HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 03 NİSAN 2025, PERŞEMBE

İklim Yasası: Bizden Neler Götürecek, Neler Getirecek?

26.03.2025 13:39
İklim Yasası: Bizden Neler Götürecek, Neler Getirecek?
İklim Yasası: Bizden Neler Götürecek, Neler Getirecek?
Merhaba sevgili okurlarım,

Bu hafta sizlerle, kulağa hoş gelen ama aslında bizi birçok açıdan zorlayacak olan İklim Yasası hakkında konuşmak istedim. Evet, "iklim" deyince herkesin aklına çevreyi korumak, sürdürülebilir bir yaşam ve temiz bir dünya geliyor. Ancak bu yasa, bize neler getireceğinden çok, bizden neler götürecek buna bakmak gerekiyor.

Paris İklim Anlaşması ve Sonrası

Her şey, Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması'na imza atmasıyla başladı. O günden itibaren ülkemizde bu anlaşmaya uyum sağlamak adına birçok adım atıldı. Öncelikle bir İklim Bakanlığı kuruldu. Bunun yanında sanayi üretiminde kısıtlamalar, tarım politikalarında değişiklikler ve karbon emisyonu ile ilgili yeni düzenlemeler getirildi.

Ancak bu sürecin altyapısı, aslında küresel güçlerin dayattığı Covid-19 pandemisiyle atıldı. Hatırlayın, o günlerde "salgın nedeniyle" diye başlayan yasaklar, günlerce evlere kapanmamız, küçük işletmelerin batması ve ekonominin çöküşüyle sonuçlandı. En acısı ise, en yakınlarımızı kaybettik, acı dolu günler yaşadık. Peki, o süreç bitti mi? Hayır. Covid-19'un bir anda ortadan kalkmasıyla, Paris İklim Anlaşması'nın ikinci aşaması olan İklim Yasası hayatımıza girdi.

Yeni Kısıtlamalar Kapıda!

İklim Yasası ile birlikte, evde bakacağımız hayvanların sayısından, besleyebileceğimiz inek, keçi ve tavuk miktarına kadar birçok alanda sınırlamalar getirilecek. Yani siz köyde yaşıyorsanız ve kendi sütünü, peynirini, yumurtanı üretmek istiyorsanız, devletten izin almak zorunda kalabilirsiniz!

Düşünebiliyor musunuz? Kendi bahçenizde kaç tavuk besleyebileceğinize bile yasalar karar verecek! İşin en kötü yanı, bu kuralların yalnızca bireyleri değil, tarım ve hayvancılık sektörünü de olumsuz etkilemesi. Küçük çiftçiler "karbon salınımı" bahanesiyle üretimden uzaklaştırılırken, büyük şirketlerin fabrikasyon üretimi teşvik edilecek. Gıda fiyatları daha da yükselecek, et ve süt ürünleri lüks haline gelecek.

Bu sadece hayvancılıkla sınırlı değil. Enerji kullanımı, sanayi üretimi, ulaşım ve hatta bireysel tüketim alışkanlıklarımız bile yeni düzenlemelere tabi olacak. Karbon salınımı adı altında ek vergiler getirilecek, bireysel araç kullanımı kısıtlanacak, şehirlerde yeni yasaklar uygulanacak.

Amaç Gerçekten Çevreyi Korumak mı?

Kulağa "iklim değişikliğiyle mücadele" gibi hoş gelen bu yasanın, aslında bizi daha da fakirleştirmekten başka bir işe yaramayacağı çok açık. Gıda üretiminin büyük şirketlerin eline geçmesi, küçük üreticinin yok olması, bağımsız çiftçiliğin ortadan kaldırılması, enerji kullanımının sınırlandırılması, tüm bunlar bizi çevreyi korumaya mı, yoksa daha fazla bağımlı hale getirmeye mi yönlendiriyor?

Dün Covid-19 bahanesiyle hayatlarımızı sınırlandıranlar, bugün "iklim" bahanesiyle yaşam tarzımıza müdahale ediyor. Özgürlüklerimiz giderek daha fazla kısıtlanırken, buna karşı nasıl bir tepki vereceğiz? Yoksa her seferinde yeni bir bahane ile daha fazla kontrol edilmeye alışacak mıyız?

Sevgili okurlarım, bu yasa sadece bir başlangıç. Önümüzdeki süreçte bizi nelerin beklediğini hep birlikte göreceğiz. Ama şunu unutmayalım: Bizim olanı, bize ait olan yaşam biçimini, üretim hakkımızı ve özgürlüğümüzü kimseye teslim etmemeliyiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
logo

   E-posta: bilgi(@)ucuncugozgazetesi.com
Tüm hakları Üçüncü Göz Gazetesi adına saklıdır: ©2019-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.