ÇİFTÇİYE SU KISITLAMASI, SANAYİYE SINIRSIZ KULLANIM
Söke Ovası'nda Kül Depolama Planı Tarımı ve Yerleşimleri Tehdit Ediyor
03.02.2026 14:50
KUTLU PARTİ Çevre, Şehircilik ve İskân Politikaları Başkanı Şule Tuntaş, Söke Ovası'nda planlanan sanayi külü depolama alanına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Tuntaş, Türkiye'nin en verimli tarım havzalarından biri olan Söke Ovası'nın, kuraklık ve Büyük Menderes Havzası'ndaki kirliliğin ardından şimdi de sanayi atıklarıyla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Tuntaş, uzun yıllardır çevre kirliliği nedeniyle kamuoyunun gündeminde yer alan bir kâğıt fabrikasının, sanayi atığı olan küllerini Söke ilçesi Sofular Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ormanlık alanlara depolamayı planladığını ifade etti. Açıklamada, söz konusu alanın fıstık çamlıklarının ve tarım arazilerinin tam ortasında yer aldığı vurgulandı. ORMAN VE TARIM ALANI ÜZERİNDE 20 YILLIK KÜL DEPOLAMA PLANI Şule Tuntaş'ın açıklamasında, kül depolaması planlanan alanın yürürlükteki Çevre Düzeni Planı'nda açık şekilde "orman alanı, fıstık çamlığı ve Önemli Doğa Alanı" olarak tanımlandığına dikkat çekildi. Şirketin planlamasına göre bu alanda 20 yıl boyunca, her gün yaklaşık 384 ton sanayi külü depolanmasının hedeflendiği belirtildi. Bu miktarın toplamda yaklaşık 2,6 milyon metreküp sanayi külüne karşılık geldiğini ifade eden Tuntaş, söz konusu hacmin Söke Ovası'nın hemen yanı başında kalıcı bir çevresel risk oluşturacağını kaydetti. YERLEŞİM ALANLARINA YAKINLIK ENDİŞE YARATIYOR Açıklamada, planlanan kül depolama sahasının Sofular Mahallesi'ndeki yerleşim alanlarına yaklaşık 1 kilometre mesafede olduğu bilgisine yer verildi. Güneyyaka, Kaygılı ve Demirçay mahallelerinin de birkaç kilometrelik mesafede bulunduğu ifade edildi. Bölgedeki hâkim rüzgâr yönlerinin dikkate alındığında, sanayi küllerinin tarım arazilerine, zeytinliklere ve yerleşim alanlarına taşınmasının kaçınılmaz olduğu vurgulandı. Bu durumun yalnızca çevreyi değil, doğrudan insan sağlığını da tehdit ettiği belirtildi. BÖLGENİN TEMEL GEÇİM KAYNAĞI TEHLİKEDE Şule Tuntaş, söz konusu bölgenin boş bir arazi olmadığını vurgulayarak, Sofular ve çevre mahallelerin fıstık çamları, zeytinlikler ve arıcılık faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı alanlar olduğunu belirtti. Bölge halkının temel geçim kaynağının bu üretim faaliyetleri olduğunu ifade eden Tuntaş, çam fıstığı, zeytin ve bal üretiminin merkezinde bulunan bir alana kül depolama sahası kurulmasının telafisi güç sonuçlar doğuracağını dile getirdi. YATAĞAN ÖRNEĞİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Açıklamada, Yatağan'da yıllardır kül depolama alanlarının tarımı, suyu ve insan sağlığını olumsuz etkilediği hatırlatıldı. Toprağın verimsizleştiği, hava kalitesinin düştüğü ve birçok yerleşim alanının zamanla boşaldığına dikkat çekildi. Söke için planlanan tablonun da bundan farklı olmadığı belirtilirken, burada söz konusu olan alanın Büyük Menderes Havzası ve Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Söke Ovası olduğu vurgulandı. ÇİFTÇİYE SU KISITLAMASI, SANAYİYE SERBESTLİK Şule Tuntaş, Söke Ovası'nda çiftçilerin ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Aydın Valiliği tarafından kuraklık gerekçesiyle bu yıl tarımsal sulamaya yüzde 50 oranında kısıtlama getirileceğinin açıklandığını hatırlatan Tuntaş, pamuk üreticilerinin yeterli suya erişemediği için üretimden çekilmek zorunda kaldığını ifade etti. Buna karşın aynı ovada faaliyet gösteren kâğıt ve çimento fabrikalarının milyonlarca metreküp yeraltı suyunu kullanmaya devam ettiğini belirten Tuntaş, şimdi de bu su havzalarının yakınına sanayi külü depolanmasının planlandığını söyledi. SÖKE SANAYİ BASKISI ALTINDA Açıklamada, Söke ilçesinin uzun yıllardır çimento ve kâğıt fabrikaları arasında sıkışmış durumda olduğu, toz, duman ve çevresel kirlilik sorunlarının bölge halkını olumsuz etkilediği ifade edildi. Mevcut sorunlara ek olarak kül depolama sahasının gündeme gelmesinin endişeleri artırdığı kaydedildi. Şule Tuntaş, daha önce bu sanayi küllerinin çimento fabrikalarına gönderildiğinin bilindiğini, ancak maliyet gerekçesiyle artık doğrudan Söke'nin toprağına gömülmesinin planlandığını dile getirdi. Ayrıca Temmuz 2024 ve Şubat 2025 tarihlerinde yaşanan atık sahası yangınlarını hatırlatarak, bu yangınlar sırasında günlerce Söke üzerine kül yağdığını belirtti. HUKUKİ BOYUT: KAMU YARARI TARTIŞMALI Tuntaş, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na göre mutlak tarım arazileri ve dikili tarım alanlarının sanayi ve atık depolama amacıyla kullanılmasının yasak olduğunu hatırlattı. İstisnai durumlarda dahi kamu yararı kararı alınabilmesi için alternatif alanların bulunmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Ormanların, fıstık çamlıklarının ve tarım alanlarının ortasında kül depolanmasının hukuken de kabul edilemeyeceğini vurgulayan Tuntaş, burada kamu yararı değil, şirketlerin maliyetlerini düşürme amacı bulunduğunu söyledi. "BU BİR ÇEVRE DEĞİL, GELECEK MESELESİ" Şule Tuntaş açıklamasında, konunun yalnızca bir tesis tartışması olmadığını belirterek, meselenin Söke'de tarımsal üretimin sürüp sürmeyeceği, pamuk üretiminin tamamen yok olup olmayacağı, suya erişimin kimin için öncelikli olacağı ve ormanlar ile zeytinliklerin korunup korunmayacağı sorularını doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti. Söke Ovası'nın yıllardır üretim yaparak ülkeyi beslediğini belirten Tuntaş, bugün susuz bırakılan çiftçi ile önü açılan sanayi arasında açık bir tercih yapıldığını söyledi. Sürecin kamuoyu adına kayıt altına alındığını vurgulayan Tuntaş, gerektiğinde bunun hesabının sorulacağını ifade etti. Haber-Muharrem Değirmen / 3. Göz HRA
Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir.