operasyonlar, MİT'in yalnızca bilgi toplayan değil, uluslararası sahada sonuç üreten bir kuruma dönüştüğünü dünyaya gösterdi.
Bu süreçte onlarca örgüt mensubunun farklı ülkelerden Türkiye'ye getirilmesi, hem hukuki hem diplomatik açıdan büyük bir koordinasyon gerektirirken, Fidan'ın yönettiği teşkilatın devletlerarası ilişkilerde nasıl etkin bir araç haline geldiğini de ortaya koydu.
DIPLOMASI MASASINA SAHADAN GELEN AKIL
Hakan Fidan'ın Dışişleri Bakanlığı görevine atanması, Türkiye'nin dış politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi. İstihbarat kökenli bir ismin diplomasiye liderlik etmesi, klasik diplomatik kalıpların ötesinde, sahadaki gerçeklikleri merkeze alan bir anlayışı beraberinde getirdi.
Bu anlayış, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde kendisini net biçimde hissettirdi. Tahıl Koridoru Anlaşması'nın sürdürülmesi için yürütülen yoğun temas trafiği, Ankara'nın kriz masalarında vazgeçilmez bir aktör olarak görülmesini sağladı. Fidan'ın yürüttüğü görüşmeler, Türkiye'nin yalnızca tarafları masaya oturtan değil, masayı ayakta tutan ülke konumuna gelmesinde etkili oldu.
ORTA DOĞU VE KÖRFEZ'DE NORMALLEŞMENİN MİMARI
Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail ile ilişkilerde başlatılan normalleşme süreci, Fidan'ın dışişleri döneminin en önemli diplomatik kazanımları arasında yer aldı. Hakan Fidan'ın Dışişleri Bakanlığı görevine gelmesiyle birlikte Türkiye, Orta Doğu ve Körfez coğrafyasında uzun süredir donuk seyreden ilişkileri sistemli bir normalleşme sürecine taşıdı. Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail ile yürütülen temaslar, ani yön değişikliklerinden ziyade güven inşasına dayalı, aşamalı ve kalıcı bir diplomasi modeli üzerine kuruldu. Karşılıklı büyükelçi atamaları, üst düzey ziyaretler ve stratejik diyalog mekanizmalarının yeniden işletilmesi, bu sürecin kurumsal zeminini oluşturdu.
Bu normalleşme adımları yalnızca siyasi başlıklarla sınırlı kalmadı. Körfez ülkeleriyle savunma sanayii, enerji, lojistik ve finans alanlarında imzalanan iş birliği protokolleri, Türkiye'nin bölgesel ekonomideki payını artırırken; Mısır ve İsrail ile geliştirilen enerji ve ticaret odaklı temaslar Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin elini güçlendirdi. Fidan'ın yürüttüğü bu çok boyutlu diplomasi sayesinde Türkiye, yıllar sonra yeniden Orta Doğu ve Körfez masalarının vazgeçilmez aktörlerinden biri haline geldi ve bölgesel dengeleri şekillendiren merkez ülkeler arasında yerini sağlamlaştırdı.
AFRİKA'DAN KAFKASYA'YA ARTAN TÜRKİYE ETKİSİ
Hakan Fidan'ın Dışişleri Bakanlığı döneminde Türkiye'nin Afrika açılımı, klasik insani yardım diplomasisinin ötesine geçerek savunma, ticaret, eğitim ve altyapı projelerini kapsayan çok katmanlı bir iş birliği modeline dönüştü. Somali'den Nijer'e, Libya'dan Etiyopya'ya kadar geniş bir coğrafyada kurulan askeri eğitim üsleri, savunma sanayii anlaşmaları ve ortak güvenlik protokolleri sayesinde Türkiye, kıtada güvenilir bir ortak olarak konumlandı. Türk savunma sanayii ürünlerinin Afrika ülkelerinin güvenlik kapasitesini güçlendirmesi, bu ülkelerle kurulan ilişkileri sadece ekonomik değil, stratejik bir zemine de taşıdı.
Bu süreçte TİKA ve Maarif Vakfı aracılığıyla yürütülen eğitim ve kalkınma projeleri, Türkiye'nin sahadaki görünürlüğünü artırırken, yerel halklar nezdinde de kalıcı bir etki oluşturdu. Sağlık altyapıları, mesleki eğitim merkezleri ve tarım destek projeleri, Türkiye'nin Afrika'da uzun vadeli bir ortak olarak algılanmasına katkı sağladı.
KRİZ YÖNETİMİNDE GÖRÜNMEYEN AMA BELİRLEYİCİ AKTÖR
Hakan Fidan'ın dış politika yönetiminde öne çıkan en önemli özelliği, krizleri kamuoyu önünde sert söylemlerle değil, arka planda yürütülen yoğun ve çok kanallı diplomatik temaslarla yönetmesi oldu. Bu yaklaşım, Türkiye'nin dış politikasını günlük dalgalanmalardan koruyan ve stratejik süreklilik sağlayan bir denge mekanizması oluşturdu.
Rusya ile Ukrayna arasında süren savaşta Türkiye'nin oynadığı arabulucu rolü bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Tahıl Koridoru Anlaşması'nın askıya alınma noktasına geldiği her dönemde, Moskova ve Kiev nezdinde yürütülen eş zamanlı temaslar sayesinde Türkiye masayı terk etmeyen tek ülke konumunda kaldı. Fidan'ın doğrudan yürüttüğü diplomasi trafiği, sadece Karadeniz'de gıda güvenliğini sağlamakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye'yi küresel krizlerde vazgeçilmez bir aktör haline getirdi.
İsrail-Filistin geriliminde de benzer bir kriz yönetimi modeli devreye sokuldu. Gazze'de yaşanan insani felaket karşısında Türkiye'nin hem Batılı ülkelerle hem de bölge aktörleriyle temaslarını kesintisiz sürdürmesi, Fidan'ın sahaya hâkim diplomasi anlayışının bir yansıması olarak değerlendirildi. Bu süreçte yürütülen temaslar, Türkiye'nin yalnızca taraflardan biri değil, insani yardım ve ateşkes girişimlerinde güvenilir bir arabulucu olarak konumlanmasını sağladı.
Karadeniz güvenliği ve Montrö rejimi etrafında yaşanan tartışmalarda da Fidan'ın kriz yönetimi belirleyici oldu. NATO müttefikleri ile Rusya arasında artan gerilimin Türkiye'yi doğrudan hedef haline getirmemesi için yürütülen hassas diplomasi, bölgesel istikrarın korunmasında Ankara'yı kilit aktör haline getirdi. Bu denge politikası sayesinde Karadeniz, geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmeden yönetilebilir bir kriz hattı olarak kaldı.
Aynı şekilde, Mısır ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerin normalleşme sürecinde de Fidan'ın perde arkasında yürüttüğü temaslar belirleyici rol oynadı. Yıllar süren diplomatik kopukluğun ardından başlatılan karşılıklı güven inşası süreci, sadece siyasi değil, ekonomik ve güvenlik alanlarında da somut kazanımlar doğurdu. Bugün Türkiye'nin bölge ülkeleriyle yeniden kurduğu güçlü bağlar, bu sabırlı ve sessiz diplomasinin ürünü olarak görülüyor.
Hakan Fidan, MİT Müsteşarlığı döneminde kurduğu saha ve istihbarat temelli güvenlik mimarisini, Dışişleri Bakanlığı görevinde krizleri yöneten, masayı ayakta tutan ve Türkiye'yi küresel dengelerin merkezine taşıyan çok boyutlu bir diplomasi gücüne dönüştürmüş durumda. Türkiye'nin bugün uluslararası platformlarda daha saygın, daha etkili ve daha ağırlığı hissedilen bir aktör haline gelmesinin arkasında, görünmeyen ama belirleyici bu liderlik profili bulunuyor. Muharrem Değirmen Özel Haber / 3. GÖZ HRA
 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.