Türk milleti, binlerce yıldır Oğuz Töresi ile şekillenmiş bir iradenin, cesaretin ve bağımsızlık aşkının temsilcisidir. Oğuz Kağan'ın "Gök girsin, kızıl çıksın!" diyerek yemin ettiği bu kadim miras, Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na kadar süregelen bir mücadele ruhunu bizlere miras bırakmıştır. Oğuz Töresi, savaş meydanında korkusuzca savaşmayı, milletin bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutmayı emreder. İşte Çanakkale, bu törenin en büyük sahnelerinden biridir. Ve bu sahnede, milletin kaderini değiştiren en büyük isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.18 Mart, Türk milletinin varoluş mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Çanakkale Zaferi, yalnızca bir savaşın kazanılması değil, aynı zamanda milletin iradesinin, azminin ve bağımsızlık aşkının ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu zaferin en büyük mimarı, elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ne yazık ki, her yıl Çanakkale'yi anarken Atatürk'ün adını bile anmaktan çekinen, hatta onu yok saymaya çalışan bir kesim var. Ancak tarih, gerçeği asla unutturmaz: Atatürk'süz Çanakkale anlatısı, eksik ve yanlış bir anlatıdır!
Türk milleti tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük uğruna büyük mücadeleler vermiştir. Oğuz Kağan'ın torunları olarak, geçmişten bugüne gelen töremiz, savaş meydanlarında bile onurlu bir duruş sergilemeyi, vatan için can vermeyi öğütler. Çanakkale de işte bu törenin en büyük örneklerinden biridir. Atatürk, Çanakkale'de sadece bir komutan değil, aynı zamanda bu törenin modern çağdaki en büyük temsilcilerinden biri olmuştur. O'nun "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" sözü, tıpkı Oğuz Kağan'ın askerlerine verdiği emirler gibi, bir milletin kaderini belirlemiştir.
Bazıları, Çanakkale'nin bir "kolektif zafer" olduğunu ve Atatürk'ün adını ön plana çıkarmaya gerek olmadığını iddia ediyor. Elbette Çanakkale bir milletin zaferidir, ancak tarih boyunca büyük zaferler büyük liderlerle kazanılmıştır. Çanakkale Savaşları'nda en kritik noktalarda Atatürk'ün komutasındaki birlikler düşmanın ilerleyişini durdurmuş, savaşın kaderini değiştirmiştir. Özellikle Conkbayırı ve Anafartalar'da gösterdiği üstün liderlik sayesinde, Türk ordusu İngiliz ve Anzak kuvvetlerini durdurmayı başarmıştır. Eğer Atatürk olmasaydı, Çanakkale Zaferi bu şekilde kazanılamazdı. Bu, tarihi bir gerçektir ve kimse bunu değiştiremez!
Bugün bazı kesimler Çanakkale'yi anarken Atatürk'ü özellikle görmezden geliyor. Ancak bu, tarihe ihanettir! Çünkü Çanakkale yalnızca o gün kazanılmış bir zafer değildir; Çanakkale ruhu, Kurtuluş Savaşı'na da ilham vermiş, bir milletin ayağa kalkışının ilk kıvılcımı olmuştur. Mustafa Kemal'in askeri dehası ve liderlik yeteneği, Çanakkale'de olgunlaşmış, buradaki başarısı ilerleyen yıllarda Türk milletini bağımsızlığa kavuşturan en önemli faktörlerden biri olmuştur.
Bazıları "Çanakkale'de birçok komutan vardı, neden sadece Atatürk anılıyor?" diye sorabilir. Cevap çok net: Çünkü o, savaşın dönüm noktalarında en kritik kararları veren kişiydi. Atatürk'ü yok sayarak Çanakkale'yi anmak, tıpkı Fatih Sultan Mehmet'i anmadan İstanbul'un fethini kutlamaya çalışmak gibidir. Bu, mantıklı değildir!
Bugün 18 Mart'ı kutlarken, sadece kahraman şehitlerimizi değil, bu zaferin en büyük mimarını da hakkıyla anmalıyız. Çanakkale'yi anlamak, Cumhuriyet'in temel taşlarını da anlamak demektir. Çünkü Atatürk'ün liderliği, Çanakkale'de pişmiş, Anadolu'yu kurtaran iradenin mayası orada yoğrulmuştur. Eğer bugün bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bunun temelinde Çanakkale Zaferi ve onun lideri Mustafa Kemal Atatürk vardır.
18 Mart'ı kutlayan ama Atatürk'ü anmayanlara sesleniyorum: Gerçekleri görmezden gelmek, tarihi değiştirmez! Unutmayın, Atatürk'süz Çanakkale anlatısı, köksüz bir ağaç gibidir. Ne kadar süslerseniz süsleyin, özü yoksa o anlatı ayakta kalamaz.
Bizler Oğuz Töresi'ne bağlı, tarihine sahip çıkan Türk milleti olarak diyoruz ki: Çanakkale'yi anmak demek, Atatürk'ü anmak demektir.
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.